
Modern toplumların ve entelektüel çevrelerin en büyük yanılgılarından biri, karşı karşıya kaldıkları ahlaki, ekonomik ve toplumsal yozlaşmaları sistemden bağımsız, münferit birer “arıza” olarak görmeleridir. Oysa her toplumsal kurgu, kendi içinde kusursuz bir paradigmatik bütünlük arz eder. Sistemi oluşturan en küçük cüz bile, bütünden koparılamaz ve bütünden bağımsız olarak yargılanamaz. Bu bağlamda, köklü bir eleştiri getirmek yerine yalnızca sistemin ürettiği sonuçları tartışmak, bataklığı kurutmak yerine sivrisineklerle savaşmaktan farksız bir entelektüel açmazdır.
Her ideoloji, izim veya dünya görüşü, tıpkı organik bir organizma gibi çalışır. Nasıl ki İslam dini, en küçük parçasını bile kendisinden bağımsız değerlendirilmesine müsaade etmiyorsa, modern seküler ve kapitalist düzen de kendi kurumlarının bağımsızca sorgulanmasını kabul etmez. Parçaları bütünden ayırmak, sistemin doğasını ve işleyiş yasalarını bilmemektir. Bugün seküler kurguda işleyen kurumların sebep olduğu sonuçları, sistemin kendisini kutsayarak eleştirmek, Türkiye aydınının içine düştüğü en derin tezatlardan biridir.
Bu yapısal körlüğün en somut örneği faiz tartışmalarında yaşanmaktadır. Cari sistemin iktisadi temeli bizzat kapitalizm ideolojisi ve faiz mekanizması üzerine kurulmuştur. Devlet, kendi ekonomik varlığını faiz ile yürütmekte, bizzat bu kurumlar aracılığıyla iş görmektedir. Hatta sistem, kendi vatandaşından geciken ödemeler için bile faiz talep eden resmi bir mekanizmaya sahiptir. Böyle bir yapıda, siyasi aktörlerin dini metinlere referans vererek “nas var” çıkışları yapması, hamaset söyleminden ve kitleleri konsolide etme çabasından öteye geçemez. Temeli faiz olan bir düzende, faize karşı tedbir alınmasını talep etmek mantıksal bir imkânsızlıktır.
Aynı paradigmatik bütünlük ahlaki ve sosyal alanda da hüküm sürmektedir. Bu siyasi düzende kumardan, fuhuştan ya da alkol tüketiminden gerçek anlamda şikâyet etmek ve devletin bunlara karşı radikal önlemler almasını beklemek sistemin doğasına aykırıdır. Devletin bizzat resmi kumar kurumlarını işlettiği bir düzende, sadece “yasa dışı” kumarın hedef alınması ahlaki bir kaygıdan değil, devletin hazinesine girecek olan kazanç kaybını önleme motivasyonundan kaynaklanır.
Benzer şekilde, bizzat devletin ruhsat verip yasallaştırdığı, üzerinden vergi topladığı fuhuş hanelerin varlığı ve zina eyleminin Avrupa uyum yasaları kapsamında suç olmaktan çıkarılması, sistemin ahlak kodlarının nerede durduğunu netçe göstermektedir. Alkol fabrikalarına ruhsat verip, buralardan elde edilen vergiyi hazinesine koyan bir yapının alkole karşı alacağı “tedbir”, sadece yasa dışı ve vergisiz üretimin önüne geçmekle sınırlı kalacaktır.
Sonuç olarak, parçaların sistemin işleyişi dışında tartışılmasına mevcut düzen asla müsaade etmez. Kurumsal kurgu faiz, kumar, fuhuş ve alkol gibi unsurları meşru birer gelir kapısı ve çark olarak görüyorsa, eleştirinin okları bu sonuçlara değil, bu sonuçları yasal ve zorunlu kılan cari sistemin doğrudan kendisine yönelmelidir. Gerçek bir entelektüel duruş, sonuçların gölgesinde kaybolmayı değil, bütünü var eden paradigmanın kendisiyle hesaplaşmayı gerektirir.
MİT Başkanı İbrahim Kalın'dan Ezber Bozan Açıklama: "Sorun Filistin Değil, İşgaldir" Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT)…
Gazze’de Yağmur Felaketi: Çadırlar Sular Altında Kaldı İsrail saldırıları nedeniyle evlerini kaybeden binlerce Filistinli, bu…
Yunan Basınından “Fransa, Türkiye-Libya Mutabakatını Tanıdı” Yunanistan merkezli Pronews, Fransa’nın Ankara’ya yazılı bildirimde bulunacağı iddiasını…
İran'dan Çarpıcı Askeri Mesaj: "Yeni Bir Çatışmada Dünyayı Şaşırtacak Kabiliyetler Devreye Girecek" İran Devrim Muhafızları…
SEÇİMLERDE TAĞUT ŞEYTANDAN ARINMADI Kuran-ı Kerim Nisa Suresi 76. ayet şöyle buyuruyor: اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يُقَاتِلُونَ…
MODERN DÜNYADA İSLAM’A ŞEKİL VERME YARIŞI “Hangi İslam?” sorusu, modernleşme serüvenimiz boyunca her entelektüel krizde…