
EMZİRMENİN SINIRI
Son zamanlarda sosyal medyada sıklıkla karşılaştığım bir manzara var: 5, hatta 7 yaşına kadar çocuklarını emzirmeye devam eden anneler. Hemen ardından gelen açıklamalar da tanıdık:
“Kendi isterse bırakır…”
“Zaten sadece gece emiyor…”
“Bu onun hakkı…”
Doğru, anne sütü bir çocuğun en doğal hakkıdır. Doğumdan sonraki ilk iki yıl boyunca bu hak hem bedenini hem de ruhunu besleyen, onu bağışıklıkla kuşatan ilahi bir nimettir. Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF de 2 yaşa kadar emzirmenin önemini yıllardır vurguluyor. Aynı şekilde, Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 233. ayette de “anneler çocuklarını iki tam yıl emzirsinler” buyrularak hem çocuğun hakkı korunur hem de bu sürenin sınırı işaret edilir.
Ama burada bir durup düşünmemiz gerekiyor:
Sınır nerede başlar, nerede biter?
İnsani ihtiyaç nerede biter, psikolojik bağımlılık nerede başlar?
Çocuğun 5, 6 veya 7 yaşında kendi kararını vererek emzirmeyi bırakması fikri kulağa demokratik gelebilir. Fakat gelişimsel açıdan gerçekçi değildir. Bu yaş grubu çocuklar henüz fizyolojik ve duygusal sınırlarını tek başına çizemeyecek bir dönemden geçerler. Bir çocuğun ne zaman tuvalete gitmesi gerektiğini, ne kadar ekran süresi olması gerektiğini nasıl ebeveyn belirliyorsa, emzirmenin de bir sınırı olmalıdır.
Bazı videolarda görüyoruz:
– İlkokula giden bir çocuk okuldan gelip kıyafetini çıkarmadan annesinin yanına uzanıp emiyor.
– Bir diğeri “memesiz uyuyamıyorum” diye ağlıyor.
Bu durumlar artık fizyolojik ihtiyaçtan çok alışkanlıkla koşullanan bir bağımlılığa dönüşmüştür. Bu da çocuğun bireyselleşmesini, özgüvenini ve sosyal uyumunu tehdit eder hale gelir.
4 yaşından itibaren çocuk, mahremiyet duygusunu kazanma evresine girer. Bu evrede anne memesine hâlâ ihtiyaç duyması, onun bedenini ve sosyal sınırlarını tanımasını zorlaştırabilir.
Bu çocuklar sıklıkla başka çocuklarla iletişimde zorlanabilir, okulda uyum sorunları yaşayabilir ve hatta beden farkındalıkları geç gelişebilir.
Anne sütü elbette mucizevîdir. Ancak sütün mucizesi, zamanında verilmesi kadar zamanında bırakılmasında da gizlidir. Annelik, yalnızca vermek değil; bazen sınır koyabilmek, çocuğun kendine yetmesine alan açabilmektir.
2 yaşından sonra emzirmenin bağışıklık sistemine katkısı hâlâ sürse de, bu artık esas besin kaynağı değil, güvenlik ve alışkanlık temelli bir davranış haline gelir. Bu da çocuğun duygusal düzenleme becerilerinin gelişimini sekteye uğratabilir.
Her annenin niyeti sevgidir, şefkattir, korumaktır… Ancak bazen en iyi niyetle yapılan şeyler bile, ölçüsüzse zarar verebilir. Tıpkı fazla suyun çiçeği çürütmesi gibi.
Bir çocuk gelişimi uzmanı ve ilahiyatçı olarak bu çağrıyı hem bilimsel hem manevi bir sorumlulukla yapıyorum:
Anne sütü kutsaldır ama sınırsız değildir.
Emzirmek doğaldır ama yaşına göre sınırlandırılmadığında doğallıktan çıkar, çocuğun gelişimini gölgeler.
Annelik sezgidir ama aynı zamanda ilimdir. Dengeyle yoğrulmuş bir emzirme süreci, çocuğun hem bedeni hem de ruhu için gerçek bir hediyeye dönüşür.
ŞEYMA DEMİRCAN NAMAZCI
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
Erdoğan'a Tarihi Davet Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı 4 Mayıs 2026 tarihinde…
YANLIŞ YÖNLENDİRİLMİŞLER! Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan özeleştiri geldi: "Anket şirketleri tarafından yanlış yönlendirildik."…
İstanbul'da Muayene Sayıları Artıyor: "Yoldan Geçerken Acile Uğruyoruz" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
DÜNYA NEREYE GİDİYOR? İsrail Dünyayı Nereye Sürüklüyor? Uluslararası hukuk çökerken, tepkiler neden sonuç üretmiyor? Uluslararası…
Varlığın ve Bilginin Dengesi: İlahi Adaletin Ontolojik ve Epistemolojik Ölçekleri… Giriş: Adaletin Çok Boyutlu Doğası……