
Küresel ekonomide tehlike çanları her geçen gün daha yüksek sesle çalıyor. Dünya Bankası’nın yayımladığı 2026 Uluslararası Borç Raporu, dar ve orta gelirli ülkelerin karşı karşıya olduğu ekonomik kırılganlığı ve çöküş riskini gözler önüne serdi. Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerin toplam dış borcu 2025 yılı boyunca yüzde 5,5 oranında artarak 9,4 trilyon dolarlık tarihi bir zirveye ulaştı.
Bu devasa artış, 2021’den bu yana kaydedilen en sert yıllık sıçrama olarak kayıtlara geçti.

Özellikle dünyanın en yoksul ekonomileri, son kırk yılın en yüksek borçlanma maliyetleriyle karşı karşıya kalmış durumda. Artan faiz oranları; eğitim, sağlık ve temel altyapı hizmetlerine ayrılması gereken bütçeleri doğrudan tehdit ediyor.
Özel sektör kreditörlerinin ve tahvil ihraçlarının yeniden hareketlenmesiyle birlikte kamu dışındaki borçlanmalar yüzde 35 artış göstererek 251 milyar dolara tırmandı. Bu hareketlilik son 5 yılın en yüksek seviyesine işaret etse de, borçlanmanın faturası beklenenden çok daha ağır oldu. Alınan her yeni borç, ülkeleri ödenemez bir faiz sarmalının içine daha da iterken, küresel sistem adeta bir borç bataklığına dönüştü.
Bugün yaşanan tablo çok net bir gerçeği gözler önüne seriyor: Küresel ekonomiyi ve insanlığı uçuruma sürükleyen temel mekanizma faiz sistemidir.
Uluslararası borçlanma mekanizmaları, zengini daha zengin, yoksulu ise tamamen borç kölesi yapan acımasız bir çark olarak çalışıyor. Ülkeler, aldıkları borçların anaparasından ziyade katlanarak büyüyen faiz yükü altında eziliyor. Bu durum, milyarlarca insanın insanca yaşam koşullarından mahrum kalmasına, devletlerin kendi vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak duruma gelmesine ve nihayetinde toplumların yoksullaşmasına neden oluyor. Faiz, insanlığın ortak refahını ve geleceğini kemiren küresel bir kriz kaynağıdır.
Yaşanan bu küresel ekonomik kriz ve faizin yarattığı yıkım, İslam’ın faize şiddetle karşı çıkmasının ve onu kesin olarak yasaklamasının ne kadar hayati bir hikmet barındırdığını bugün çok daha net bir şekilde gözler önüne seriyor. Faizli alışveriş ve borçlanma sistemine asla izin vermeyen ilahi nizam, insanlığı işte bu büyüklükteki ekonomik kölelikten ve sosyal çöküşten korumayı amaçlar.
Yaradan’ın koyduğu helal ve haram buyruklarının temel gayesi, insanlığın dünya ve ahiret saadetini korumaktır. Aradan geçen yüzyıllara rağmen, bugün yaşanan küresel krizler bir kez daha göstermiştir ki; ilahi emirler insan kısıtlamaları değil, tam aksine insanlığın kendi menfaati, huzuru ve kurtuluşu için konulmuş evrensel koruma kalkanlarıdır. İnsanlık, faiz sarmalının yarattığı bu büyük yıkımı görerek, adil ve insani bir ekonomik düzene duyulan ihtiyacı artık idrak etmek zorundadır.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube