
ÇARE: DEVLET DENETİMLİ VE DESTEKLİ BORSACILIKTIR
KKM Belasına uğramamak için 24/12/2021 tarihli yönetime yaptığımız teklif:
Hükümetimiz farkında mıdır bilemem ama faizle mücadele edilirken bile bu güne kadar olduğu gibi şimdilerde de bankacılık sistemine güç kazandırıyoruz. Ama halkımız hükumetin çağrısı ile altınını ve dövizini artık bozdurmuyor, iyi de ediyor. Çünkü Halkın birikimi Ülkemizin bit tür teminatıdır.
Dövizle aşırı borçlanma, tarımı ve hayvancılığı ihmal etme ve özelleştirmeyi halka değil şahıslara yönelik yapma ve insanımızın ahlaken çökertilmesi gibi sebeplerle ekonomimiz zora girdi. Elbette dış düşmanlara da kendi ellerimizle fırsat vermiş olduk.
Kendisini korumak isteyen halk da dolara hücum etti. Bu tehacümü engellemek için kur farkını da üstlenen bir uygulama geliştirdik. Vatandaşı belki bininci defa bankacılık düzenine yönlendirdik.
Bankacılık bu mevduatların onbeş-yirmi katını faizli kredi olarak kullandıracak. Bakınız son verilere göre milli olmayan CumhuriyeT (CumhuriyeTİ değil) Merkez Bankasının basılı para miktarı 241 milyar ama bankaların verdiği kredi miktarı dört onda iki (4.2) tirilyon.
(Şimdilerde basılı para miktarı takriben 800 milyar, 2024’de verilen kredi yaklaşık 20 tirilyon. TCMB aracılığı ile apaçık bir soygun,)
Merkez Bankası bankalara yüzde 14 ile faiz verirken bankalar yatırımcıya asgari yüzde 23-25 faizle borç veriyor. Bu fahiş faizlerle nasıl üretim yapılıp istihdam ve refah sağlanacak. Ciddi kur farkları oluşursa -ki oluşabilir- bu farkların ödenebilmesi için yeniden borçlanmaya gidilmeyecek mi?
Bize göre girilen yol sorunludur ve çıkmazdır.
Eğer biz bilgiye ve belgeye dayalı olarak halkın elinde 250 milyar dolarlık bir birikim var olduğuna inanıyorsak bunu doğrudan yatırımlar ve yatırımcılarla buluşturmalıyız. Bunun yolu da Borsaya yönelmek ve yönlendirmektir.
Ne demek istiyoruz?
Geliniz 25 Mart 2021 de sitemizde yayınladığımız makalemizi yeniden okuyalım:
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nde vatandaşlara şöylece çağrıda bulundu:
“Milli servetimiz olan evlerindeki döviz ve altını, çeşitli finans araçlarına yatırarak, ekonomiye ve üretime kazandırmalarını istiyorum.“
Cumhurbaşkanımızın bu çağrısını uyulması gerekli vatandaşlık görevi olarak algılayabiliriz. Algılamalıyız da. İyi de nereye yatıracağız?
Ülkemizin kanını emen faiz sisteminin kurumları olan bankalara yatırarak günahkâr mı olacağız? Üstelik bankacılık sistemine yatırdığımız altın ve dövizlerimizle zalim faizcilere kazandırırken, ödenecek faizi fakir milletimize ödetip sosyal sefalete aracılık mı yapacağız/nefislerimize ve toplumumuza zulüm mü edeceğiz?
Bu güne kadar böyle oldu. Mevduatlara devlet garantisi vererek halkı iğfal ile bankacılığı semirttiğimiz yetmedi mi?
Sayın Cumhurbaşkanım! Bu çağrınıza icabet etmeyi hayra dönüştürerek ülkemiz ekonomisine canlılık kazandırabiliriz.
Size Faize Alternatif Çözüm Olarak Devlet Denetimli ve Destekli Borsacılık sistemini teklif ediyorum. Bu sistemi 15 Haziran 2017’de duyurmuştum. Güncelleyerek arz ediyorum:
1.) Devlet, şartları uygun bütün şirketleri özendirerek Borsaya yönlendirmeli ve onları sürekli denetim altında tutmalıdır.
2.) Halkımız da Diyanet, TOOB ve diğer sivil örgütler aracılığıyla borsaya yönlendirilerek devletin denetimi altındaki şirketlerin/fabrikaların hisse senetlerini almaya teşvik edilmeli ve banka mevduatlarına garanti verildiği gibi hisse sendi alan vatandaşlara da garanti verilmelidir.
