
Değerlerin hayatımızdaki Rolü ve Önemi
Değerler konusu, son yıllarda eskiye göre daha fazla ilgi gören bir sosyolojik kavram olarak göze çarpmaktadır. Bunun sebebi, büyük bir ihtimalle; toplumların karşı karşıya kaldıkları problemlerin çözülmesinde yeni bir arayışa girilmesidir. Çünkü, birçok ideolojik görüş ve sosyal teori, sosyal problemleri çözme konusunda mesafe alamamaktadır.
Değerlerin Niteliği:
Özellikle ilmi bilginin daha doğrusu, nesnelerle ilgili bilgi sistemlerinin fert ve toplum problemlerinin temeline inemeyip, bir açılım ve çözüm getirememesi, değerler konusunun tekrar gündemin baş sırasına oturmasına yol açmıştır:
Değer ve değerler konusu, hem felsefe hem de başta psikoloji, sosyoloji ve antropoloji olmak üzere diğer sosyal bilimler literatüründe sıkça tartışılan konulardan biridir. Değerler, kavram olarak üzerinde çok durulan bir konu olmasına rağmen, henüz değerler kavramı yeterince açıklığa kavuşturulmuş değildir. Sosyal bilimlerin sosyal değerlere ilgisi, birçok sosyal bilimcinin değerleri insan davranışını açıklamada temel bir öneme sahip olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca değerlerin, araştırmacılara hem fert, hem de grup düzeyinde bilgi sağlayabilen bir kavram olması da söz konusu ilginin sebepleri arasında sayılabilir. (Feather ve Zavallo- ni’den Yazıcı, 2013:6-7)
İnsan, kendini ve kendini kuşatan doğal ve sosyal çevreyi bilmek ve değerlendirmek isteyen varlıktır. Bilmek ve değerlendirmek vasıfları insanın çok önemli iki özelliğidir. (Aral,1983:41) Bilmenin değerlendirmeden önce geldiği, insanın ancak bildiğini değerlendirebileceği ileri sürülebilirse de, bu durum bizi yanlış sonuçlara sürükleyebilir. Bu arada bilmenin insanı daha rahat hareket etmeye sevk ettiğini, fakat mutlu edemediğini de anlamak durumundayız.
Gerçek Değerleri Aramak:
Çünkü insanı bilme’ye zorlayan da bir başka sosyal değer olan hakikat değeri, hakikati arama, hakikate ulaşma duygusudur. Dolayısıyla bizi hakikati bilmeye, öğrenmeye iteleyen neden yine başka bir sosyal değerdir. Bilme, öğrenme isteğinin dahi temelinde, hakikatin ne olduğunu bizi araştırmaya, bulmaya yönelten hakikat değeridir, hakikati arama duygusudur. Biz bu duygu ve bu değerle dünyaya gelmiş olduğumuz için hakikatin ne olduğunu kaygı ediyor ve araştırıyoruz. İnsanın dışındaki varlıklar (tabiat, bitkiler, hayvanlar) bunu yapmadığına, yapamadığına göre, onlarda hakikat duygusu ve değerinin mevcut olmadığı söylenebilir. (Sarı,2013:203)
Değer, inanç ve ahlak prensipleriyle ortaya çıkan duygu, hassasiyet ve anlayışa ait yaşama prensiplerinin tamamına verilen addır. Görüldüğü gibi değer kavramında, belli bir kaynaktan gelen bilgi ve hayat anlayışına yönelik inanç veya iman olayı kendisini hissettirir. Bu bilgi bir meslek, bir nesne veya bir tabiat hadisesinin bilgisinden çok, insanın yaşama felsefesine ait bir bilgidir Bu yüzden değer hadisesinde, saf bir inanç olayı ile karşı karşıyayız. Çünkü, doğru olduğuna inanılan düşünce ve ruh dünyasına ait sembol- kavramlar dizisinin, insan yaşayışına ait hüküm koyması ve yön göstererek bir yaşama programının çerçevesini çizmesi söz konusudur. Değerler, bizi rahat ve huzurlu bir hayata ve ilişkiler düzenine doğru götürmesi bakımından, diğer bilgi türlerinden farklılık göstermektedir.
Değer; İslam’a göre ilahi bir inancın, herhangi bir değere bağlı olmayan bilgiye karşı iradi olarak verdiği bir karar olarak, bilgiyi de kendi sistemine uydurmaya çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan dini-ahlaki bir normdur. Bu açıklama, din ve özelde de İslam dini temelli değer sistemlerinin özelliğidir. Burada inanç sistemi, yegane bilgi ve tutum kaynağıdır. Her şey, inanç çerçevesinden incelenir ve değerlendirilir. Değerlendirme kelimesi, aslında birçok şeyin, “bir temel değer”e göre ölçülmesi manasına gelmektedir. Dolayısıyla, “değer” olmadan, bir değerlendirme yapılması, olayın yalnızca akıl ve tecrübe ile açıklanması manasına gelir ki, bu medeniyet dairesi içinde yeterli görülmeyen bir usuldür.
İnsan hayatı mekanik bir düzen değildir. İhtiyaçlar sadece ekonomik, fiziki ve teknik nitelikte değildir. Bu alanın dışındaki sosyal ve psikolojik dünya, büyük ölçüde insanın temel ihtiyaçları ile alakalıdır. Dolayısıyla, bu temel ihtiyaçlara cevap verecek bir bilgi ve manevi faktörler takımının var olması gerekir.
Prof.Dr.Sami ŞENER
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”