islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,7832
EURO
17,4971
ALTIN
976,05
BIST
2.443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Pazar Açık
28°C
Pazartesi Açık
29°C
Salı Parçalı Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
29°C

Bugünkü Ortadoğu politikasını İsrail’in hedefleri şekillendiriyor

Bugünkü Ortadoğu politikasını İsrail’in hedefleri şekillendiriyor
12.01.2017
A+
A-

Aşağıda bir televizyon programında söylediklerini aktaracağımız Kenneth O’Keefe’yi önce tanıcı bilgiler sunacak sonra da konuşmasını nakledeceğiz.

Kenneth O’Keefe Kimdir?

Kenneth O’Keefe, eski Amerikan deniz komandosu ve savaş karşıtı aktivist.

Birinci Körfez Savaşı’na donanma komandosu olarak katıldı. Daha sonra savaş karşıtı bir aktivist olarak eylemlerde bulundu. 2003 yılında Irak savaşını önlemek için “canlı kalkan” olarak Bağdat’a gitti. İngiltere’de Filistinli Fadiwa Dajani ile evlendi. Irak Savaşı nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığını reddeden O’Keefe, büyükannesinin İrlandalı olması nedeniyle İrlanda vatandaşlığına geçti. O’Keefe Ağustos 2008’de Özgür Gazze Hareketi’nin Gazze ablukasını kırma amacıyla gönderdiği gemilerden birine kaptanlık yaptı ve kendisine Filistinliler tarafından Filistin vatandaşlığı verildi.

Mayıs 2010’da İsrail ordusunun saldırısına uğrayan Gazze filosuna katıldı. Saldırısı sırasında iki İsrailli deniz komandosunun silahlarını ele geçirdi. Bütün aktivistlerin Türkiye’ye sınır dışı edilmesinin ardından Gazze’ye gitmekte ısrar ettiği için İsrail askerleri tarafından dövüldü. Daha sonra İsrail’de can güvenliği kalmadığı için Türk Hava Yolları uçağı ile kanlı elbiseleriyle İstanbul’a geldi.

Kenneth O’Keefe’nin katıldığı bir tv programındaki konuşması…

Mücahitlere terör yatırımı yapan bu sözde savaşın asıl amacının, terörle mücadele ya da dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek olduğu varsayımını/önermesini reddediyorum.

Ortadoğu politikasının aslında ne olduğunu gerçekten anlamak istiyorsanız, Oded Yinon’un “1980’lerde İsrail’in Stratejisi“ni okumanız gerektiğini savunuyorum.

Bu belgedekiler, şimdiye kadar harfiyen gerçekleşti. Uzun yıllardır İsrail’in ciddi hedefleri vardı. İsrail’in temel hedefleri, “Büyük İsrail Projesi“ doğrultusunda genişlemek ve büyümekti. Bunun için genişlemesini meşrulaştıracak bir mazerete ihtiyacı vardı. Bunun için de bölgede mezhepçi nefret ve şiddetin tohumlarını ekmemiz gerekirdi. Bu planın bir numaralı hedefi Irak’tı, bunu başardık, hayır Irak bir başarısızlık değil, aslına bakılırsa bir başarıdır. Irak büyük ölçüde batmış bir devlettir, mutlak suretle bunalımdadır, mezhepçi nefret tamamen kontrolden çıkmış durumda, insanların başlarının kesildiğini, tüm bu çılgınlığı görüyoruz ve bunun bir felaket olduğunu düşünüyoruz.

Hayır, hiç de değil, gerçekte hepsi planın parçası Irak’ı üç ayrı devlete bölme planının bir parçası. Suriye’ye de baktığımızda da amacın yine aynı olduğunu görüyoruz, mezhepçi nefretin tohumlarını ek ve ülkeyi umutsuz bir duruma düşür ki bu da planladığı gibi oluyor. Komik gelebilir ama DEAŞ’ın açılımı İsrail Gizli İstihbarat Servisi olabilir.Birçok kişi çevresindeki ülkelerin parçalanmasının ve Balkanlaşmasının, İsrail devletine ya da sözde İsrail Yahudi Devleti’ne sağladığı büyük yararları görüyor/fark ediyor. Bu nedenle size söylenenlere inanıyorsanız yani herhangi biri, Obama, Bush ya da diğerleri olsun herhangi Batılı bir liderin ağzından çıkacak sözlere neden inansınlar bilmiyorum? Tüm bu insanlar gerçek yalancılardan başka bir şey değil, söyledikleri her şey gerçeğin tam tersi. Ve onların söylediği hiçbir şeyi doğru kabul etmiyorum.

Irak’ı parçalamaya yönelik politikalar ile Suriye’yi bölmeyi amaçlayanlar arasında kati bir süreklilik var. DEAŞ’ın üzerinde ABD’nin parmak izlerinin olmadığını söylemek saflıktan da ötedir. Bana şu sorunun yanıtını verin: Neden DEAŞ olsun, el Nusra olsun, ya da el Kaide bir kez olsun İsrail’e saldırmadı? Bırakın saldırmayı DEAŞ militanları Golan Tepelerinde ve hatta İsrail’de tıbbi tedavi görüyorlar. Sizce bu ne anlama geliyor? Tam bir süreklilik var; gerçek politika açıkça tasarlanan “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesinde“ gibi. Şöyle deniyor orada: “Bu küresel tam hâkimiyet hedefine ulaşmak için yeni bir Pearl Harbour’a ihtiyaç var.“ Bu olmadan ne Amerikan halkına ne de dünya milletlerine anlatamazsınız; biz dünya genelinde savaşlar açacağız, istila ve işgal yürüteceğiz; bunun için, tam hakimiyet hedefi için, denizde, havada, karada, uzayda ve siber uzayda tam kontrol sağlamak için milyaralar ve belki de trilyonlar harcayacağız. Amerika halkı bunu kabul etmez. Onlara bunu anlatamazsınız. Bunun için onlara bir yalanlar söylemeniz lazım. İşte gün be gün gördüğümüz ve yaşadığımız şey tam da bu.

