
Bir zamanlar şehirlerin kalbi meydanlarında atardı. O meydanların en güzel köşesinde ise gökyüzüne doğru yükselen, dört bir yanından zamanı gösteren bir saat kulesi bulunurdu.
İnsanlar zamanı öğrenmek için telefonlarına değil, başlarını kaldırıp o kulelere bakarlardı. Belki de bu yüzden saat kuleleri yalnızca taş ve demirden yapılmış yapılar değil, bir şehrin hafızasıydı.
Osmanlı topraklarında saat kulesi geleneği XVI. yüzyılın sonlarında başladı. 1577 yılında Banaluka’da Ferhad Paşa Camii’nin yanında inşa edilen saat kulesi, bu geleneğin erken örneklerinden biriydi. XVIII ve XIX. yüzyıllarda yaygınlaşan saat kuleleri, özellikle Sultan II. Abdülhamid’in 1901 yılında tahta çıkışının 25. yılı münasebetiyle vilayetlere gönderdiği iradeyle Anadolu’nun dört bir yanına yayıldı.
Peki, bu kuleler ne işe yarıyordu?
Elbette zamanı göstermekten çok daha fazlasına…
Çarşı esnafı dükkânını açarken, pazara gelen köylü alışverişini yaparken, insanlar bir randevuya yetişmeye çalışırken gözlerini bu kulelere çevirirdi. Şehirde yaşayan binlerce insan, aynı saatin etrafında hayatını düzenlerdi. Saat kuleleri, ortak bir zaman bilincinin oluşmasına da katkı sağladı.
Ama işin bir de gönül tarafı vardı.
Belki bir insan namaz vakti için bu saate bakıyordu. Belki gurbetten dönen bir evlat, yıllar sonra babasıyla o meydanda buluşuyordu. Belki de bir anne, okuldan dönecek çocuğunun yolunu kulenin gölgesinden gözlüyordu.
Yıllar geçti. İnsanlar değişti, şehirler büyüdü, zamanın ölçüsü değişti. Artık herkesin cebinde bir saat, elinde bir telefon var. Fakat o eski kuleler hâlâ meydanlarda duruyor.
Kim bilir, kaç ayrılığa, kaç kavuşmaya, kaç sevince ve kaç gözyaşına şahit oldular?
Belki de saat kulelerinin bize hatırlattığı en önemli gerçek şu:
Saat zamanı gösterir ama zamanın içinde yaşananları asla anlatamaz.
Çünkü akrep ve yelkovan ilerler; fakat insanın hatıraları bazen aynı saatin altında öylece kalır.
MİMARİDEN SANATA, TAŞTAN ZAMANA…
Osmanlı saat kuleleri, yalnızca mühendislik ve zaman ölçme ihtiyacının ürünü değildi; aynı zamanda dönemin mimari zevkini, estetik anlayışını ve sanat birikimini yansıtan eserlerdi. Taş işçiliğinden ahşap detaylarına, zarif kemerlerinden kubbelerine, kitabelerinden saat kadranlarına kadar her ayrıntıda bir sanat anlayışı saklıydı. Kimi bir caminin yanı başında, kimi bir meydanın ortasında yükselen bu yapılar, bulundukları şehrin mimari kimliğinin bir parçası hâline geldi. Belki de onları değerli kılan yalnızca zamanı göstermeleri değil, zamanı güzellikle buluşturmalarıydı. Çünkü gerçek sanat, sadece göze hitap eden değil, yıllar geçse de insanın ruhunda iz bırakan eserdir.
Dolmabahçe Saat Kulesi – İstanbul
1890-1895 yılları arasında II. Abdülhamid tarafından yaptırıldı. Sarkis Balyan’ın mimari imzasını taşıyor. Neo-Barok ve Ampir üslubuyla yazının sanat yönünü güçlendirecek en güzel örneklerden.
İzmir Saat Kulesi – İzmir
1901 yılında inşa edildi. 25 metre yüksekliğindeki kule, taş işçiliği ve zarif süslemeleriyle Osmanlı şehir mimarisinin en tanınmış eserlerinden.
Büyük Saat Kulesi – Adana
1881’de yapımına başlandı, 1882’de tamamlandı. 32 metrelik yüksekliğiyle dönemin mühendislik ve taş ustalığının dikkat çekici örneklerinden.
1889-1890 yıllarında yaptırıldı. Taş süslemeleri, kitabeleri ve mimari ayrıntılarıyla özellikle sanat ağırlıklı bir fotoğraf için çok uygun.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
MİT Başkanı İbrahim Kalın'dan Ezber Bozan Açıklama: "Sorun Filistin Değil, İşgaldir" Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT)…
Gazze’de Yağmur Felaketi: Çadırlar Sular Altında Kaldı İsrail saldırıları nedeniyle evlerini kaybeden binlerce Filistinli, bu…
Yunan Basınından “Fransa, Türkiye-Libya Mutabakatını Tanıdı” Yunanistan merkezli Pronews, Fransa’nın Ankara’ya yazılı bildirimde bulunacağı iddiasını…
İran'dan Çarpıcı Askeri Mesaj: "Yeni Bir Çatışmada Dünyayı Şaşırtacak Kabiliyetler Devreye Girecek" İran Devrim Muhafızları…
SEÇİMLERDE TAĞUT ŞEYTANDAN ARINMADI Kuran-ı Kerim Nisa Suresi 76. ayet şöyle buyuruyor: اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يُقَاتِلُونَ…
SİSTEM Mİ SORGULANMALI, SEBEP OLDUĞU SONUÇLAR MI? Modern toplumların ve entelektüel çevrelerin en büyük yanılgılarından…