islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0413
EURO
35,9402
ALTIN
2.546,09
BIST
11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
34°C
İstanbul
34°C
Açık
Pazartesi Hafif Yağmurlu
31°C
Salı Hafif Yağmurlu
31°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Az Bulutlu
29°C

Fatiha Suresi’nin Mesajı | (3)

Fatiha Suresi’nin Mesajı | (3)

Fatiha suresini, müslümanlar anlamakta zorlanıyorlar. Dört seçkin grubun verdiği mesajı düşünemiyorlar. Bu dört yüksek değerdeki zevat, Fatiha suresinde şu ifade ile dile getirilmiştir; “Bizleri doğru yola hidâyet et, o kendilerine nimet vermiş olduğun seçkin zatların yoluna ilet.” Bu ifade müminleri derinden ilgilendirmelidir. Bu dört büyük değerdeki zevat Nisa suresinde ilginç bir ifade ile geçer ve idrak edecek müminlere örnek gösterilir.

Her kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet bahşetmiş olduğu, nebiler, sıddıklar, şehitler ve sâlih kimseler ile beraberdirler. Onlar ise ne değerli arkadaşlardır. (Nisa:4/69) Bu dört büyük değerdeki zevatın birincisi “nebilerdir.

Bunlar “Allah Teâlâ’nın bizatihi seçip görevlendirdiği, hiçbir beşerî mücadele ile elde edilemeyecek yüce makam sahibidirler. Buna rağmen peygamberler de “salihlerden olmayı arzu etmişlerdir; Kendini bilmeyenden başka, kim Hazreti İbrahim’in dininden yüz çevirir?

Hakikat ki, biz İbrahim’i peygamber olarak seçtik. O, ahirette de Salihlerdendir. (Bakara: 2/130) Ayeti Kerimeye iyice dikkat edilirse Hazreti İbrahim aleyhisselam bile salihlerdendir.

Pekiyi bu “salih olan kimseler” kimlerdir diye bir soru sorarsak cevabı açık ve nettir:

Cevabını Ali İmran suresindeki ilgili ayetlerde çok açık ifadelerle tanımlandıklarını görürüz: Ehl-i kitabın hepsi eşit değildir. Onlardan dosdoğru İslâm dini üzere bulunan bir ümmet vardır ki, gece vakitleri Allah’ın ayetlerini okurlar ve onlar secdeye kapanırlar, namaz kılarlar. Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler ve kötülükten nehyederler, hayır işlerinde de yarışırlar. İşte bu özellikleri taşıyanlar Allah katında Salihlerdendir. (Ali İmran:3/113, 114) Evet, salih olan o seçkinlerin imanları nettir, iman ve amelde tavizleri yoktur. Himmetleri dünya değil, Allah Teâlâ’nın rızasıdır. Onlar şöyle dilekte bulunurlar; Bütün arzumuz, Rabbimizin bizi sâlih kimseler arasına koyması iken, neye biz Allah’a ve bu bize gelen Peygamberle Kur’an’a iman etmeyelim? (Maide:5/84) derler.

Şimdi bakın ki, beşerin mücadele ve gayreti ile ulaşma imkânı olmayan peygamberlik ve salih olma iç içe değerlendirilmektedir. Gelen ayet mealinde birkaç peygamber adı zikredilir ve peşinden “küllün” kelimesi ile teşmil edilir. Bütün peygamberler kapsam içine alınır: Zekeriya, Yahya, Îsa ve İlyas’a da hidayetle peygamberlik verdik. Onların hepsi salihlerdendir. (En’am: 6/85) Burada önemle dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı vardır.

Peygamberlik, hikmeti sonsuz Allah Teâlâ’nın bizatihi kuluna hibesidir. Salih olmak için kulun himmet ve gayreti gerekir. Demek ki, Allah Teâlâ’nın bizatihi kuluna hibesi olan peygamberlik, kulun himmet ve gayreti ile kıvam bulmaktadır.

Müslümanların her yatsı namazından sonra okudukları aşır ayetlerine yoğunlaşıp tefekkür edelim: Biraz yoğunlaşır idrak etmeye çalışırsak manidar bir hakikat ve mana bütünlüğü ile karşılaşacağız. Peygamberin imanı ile O’na gönül bağı ile bağlananların dava bütünlüğü gönüllerde şahlanacaktır: Peygamber, kendine Rabbinden indirilene iman etti, mü’minlerin, hepsi de Allah’a ve O’nun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. “Biz Allah’ın peygamberlerinden hiçbirinin arasını ayırmayız” dediler. “Ve biz dinledik, itaat da ettik, mağfiretini dileriz, ey Rabbimiz.” diye niyaz ettiler (Bakara:2/285) Hazreti Salih aleyhisselam ile müşriklerin mücadelesi bu konuda ilgi çekmektedir: Onlar için kendileriyle yürüyecekleri ayakları mı veya onlar için tutacakları elleri mi veya onlar için kendileriyle görecekleri gözleri mi veyahut onlar için kendisiyle işitecekleri kulakları mı var? De ki, haydi çağırınız şeriklerinizi, sonra bana yapacağınız hileyi yapınız, bana hiç mühlet vermeyiniz. Zira benim mevlâm, o kitabı indiren Allah’dır ve O bütün salih kulların velisidir. (A’raf:7/195,196) Bir peygamberde bulunması gereken yiğitlik caziptir.

Bir diğer yiğitler piri Hazreti Nuh aleyhisselam da müşriklere öyle meydan okumuştu!

Ya, zamanında çevresinde güçlü devletleri; Sasanî Devleti ve Bizans İmparatorluğuna, hizaya gelin ve bana itaat edin, komutu veren Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ümmeti nasıl olmalıdır? İnşaEllah haftaya devam etme arzu ve temennisi ile tefekkür edelim!

“Dinledik ve itaat da ettik” demeye devam diyelim! Esselamu aleykum.  

İlhan ORAL

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.