islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,5855
EURO
18,4335
ALTIN
1.024,75
BIST
3.536,41
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Az Bulutlu
21°C
Pazartesi Az Bulutlu
21°C

Bütün ‘İzm’ler Hakka Dayanmadığı İçin Hükümsüzdür

Bütün ‘İzm’ler Hakka Dayanmadığı İçin Hükümsüzdür
29.06.2019
A+
A-

Vladimir Putin: Liberalizm Artık Hükümsüz Hâle Gelmiştir

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Japonya’nın Osaka kentinde başlayan G20 zirvesi öncesi, Financial Times gazetesine verdiği röportajda liberalizmin “hükümsüz hale geldiğini” söyledi. Rus lider, ekonomist Francis Fukuyama‘nın “her şeyin çözümü liberalizm” görüşünün aksine, liberalizmin artık hükümsüz hale geldiğini belirtti. Fukuyama, Sovyetler Birliği’nin dağılması ile sosyalizmin sona erdiğini bunun liberalizmin zaferi olduğunu savunmuştu. Putin “Bu liberal fikir, hiçbir şey yapılmasının gerekmediğini varsayıyor. Göçmenler hesap vermeden öldürebilir, yağmayabilir çünkü göçmen olarak hakları korumalıdır.” diye konuştu.

Bütün ‘İzm’ler Hakka Dayanmadığı İçin Hükümsüzdür

Bütün çağdaş ‘izm’ler, başta liberal demokrasi olmak üzere özgürlükleri, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve piyasa ekonomisi çerçevesinde faizli ekonomi modelini savunur. Her “izm” kendine göre bazı artı özelliklerini ön plânda tutarak, kendi sistemlerinin insanlık için daha iyi olduğunu iddia eder. Komünizm ve sosyalizm tarihe karıştı. Eski kapitalist sistem makyajlanarak, liberalizm adı altında daha insanî bir görünümle ortaya çıkmasıyla liberal demokrasi, kendi zaferini ilan etti.

Liberal devletlerin ekonomi modeli de kapitalist sistemin bir parçası olan faizli finans sistemine dayanır. Liberal devlet modeline sahip olan ABD ve bazı Avrupa ülkeleri, güçlü ekonomileriyle dünyaya hâkim olurken, liberalizmle övünmekteydiler. Ama ne zaman Çin ve Japonya gibi Doğu ülkeler, küresel rekabet ortamında liberal devletlerin ihraç potansiyellerini sarsıntıya uğratmaya başladı ve bizzat o ülkelerde de mallarını artan oranla satmaya başladı bakıyorsunuz ki başta ABD olmak üzere bazı liberal devletler, hemen çok övündükleri o liberal ilkelerini unutarak, küresel serbest piyasa ekonomisine darbe vurmakta bir sakınca görmüyorlar.

ABD, Çin’e ve ekonomisi büyüyen diğer ülkelere kota ve vergiler uygulamak suretiyle kendi ekonomisini koruma altına alarak, haksız rekabet ortamı oluşturmak istemektedir. Daha dün, kendileri küresel liberalizm’den yararlanan Batı ülkeleri, menfaatlerdeki değişimin kendi aleyhlerine olmaya başladığı anda itibaren hemen koruyucu tedbirlere başvurmaktadır.

Avrupa’da bu kısıtlayıcı yaklaşımını daha çok göçmen politikalarında yapmaktadır. AB’ye aday ülke olan Türkiye’ye halen serbest dolaşım hakkı verilmediği gibi kendi ülkelerine şu veya bu sebeple iltica etmek isteyen insanlara her türlü zorluk, zorbalık uygulamaktadır. Hani sizin liberal düşünceleriniz? Menfaatler, kendi aleyhlerine geliştikçe, başkaları için gönül birliğinde bulunmak, onlar için fedakârlıkta bulunmak, nefislerine ağır gelmektedir. Dolayısıyla liberalizmi savunan siyasetçiler dahî, popülizme müracaat ederek, göç konusunda olduğu gibi halkın tepkisini daha da gün ışığına çıkartarak, demokratik tepki için zemin hazırlamakta ve “ne yapalım halkımız göçmenleri istemiyor, biz ilk önce kendi halkımızın refahını düşünmeliyiz” diyerek sözde liberal demokrat oluyorlar.

Liberal demokrasi de özellikle kritik durumlarda nihayetinde yabancı düşmanlığına yol açacak kadar milliyetçi, şovenist ve ikiyüzlüdür. Kalplere Hak duygusu, vicdanî merhamet, adalet bilinci yerleştirmeyen her ‘izm’, netice itibariyle gayri fıtrîdir ve küresel çapta sürdürebilirliği mümkün değildir. Hakkı ve insanlığı üstün tutan sistem, İslâm’dır. Müslümanlar, bu bilince varsa ve İslâmî sistemi hayata geçirecek kadar kapasiteli ve liyakatli olsa, sadece Müslüman kitleler değil insanlar da ferahlayacaktır ve küresel barış ve dayanışma tesis edilebilecektir.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.