
Cuma günü… Müminlerin aynı ezanla camilere koştuğu, omuz omuza saf tuttuğu, aynı kıbleye yöneldiği mübarek gün. Peki, Cuma namazı yalnızca haftada bir kılınan bir namaz mıdır? Yoksa Müslümanların bir araya geldiği, birbirinden haberdar olduğu, ümmet olma şuurunu yeniden kuşandığı haftalık bir buluşma mıdır?
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür.” (Müslim, Cum’a, 18)
Cuma gününün kıymeti, yalnızca takvimdeki yerinden değil, müminlere kazandırdığı manevi derinlikten ve birlik ruhundan gelir.
Rabbimiz, Cuma suresinin 9. ayetinde şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.”
Cuma namazı, hicretin ardından Medine döneminde farz kılınmıştır. Resulullah Efendimiz, Medine’ye hicreti sırasında Benî Sâlim yurdunda, Ranuna Vadisi’nde Cuma namazını kıldırmıştır. Böylece Müslümanların hayatında toplu ibadetin, kardeşliğin ve bir araya gelmenin önemli bir yeri olmuştur.
Cuma namazını, Müslümanların haftalık kongresi olarak düşünelim. Bir hafta boyunca ümmetin başına neler geldi? Nerede bir mazlumun ahı yükseldi, nerede bir yetim gözyaşı döktü, nerede adalet yara aldı? Müslümanlar bütün bunlardan ne kadar haberdar?
Hutbeler, işte bu noktada büyük önem taşır. Hutbe, yalnızca dinî bilgilerin aktarıldığı bir konuşma değildir; aynı zamanda Müslümanlara sorumluluklarını hatırlatan, onları iyiliğe, adalete, merhamete ve kardeşliğe çağıran bir irşat vesilesidir.
Elbette Cuma namazı, siyasi veya dünyevi bir toplantıdan da ibaret değildir. Asıl olan Allah’ı anmak, O’na kulluk etmek ve O’nun emirleri doğrultusunda hayatı yeniden gözden geçirmektir. Fakat bu kulluk bilinci, caminin kapısında bitmemeli; hayatın her alanına taşınmalıdır.
Düşünelim: Her hafta milyonlarca Müslüman aynı gün, aynı kıbleye yöneliyor. Peki, bu birlik ruhunu hayatımıza ne kadar yansıtabiliyoruz? Birbirimizin derdini dinliyor, ortak sorunlarımıza çözüm arıyor, geleceğimizi Kur’an ve sünnetin rehberliğinde şekillendirmeye gayret ediyor muyuz?
Çünkü ümmet olmak, yalnızca aynı safta durmak değil; aynı zamanda birbirinin derdiyle dertlenmek, hakkı savunmak ve iyiliği çoğaltmak demektir.
Cuma namazı bittiğinde saflar dağılabilir; ama kardeşlik, sorumluluk ve ümmet bilinci dağılmamalıdır.
Camiden çıkan her Müslüman, yalnızca kendi evine, işine ve günlük telaşına dönmemeli; aynı zamanda omuzlarında taşıdığı kulluk sorumluluğunu da hatırlamalıdır. Çünkü dünyanın bir köşesinde açlıkla mücadele eden bir Müslüman varsa, başka bir köşesinde zulüm altında inleyen bir mazlum bulunuyorsa, ümmetin ortak vicdanı bu acılara kayıtsız kalmamalıdır.
Gazze’de bir anne evladının mezarı başında gözyaşı dökerken, Sudan’da bir çocuk açlıkla mücadele ederken, dünyanın farklı bölgelerinde Müslümanlar yurtlarından edilirken bizler yalnızca kendi hayatımızın hesabını yapabilir miyiz? Elbette her acıyı tek başımıza dindiremeyiz. Fakat en azından o acıları unutmamak, elimizden gelen yardımı yapmak, hakkı ve adaleti savunmak bizim sorumluluğumuz değil midir?
İşte Cuma namazı, bu sorumlulukları yeniden hatırlamak için de bir fırsattır.
Belki bir yetimin başını okşamak, belki bir ihtiyaç sahibinin elinden tutmak, belki de haksızlığa uğrayan bir insanın yanında durmak… Küçük görünen bu iyilikler, ümmetin yeniden dirilişine atılmış adımlar olabilir.
Cuma namazı, haftanın bir gününde Allah’ın huzurunda buluşmaktır; asıl mesele, o huzurdan aldığımız iman ve kardeşlik ruhunu haftanın geri kalan altı gününe de taşıyabilmektir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Türkiye Mekke Anlaşması ile Neyi Hedefliyor? MAKALENİN SESLİ ANLATIMI Mekke Anlaşması'nı Türkiye'nin milli çıkarları açısından…
Türkiye’nin Petrol Üretiminde Güçlü Adım Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin enerji üretimine ilişkin sevindirici gelişmeleri…
Libya’dan Yunanistan’a Eleştiri: Hakkından Fazlasını İstiyor Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni, Yunanistan’ın deniz…
Kemal Sağlam’dan Adalet Çağrısı: “Biz Adalet Arıyoruz!” Rize’de “Kahrolsun İsrail” sloganı attıktan sonra darbedilen Dr.…
Azerbaycan’ın İsrail ilişkileri İran ile gerilimin gündeminde Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkileri, İran’dan gelen açıklamalarla yeniden…
AVRUPA MAKİNESİNİ SATMAK İÇİN KAPIMIZI ÇALIYOR, BİZ SANAYİCİMİZİ KAPIDA BEKLETİYORUZ Geçtiğimiz günlerde, sahibini tanıdığım, İsveç’te…