
CHP 11 Aralık 2024 basın bildirisinde şöyle buyrulmuş: !
“Suriye’nin birbirini öldüren insanların kanlı bir coğrafyası olmaya devam etmesini istemiyorsanız dünyada emperyalizmi yenen tek lider olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü okuyun ve 100 yıl önce o ne yaptıysa aynı iradeyi ve aynı kararlılığı gösterin.”
Bir insanı şu veya bu sebeple veya sebepsiz olarak sevebilirsiniz. Ama onu sahip olmadığı vasıflarla yüceltmeye kalkışırsanız sahip olmadığı vasıflarla da yermeye kalkarsınız. Kamâl Atatürk işte böyle bir duruma düşürülmüş kişidir.
Önce şu gerçeği açıklayalım:
Kamâl Atatürk imzasını kullanırken ölen kişiyi Gazi Mustafa Kemal olarak anmak onu anlamamaktır ve ona saygısızlıktır. İsminden “Gazi”’iyi ve “Mustafa’yı atan ve “Kemal”i de “Kamâl’e çeviren kendisidir. Gazi Mustafa Kemal ile Kamâl Atatürk birbiriyle zıt iki ayrı şahsiyettir.
Birisi siyasi bağımsızlıktan, diğeri kültürel bağımlılıktan yanadır.
Mustafa Kemal, işgal altındaki İstanbul Hükümeti’nin resmi bir görevle ama farklı bir vazife ile yani Kurtuluş savaşının organizesi ile görevlendirdiği kişidir. O, düşman devletlere değil yalnızca Yunan’a karşı verilen Kurtuluş savaşını yöneten 23 Nisan 1920 Meclisi’ne başkanlık etmiştir.
Şimdilerde Sevr’in bir devamı olduğu kanıtlanan Lozan’a kadar hilafetçi ve saltanatçı olan ve yerel değerlere bağlı kalan Mustafa Kemal, İstanbul işgal altında iken imzaladığımız Lozan sonrasında Batının kültürel emperyalizmine atılım yapmış bir kişidir.
İstiklal Mahkemeleri, 1925-1927 yılları arasında faaliyet gösteren ikinci döneminde dehşet saçarak iki yüzü aşkın idam kararı verip uygulamıştır. Muhalifler asılarak engeller kaldırılırken refakatin Mustafa Kemal Milletimizin onayına baş vurmadan Batıya yönelmiştir. Kendilerine karşı savaştığımız İngilizlerin, Fransızların ve İtalyanların yasaları tercüme edilerek alınmış ve harf inkılabı yapılmıştır. Anılan Batılı devletlerin yapmaya teşebbüs bile edemeyeceği kanlı bir inanç ve kültür devrimi yapılmıştır. Kendi değerlerimizden soyutlanmayı amaçlayan bu Batıcılık devrimi, bizi İslam ve Türk dünyasından koparmış, AB kapısında yarım asrı aşkındır dilenci gibi bekletilme ile sonuçlanmıştır. Sancılar devam etmektedir.
Şimdilerde hala etkin ve iktidarda olan Kamâl Atatürk, Mustafa Kemal gibi siyasi bağımsızlık mücadelesi vermek şöyle dursun yöneldiği Batıcılıkla Ülkemizi Batı emperyalizme açık ve mahkum hale getirmiştir.
61 yıldır aşağılanmış, can vermiş, bir kısmı korkudan milyonlar halinde ülkesini terk etmiş olan Suriyelilere CHP tarafından önerilen, kültürel emperyalizme kölelik değil de nedir?
Suriyeliler, bizim GAZİ dönemi Batıcılık geçmişimizi örnek alırlarsa ebediyen sömürülecekleri ortamı kendi elleriyle hazırlamış olurlar.
Dileriz bu hataya düşmezler.
Suriyelilerin yapması gereken kendi değerlerine dönüştür. Önümüzdeki on yıl içinde milletçe toparlanmayı sabırla sürdürmektir. Tunuslular ve Mısırlılar gibi İslami yönetimlerden bir iki yıl içinde problemlerinin çözümlenebileceği beklentisine girmemeleridir.
İnsan haklarına saygılı ve insancıl görevlere talip oldukları sürece inançları ne olurlarsa olsun bütün insanları Adem’in çocukları olarak potasında eritecek ve erdemler çizgisinde geliştirecek İslam onları bekliyor.
ARD
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-