
Cezayir Fransız Diplomatlara 48 Saat Süre Verdi.
Afrika-Fransa gerilimi büyüyor
Fransa ile eski Afrika kolonileri arasındaki diplomatik kriz her geçen gün derinleşiyor. Son olarak Cezayir, aralarında içişleri yetkililerinin de bulunduğu 12 Fransız diplomattan ülkeyi terk etmelerini istedi. Cezayir yönetimi, Fransız yetkililere 48 saat süre tanıdı.
Kaçırılma iddiası krizi tetikledi
Cezayir’in kararının, Fransa’da üç Cezayirli vatandaşın tutuklanmasının ardından geldiği bildirildi. Fransız savcılar, “Amir DZ” adıyla bilinen ve hükümet karşıtı açıklamalarıyla tanınan Amir Boukhors’un Paris banliyösünde kaçırılması olayında üç Cezayirliye suçlama yöneltti. Cezayir, bu suçlamaların Fransa ile ilişkileri baltalamaya yönelik olduğunu belirtti.
Fransa’dan yanıt tehdidi
Fransa Dijital Dönüşüm Bakanı Jean-Noel Barrot, Cezayir’in sınır dışı kararına tepki gösterdi. Paris’in bu kararın geri çekilmesini istediğini belirten Barrot, aksi halde Fransa’nın karşılık vereceğini söyledi.
Afrika ülkeleri birer birer Fransa’ya kapıyı kapatıyor
Cezayir’in bu hamlesi, Afrika’da Fransa’ya karşı artan tepkinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Daha önce Burkina Faso, Mali ve Nijer de Fransız diplomatları sınır dışı etmişti. Söz konusu ülkeler, Fransa’yı içişlerine karışmakla suçluyor.
Sömürge mirası yeniden sorgulanıyor
Fransa’nın Afrika’daki eski kolonilerle ilişkileri, tarihsel sömürge geçmişi nedeniyle uzun süredir tartışmalı. Afrika halkları ve yeni yönetimler, Fransa’nın hâlâ “neo-sömürgeci” politikalar izlediğini savunuyor. Cezayir dâhil birçok ülke, Fransa’nın bu politikalarını reddederek, bağımsız dış ilişkiler geliştirmeye çalışıyor.
HABER YORUM
Ah bu Avrupa ülkeleri ah!
Afrika ülkelerini sömürerek zenginleşen ve böylece de Medeni olduğunu zanneden Avrupa, duvara toslamış durumda…
Hep söylemeye çalıştığımız gibi… “Zulüm ile abad olunmaz” gerçeğini unutmamak gerekiyor.
Fransa, Afrika kıtasında uzun yıllar süren sömürgecilik faaliyetleri boyunca birçok zulme ve insanlık dışı uygulamaya imza atmıştır. Bu zulümler hem doğrudan askeri yöntemlerle hem de siyasi, ekonomik ve kültürel baskılarla gerçekleştirilmiştir. İşte Fransa’nın Afrika’da tarih boyunca yaptığı bazı temel zulümler:
1830’da başlayan Fransız işgali, Cezayir’in kaynaklarını sömürmek ve Fransız yerleşimciler için alan açmak amacıyla yapılmıştır.
Fransız ordusu, köyleri yakmış, sivilleri katletmiş ve toplu cezalandırmalara başvurmuştur.
8 Mayıs 1945 Sétif ve Guelma Katliamı: Bağımsızlık isteyen Cezayirlilere karşı uygulanan bu katliamda resmî rakamlara göre 45 bin Cezayirli Müslüman öldürülmüştür.
1954-1962 yılları arasındaki Cezayir Bağımsızlık Savaşı sırasında yüzbinlerce sivil öldürülmüş, sistematik işkenceler yapılmıştır.
Fransız devleti, 2021’e kadar bu suçların çoğunu resmen inkâr etmiştir.
1994 yılında gerçekleşen ve yaklaşık 800 bin Tutsi’nin öldürüldüğü Ruanda Soykırımı sırasında Fransa, Hutu hükümetine silah ve lojistik destek sağlamıştır.
Soykırıma karışan grupların eğitilmesinde ve korunmasında Fransız askerlerinin katkısı belgelenmiştir.
Fransa, uzun yıllar bu rolünü inkâr etmiş, 2021’de yayımlanan bir raporda ise “ağır sorumluluk” taşıdığı kabul edilmiştir.
Senegal, Mali, Fildişi Sahili, Burkina Faso gibi Batı Afrika ülkelerinde zorla çalıştırma sistemleri uygulanmıştır.
Yerel halk, Fransız şirketlerine hizmet etmek zorunda bırakılmış, köylüler tarım ve maden işlerinde ücretsiz ve zorla çalıştırılmıştır.
Fransız sömürge yönetimi, halkın kendi topraklarını işlemesine dahi izin vermemiştir.
Nijer’de, Fransa’nın enerji devi Areva (şimdi Orano) şirketi, on yıllar boyunca uranyum madenlerini sömürmüştür.
Bu süreçte çevresel felaketler yaşanmış, halk sağlığı zarar görmüş, ancak elde edilen gelirlerin büyük kısmı Fransa’ya gitmiştir.
Nijerli halk yoksulluk içinde yaşarken, Fransa nükleer enerjiyle kalkınmaya devam etmiştir.
Fransa, sömürge ülkelerinde kendi dilini, kültürünü ve değerlerini dayatmıştır.
Afrika halklarının İslamî ve yerli kimlikleri bastırılmış, eğitim sistemleri Fransızlaştırılmıştır.
Binlerce Afrika eserini ve kutsal eşyasını Fransa’ya götürmüştür. Bugün dahi bu eserlerin iadesi tartışma konusudur.
Fransa, sömürge sonrası dönemde de “Françafrique” adı verilen gizli bir siyasi ve ekonomik ağla eski sömürgeleri kontrol etmeye devam etmiştir.
Bu sistemle, Fransa’ya sadık diktatörler desteklenmiş, bağımsızlık isteyen liderler darbelerle devrilmiştir.
Örneğin Togo, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad’da birçok liderin suikasta uğramasında Fransa’nın parmağı olduğu iddia edilmiştir. Sonuç olarak diyebilirz ki;
Sonuç olarak diyebilirz ki; Fransa, Afrika kıtasında yalnızca toprakları işgal etmekle kalmamış, aynı zamanda halkları sömürmüş, sistematik şiddet uygulamış ve kültürel kimlikleri yok etmeye çalışmıştır. Bugün bu zulümlerin etkileri hâlâ devam etmekte ve Fransa’nın bu kara geçmişiyle yüzleşmesi talep edilmektedir.