3.) Böylece İş adamlarımız da parasal ihtiyaçlarını bankalardan çekecekleri faizli kredi yoluyla değil hisse senetlerini satarak sağlamalıdır.
4.) Devletin güvencesi altında faize alternatif olarak devreye sokulacak bu sisteme katkı vermek faizle ve fakirlikle mücadele olarak da kültürel cihad olarak ibadettir.
Bu sistem İslâm’a göre meşrudur, alt yapımız da hazırdır. Önemli olan doğrudan yatırımlarla bizzat kullanılamayacak küçük ve büyük miktarlardaki Türk parası, altın ve dövizlerin atıl halde tutulmayıp ekonomiye kazandırılmasının Rabbimizin buyruğu/muradı olduğunun iyice açıklanabilmesidir. Bu yapılabildiği takdirde Müslüman halkımızın Rabbinin buyruğuna itaat ederek küçük de olsa yatırımlarını devlet garantisindeki borsa hisselerine yönlendireceğinden şüphe etmiyoruz.
Şimdi değinilen bu sistemimizin Rabbimizin de muradı olduğuna açıklık getirelim:
Rabbimiz el-Bakara 219’da zaruri harcamaların dışındaki küçük-büyük birikimlerin İnfak edilmesini emrederek şöyle buyuruyor:
“(Ey Peygamber!) Sana sarhoşluk veren içkilerden ve kumardan soruyorlar. De ki: Onların her ikisinde de hem büyük bir günah/zarar hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak yol açtıkları günahlar/zararlar sağladıkları faydalardan daha büyüktür.
Yine sana neyi İnfak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyacınızdan arta kalanını İnfak edin. İşte, Allah düşünebilmeniz için mesajlarını size böylece açıklıyor.”
Kur’ân dilinde İnfak mutlak anlamda harcamadır. Bu harcama zekât ve hayır yollarıyla olabildiği gibi Allah yolundan engellemek ve gösteriş yapmak için de olabilir. (Bakara 267; Âl-i İmran 92; Enfal 36; Nisa 38)
Her hangi bir şekilde örneğin eşe nafaka için de olabilir. (Nisa 34, Talak 7)
Biz ihtiyacımızdan arta kalanını yani yeterinden fazlasının İnfak edilmesi emrini yatırım olarak anlıyoruz. Böyle anlaşılması da gerekir. Çünkü yeterinden fazlasını İnfak etmeyi bütünüyle zekât ve hayır harcamaları olarak anlayamayız. Böyle bir görevimiz yoktur. Bize böylesi bir görev verilseydi Mevlâ’mızın da açıkladığı üzere cimrilik eder yapamazdık, üstelik de kinlenirdik. (Muhammed 36-38) İnfak emrini israf ve lüks harcamaları olarak da göremeyiz. Çünkü israf ve lüks harcamaları da haramdır. (A’raf 31; İsra 26,27; Kasas 58)
Önümüzdeki tek yol kendimizin/sanayicilerimizin ve daha geniş anlamıyla toplumumuzun yararına harcama olan yatırımdır. Küçük miktarlarda da olsa etkin devlet denetimli ve destekli borsaya yatırım yapmaktır; şirketleşmektir. Şirketleşme ise farz görevimiz olan birlikteliğin ekonomik boyutudur. (Âl-i İmran 103; Enfal 46) Birlik, kültürel, siyasî ve ekonomik olabilir.
Şirketleşme de ekonomik birliktir.
Mevcut imkânlarımızın değerlendirilmesi için ana ihtiyacımız, faiz karşıtı bir ekonomik yapıyı amaçlayacak İslâmî/Doğal zihniyet devrimidir. Bu devrimi yapacak yönetici bilincimiz ve siyasî irademiz var mı? Bunu sizi takip ederek bekleyip göreceğiz.
Sayın Cumhurbaşkanım! Çağrıda bulundunuz biz de Evet dedik. Yaratana isyanda kullara itaat edilemeyeceği için faize kapalıyız. Mademki inancınız yanı sıra insanlık fıtratınızın gereği olarak da faize yani sömürülmeye karşısınız, hakka da halka yar olmak için gösterin kendinizi. Gösterin ki sizi “bizimdir deyu” yürekten savunmaya devam edebilelim.
Ali Rıza DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…
ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2) 3. TOPLUM…