
Cumhuriyet, Vahşet Medeniyetinin Fuhşiyatını Enjekte Etmekte Araç Olarak Kullanıldı!
Bu ülkede Cumhuriyet, kendi değerlerimizi yozlaştırıp kaybetmeden ıslah edip modern çağa adapte edeceğimiz yerde batı medeniyetinin insan fıtratını bozan Fuhşiyatını hücrelerimize Enjekte Etmekte Kullanıldı!
Son yüz elli yıllık toplumsal yapımızı gözlemlediğimizde, temel direklerimizin sarsıldığına dair derin bir kaygı hissediyorum. Zira, modernleşme adı altında erozyona uğrayan sadece eski gelenekler değil; aynı zamanda aile kurumunun ruhu ve cinsiyet rollerinin taşıdığı kutsal anlamlardır.
Günümüzde sıkça dile getirilen bir soru var: Acaba erkeklerin aile sorumluluğu ve buna paralel olarak hanımların kadınlık onuru, annelik değeri ve kıymeti yükseldi mi, yoksa tam tersine bir pespayeleşme mi yaşanıyor?
Gözlemlerime göre, cevap maalesef ikincisine daha yakın duruyor.
Genç kızlarımıza baktığımızda, bize asırlardır emanet edilmiş o büyük hikmetten, yani ayaklarının altına sunulan cennetten adeta kendi rızalarıyla vazgeçmiş bir kitle görüyoruz. Kadın, toplumun dengeleyici ve koruyucu figürü iken, günümüz dünyasında bir cinsiyet figürü sürüsüne dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
İstatistikler, evliliklerin ne kadar kırılganlaştığını net bir şekilde gösteriyor. Evlilik sürelerinin kısalması, özellikle her yıl bir önceki yıllara göre boşanma oranlarının artması, yuvaların artık ‘ömürlük’ değil, “senelik yuvalara” dönüştüğünün en acı kanıtıdır. Bu durum, çiftlerin kutsal bağa gerekli sabrı ve tahammülü göstermek yerine, “tüket-at” mantığını ilişkilere taşıdığının da bir göstergesidir.
Bu hoyratça kullanılan, sınırları belirsiz cinsellik algısı, toplumun ahlak ve edep zeminini sarsan bir serseri mayın etkisi yaratıyor. Değerin hızla tüketilmesi, doğal olarak onurun da hızla yıpranmasına yol açıyor.
Aynı yıkım, genç delikanlılarımız cephesinde de kendini gösteriyor. Kadın, onların gözünde artık sadece ana, bacı ya da eş olmanın ötesinde, kutsal bir kimlik taşımakta zorlanıyor.
Dijital çağın getirdiği “tek tıkla ulaşılabilirlik” kültürü, gençlerin zihinlerinde ilişkileri de anlık tüketilebilen bir “hizmet” gibi algılamasına neden oldu. Sanal platformlarda sergilenen ve hızla tüketilen imajlar, kadın kimliğini bir “anlık veya sürelik zevk figürüne” indirgiyor. Bu durum, erkeğin kadına karşı hissetmesi gereken saygı, sorumluluk ve koruyuculuk bilincini dumura uğratıyor. Evin geçimini sağlama ve ailesine sahip çıkma sorumluluğu, çoğu genç erkek için cazip bir hedef olmaktan çıkıp, “özgürlüğü kısıtlayan bir pranga” olarak görülmeye başlanıyor.
Eğer bir toplumda erkek, ailesinin direği olma sorumluluğunu ‘yük’ olarak görmeye başlar; kadın ise annelik ve eşlik onurunu ‘eskimiş bir kimlik’ olarak reddederse, o toplumun temel taşı çatlamış demektir.
Mahremiyetin hızla yok oluşu da bu pespayeleşmenin en çarpıcı sonucudur. Sosyal medyada özel hayatın sınırlarının tamamen kaldırılması, en mahrem anların bile beğeni uğruna sergilenmesi, hem kadın hem de erkek kimliğinin saygınlığını zedeliyor. Aile içi sorunların bile “viral içerik” olarak kullanılması, yuvanın kutsallığının artık kamusal bir gösteriye dönüştüğünü gösteriyor.
Bu değerlerin pespayeleşmesi, toplumsal düzenin, güvenin ve ahlakın yıpranması anlamına gelir ki, bunun bedeli sadece bugünün değil, geleceğin nesilleri için de çok ağır olacaktır.
Aileyi ve değerleri yeniden merkeze almadan, bu savruluşu durdurmak ve kaybolan kutsalları geri kazanmak mümkün değil. Yoksa hepimiz, kendi ellerimizle yıktığımız yuvaların altında kalma tehlikesiyle karşı karşıyayız.
Erbakan'ın Yakın Koruması Abdurrahman Akyüz: "Hocamız AK Parti'yi Destekliyordu" Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın uzun…
Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…