Daima bir öncüye ihtiyaç olduğu meselesine gelirsek; oysa siz şimdi Rusya’dasınız, 50 yıldan uzun süre verdiğimiz Soğuk Savaş daha en başından saçmalıktı. Aslında bir Sovyet İşgali tehdidi hiçbir zaman olmadı. Ama yıllarca nükleer silahlar geliştirmek için çılgınca para harcadık. Bu, gerçek anlamda tamamen topyekûn bir kolektif deliliğe dönüştü. Bugün yine oturmuş burada Suriye’yi açıkça tamamen yok etmeyi amaçlayan bir politikayla dünyayı tehdit eden üçüncü dünya savaşı tehlikesinden bahsediyoruz.  Azıcık aklı olan biri, Beşşar Esad’ı devre dışı bıraktığımızda ortaya çıkan güçlü boşluğunun en güçlü çıkar odakları tarafından doldurulacağını bilir. O odaklar kim şuanda? Bizim dostlarımız ve müttefiklerimiz; bizim yarattığımız küçük Frankensteinler; buna ister el Kaide deyin ister en Nusra, isterseniz de son yarattığımız canavar DEAŞ, bu boşluğu bunlar dolduracaklar.

Aynen Oded Yinon’un 1980’lerde İsrail için öngördüğü stratejideki gibi. Eğer buradaki iki beyefendi o belgeyi okumadılarsa mutlaka okumalarını tavsiye ederim.

Dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da İslâm ile uzaktan yakından ilgisi olmayan sözde İslâm Devleti. Evet, İslâm’a yönelik bir savaş var. Dünyada çoğu Müslümanın idrak ettiği haliyle İslâm, birini zorla Müslüman yapmayı veya onu öldürmeyi mutlak anlamda, yüzde yüz yasaklıyor. Bu tamamen asılsızdır. Ortaçağ’da Müslüman imparatorluklar döneminde yönetimdeki Müslümanlar arasındaki kesin anlayış v e politika, kim hangi dine inanıyorsa dinini yaşamasına izin verilmesiydi ve hatta Müslüman İmparatorluklara vergi vermeye bile zorlanmıyorlardı. Bununla birlikte insanların kendi dinlerini sürdürmeleri halinde vergi ve benzeri nimetlerden faydalanmalarının önünde engel yoktu. Uzun lafın kısası hiçbir Müslüman, sadece din değiştirmiyorlar (Müslüman olmuyorlar) diye erkekleri, kadınları ve çocukları infaz etmeyi meşru görmez. Bu insanlar Müslüman olamaz. Onlar, Birleşik Devletler canavarı ve onun yardakçıları İsrail, İngiltere ve diğerlerinin yarattığı canavarlar. Bu canavarları ABD’nin özünü oluşturan asla bitmeyen savaş politikasını ve devam eden cinnet halini meşrulaştırmak için bilinçli olarak yaratıldılar.

İşte tam olarak bu sebeple ben de ABD vatandaşlığından çıktım. Bu delilik, dünya için büyük bir tehdit dışında başka bir şey olarak düşünülemez.

Çok açık çözümler var. Bir tanesi, ABD Kongresi ve Beyaz Saray’daki ABD anayasası üzerine yemin eden hainler tutuklanmalı. Bir şekilde Amerikalılar kılını bile kıpırdatmadan izlerken Başkanın, herhangi bir ABD vatandaşının herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda gözaltına alınması yetkisi var. Hiçbir temsil yetkisi olmadan, hukuki süreç gözetmeksizin, kimliğini gizleyerek ve teorik olarak askeri mahkemede gizlice yargılayıp idama mahkûm edilip infaz edilebilir. Tüm bunlar sözüm ona ABD anayasası çerçevesinde işletilir. Evvela tüm bu hainler tutuklanmalı. Netenyahu birkaç yıl önce Kongre’ye geldiğinde korkak, tavşan yürekli 29 hain tarafından ayakta alkışlandı. Yani Amerikalı yurtseverler ayağa kalkıp, cesaretini toplamalı eninde sonunda birlik içinde bu hainlerden kurtulmalı.

İkincisi İsrail’in tüm finansmanının kesilmesidir. İsrail, Black’in hukuk terimleri sözlüğüne göre kelimenin yasal anlamıyla sözlük anlamıyla aktif soykırım politikaları izleyen korsan bir devlet, suçlu devlettir. Bu ülkeyle ilişkiler derhal kesilmelidir. Küçük İmparatorluğuna, yanlış spektrumlu tahakkümüne ve bu tarz deliliklerine son ver. Yeniden evindeki altyapıyla ilgilenmeye başla. Tüm hayatları çalışarak geçen ve kafasının üstündeki çatıyı koruyabilecek mi diye kaygılanan Amerikan vatandaşlarıyla ilgilenmeye başla. Bunların hepsi çok açık ve mantıklıdır. Tüm Amerika, mutlak tehlikelerle dolu devlet olarak tüm dünyanın nefret ettiği ve içerlediği bir yer olmaya devam ederek tüm dünyaya Üçüncü Dünya Savaşını getirebilir.

Ciddi bir takım hükümet değişikliklerine ihtiyacımız var. Bu da hainlerden kurtulmakla olur.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.