
Fark Et, Şükret, Yakınlaş
İnsanın kulluğunu derinleştiren ve güzelleştiren en önemli kapılardan biri, hiç şüphesiz Allah Teâlâ’nın üzerimizdeki nimetlerini fark etmek ve bu farkındalığı diri tutmaktır. Zira insan, kendisine bahşedilen nimetleri idrak ettiği ölçüde Rabbine yönelir; yöneldikçe de kulluğu şekillenir, olgunlaşır ve güzelleşir.
Her şeyden önce, bize verilen en büyük nimet “insan olarak yaratılmış olmak”tır. Allah Teâlâ, insanı mahlûkat içerisinde müstesna bir konumda yaratmış, ona akıl, irade ve idrak kabiliyeti vermiştir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de bu hakikat şu şekilde ifade edilir:
“Andolsun, biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tîn, 4)
İnsanın bu “ahseni takvîm” üzere yaratılmış olması, onun sadece fiziksel değil, aynı zamanda manevi olarak da yüce bir kabiliyetle donatıldığını gösterir. Bu yönüyle insan, eşref-i mahlûkat olma şerefine nail kılınmıştır. Bu nimetin farkında olmak, kulluğun ilk basamağıdır.
Bir diğer büyük nimet ise, Allah Teâlâ’nın kâinattaki pek çok varlığı insanın hizmetine sunmuş olmasıdır. Göklerde ve yerde olan nice nimetler, insanın istifadesi için yaratılmıştır. Bu hakikat Kur’ân’da şöyle beyan edilir:
“Göklerde ve yerde olanların hepsini, kendi katından bir lütuf olarak sizin hizmetinize verdi.” (Câsiye, 13)
İnsan bu dünyaya son derece güçsüz bir şekilde gelir. Hiçbir ihtiyacını karşılayacak kudrete sahip değildir. Fakat daha ilk andan itibaren Allah Teâlâ, onu koruyacak, besleyecek ve büyütecek bir düzen kurmuştur. Anne-baba başta olmak üzere aile fertleri, akrabalar ve çevre, adeta o zayıf yavrunun hizmetine verilmiştir. İnsan, kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar bu ilahi himaye altında büyür. Bu da Rabbimizin kullarına olan rahmetinin açık bir tecellisidir.
Hayatın bir diğer gerçeği ise imtihandır. İnsan, dünya hayatında çeşitli zorluklarla karşılaşır. Ancak bu zorluklar asla mutlak değildir. Allah Teâlâ her sıkıntının içine bir kolaylık yerleştirmiştir:
“Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 6)
Bu ilahi vaad, mümin için hem bir teselli hem de büyük bir nimettir. Zira kul bilir ki karşılaştığı hiçbir zorluk sahipsiz değildir; her darlığın içinde bir genişlik, her sıkıntının ardında bir ferahlık gizlidir.
Öte yandan Allah Teâlâ, bu dünyada sebepler yaratmış ve kulunu bu sebeplere sarılmakla mükellef kılmıştır. Kul, sebeplere yöneldiğinde Allah onun yolunu açar, gayretine bereket verir ve neticede başarıyı lütfeder. Bu da ilahi düzenin bir başka lütfudur.
Daha da dikkat çekici olan şudur ki: Allah Teâlâ hiçbir şeye muhtaç olmadığı halde, kulunun ibadetinden razı olur, tövbesine sevinir ve yaptığı amellere kat kat mükâfat verir. Bu hakikati Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şu şekilde ifade buyurur:
“Allah, kulunun tövbesine, çölde devesini kaybedip sonra onu bulan kimsenin sevincinden daha çok sevinir.” (Sahih-i Buhari)
Oysa kulun yaptığı ibadetlerin faydası bizzat kendisinedir; Allah’a hiçbir fayda sağlamaz. Buna rağmen Rabbimizin bu kadar cömert ve merhametli davranması, kullar için başlı başına büyük bir nimettir.
Fark et, şükret, yakınlaş. Kulluğumuzu güzelleştirmek istiyorsak, önce nimetin farkına varmalı; sonra bu farkındalığı kalbimize yerleştirmeliyiz. Çünkü nimet idraki, insanı nimeti verene götürür. Nimeti vereni tanıyan ise, O’na seve seve kulluk eder.
MUSTAFA GÜVEN
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
AİLEDEN TOPLUMA BİR MEDENİYETİN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ Toplumların bekâsı, yalnızca sınırlarının korunmasıyla değil; nesillerinin ahlâk, iman…
SANCHEZ VE LULA’DAN ORTA DOĞU MESAJI: “SAVAŞI DESTEKLEYENLERE YAZIKLAR OLSUN” İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen “Demokrasiyi…
MODERN BATI’NIN TEZAHÜRÜ OLARAK İRAN–ABD SAVAŞI "Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh; Hazır…
DİNDARLAŞTIK MI, YOKSA DÜZENLE UYUMLU HALE Mİ GELDİK? Türkiye’de uzun zamandır en az konuşulan, ama…
Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa’dan Türkiye’ye Övgü Dolu Açıklamalar! Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026…
KÖKLERİ UNUTMADAN YENİLENMEK: CAHİT TANYOL’UN SESSİZ UYARISI Bugün Türkiye’de en çok tartıştığımız meseleler ne diye…