islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,5427
EURO
18,2671
ALTIN
1.006,16
BIST
3.392,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
20°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C
Perşembe Az Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
21°C

FİKRİ DÖNEKLİK BU OLSA GEREK

FİKRİ DÖNEKLİK BU OLSA GEREK
16.12.2018
A+
A-

Bazen diyorum ki, “Bu adamları hiç gündemine alma, fikirlerine değer verme, ademe terket gitsin.” Fakat İslam’ın sütunlarını nişan aldıklarında sinir uçlarıma dokunuyor ve yine bu mahlûkları gündemimize almak zorunda kalıyoruz, saf ve alt yapısı olmayan Müslümanları kandırmasınlar diye.

Bunlar durmadan fikir değiştirirler. Değişmez sabiteleri yok gibidir. Uzunca yıllar yaptığı ve sonunda CD’sini, kolilerle sattığı Kur’an Tefsiri sohbetlerinde (ecel, Hz. Adem’in yaratılışı, Sünnetin, Kur’an’dan sonra ikinci delil oluşu vb.) konularda dediklerinin tersini söyleyerek fırıldak gibi dönmektedir. Bunun adı “Fikri döneklik”  değil de nedir? Sosyal, ekonomik ve siyasi konularla ilgili zaman ve zemine göre değişen hükümler hakkında, farklı fikirler üretmek makuldür. Ama zaman ve zeminin değişimi ile ilgili olmayan konularda, tarihteki Sevad-ı Azam âlimlerinin ortak aklının kabul ettiği değişmez sabitelerle ilgili yaptıkları fırıldaklıklara “Fikri döneklik” denir.

İşte bunlar, Rasûlullah’ın “Dâl ve mudıl” dediği yani sapan ve saptıran hocalardır. Bakın, Efendimiz (sav), bu konudaki endişesini nasıl dile getiriyor: “Ümmetim hakkında en çok korktuğum, saptırıcı imamlar/liderler/hocalardır”(Darimi,Sünen,2/219).

Geçtiğimiz günlerde bu saptırıcı kişi, twitterında, Alman dostu, Müsteşrik Joseph Schcaht’ın, hadisleri inkar sadedinde söylediklerinin paralelinde hezeyanını şöyle dile getiriyor:

“Tarih boyunca dünyada hiç gazete yokken, bu coğrafyalarda, dünyanın en çok satan gazetesi ‘fısıltı gazetesi’ idi. Peygamberinin diline 1.5 milyon hadisi uydurup koyan tipi, sözlü kültür üretti.”

O zaman, hadislerin sayısı ile ilgili olarak doğrusunu biz söyleyelim. Şanlıurfa Diyanet Eğitim Merkezi, Eğitim Görevlisi Murat Padak hocanın, hadislerin sayısı ile ilgili yaptığı değerli çalışmaya göre Kütübü Tis’a (Dokuz hadis kitabı) ve Sahih-i İbn-i Hibban, Sahih-i İbn-i Huzeyme, Müstedrek  ve Beyhakî gibi diğer bazı meşhur hadis eserlerindeki toplam hadis sayısı 102.691’dir.

Toplam sayı, tekrar edilen hadis sayılarıyla birliktedir.

Ameller niyetlere göredir” hadisi tüm hadis kaynaklarında 221 defa geçmektedir. Ama mana olarak tek bir hadistir.

Bu sayının içinde peygamber efendimizin sözleri de var. Bir sahabenin anısı da var. Bir olayın anlatılması da var. Yani tüm sayı Peygamber efendimizin sözleri değildir.

Tekrarsız haliyle yaklaşık 28000 (yirmisekizbin) hadis kalmaktadır.

Tekrarsız olan bu 28000 civarındaki hadislerin içerisindeki sadece peygamber efendimize ait olan hadisleri esas alırsak bu sayı 11.000 civarına düşmektedir.

Bu 11.000 hadisin içinde Sahih, hasen ve zayıf hadisler de yer almaktadır. Sadece sahih olan hadisler esas alınınca 4400 (dörtbindörtyüz)  civarında hadis kalmaktadır.

Hadislerle dalga geçen yerli oryantalistlerin dediği gibi bir buçuk milyon hadis yoktur.

23 yıl peygamberlik yapan Efendimizin, sahih ve hasen hadislerinin toplamı 10.000 civarında olması normal değil midir? Nitekim bu hadislerin büyük kısmı namaz, oruç, zekât, abdest, ahlak ile ilgilidir.

Bir cümle dahi olsa ona hadis deniyor. Örneğin: “Kişi sevdiği ile beraberdir.” Bu hadis de sayıya dâhildir. Bu yönüyle baktığımız zaman peygamber efendimizin tüm hadisleri yaklaşık 300 sayfalık bir kitap kadar yer tutar.

Hadislerle dalga geçen hadis inkârcılarının, on yılda 50 kitap yazması normal gelirken Peygamber Efendimizin tüm sözlerinin bir kitap kadar olması onlara garip gelmektedir.

Efendiler! Bu fikri dönekler” orijinal bir şey söylemiyorlar. Bunlar, Batılı oryantalistlerin yerli kötü örnekleridir. Kısaca hatırlayacak olursak; Sünneti itibarsızlaştıran ilk Oryantalist/Müsteşrik Goldziher’dir. O, bu alanda çalışmalarını 1890 yılında Almanca olarak “İslamî Dersler” adı ile yayınladı. Goldziher’den kısa bir süre sonra Alman oryantalist Prof. Joseph Schcaht ortaya atılarak hadislerle ilgili “Bunların hiçbiri, özellikle fıkhi hadisler sahih değildir” demiştir. Schcaht’a (Şaht’a) göre “Peygamber adına dinin yaşanmasıyla ilgili olarak hadisler uydurmuşlardır. Hicretin ikinci ve üçüncü asrında Muhaddisler tarafından hadislerin tedvini ve tasnifi maksadıyla yapılan büyük çalışmalar ‘dine farklı bir siyasi mahiyet vermek üzere Peygamber adına hadis uydurma’ faaliyetinden ibarettir.(Mustaf A’zami’nin “Hadis-i Nebevi Araştırmaları” eserinin önsözünden alınmıştır.)

Geçmişi toptan süpüren bu modernist adamınTwitterında dediği ile bu sözün ne farkı var?

Batı’nın İslam ülkelerini istila ettiği ve askeri işgali, kültürel işgale dönüştürüp sürekli kılmaya karar verdiği yıllardan itibaren planlı ve örgütlü olarak başlatılmış olan sünnet düşmanlığı, ilerleyen yıllar içinde “Kur’an’la yetinme” çağrısına dönüştü. Müsteşriklerin/Oryantalistlerin sünnet verilerine yönelttikleri “uydurulmuşluk” suçlamalarına körü körüne kapılmaktan kaynaklanan bahis konusu düşmanlık ve çağrı, ilginç bir şekilde İran-Irak savaşının sona ermesinden sonra memleketimizde değişik seviyede ulu orta yazılır-çizilir oldu. Şimdilerde de iyice çığırından çıktı.

Şu unutulmamalıdır ki, Sünnet; İslam’ı anlama, kavrama ve yaşamada vazgeçilmez en doğru ölçü ve yorumdur. O’nun verilerine yöneltilecek hiç bir tenkit, ondan müstağni kalmayı haklı kılamaz. Yani ne sünnetsiz Müslümanlık olur, ne de sünnete rağmen Müslümanlık olur. Kur’an’la sünnetin arasını ayırma esasına dayalı iddia sahipleri, “keyfi İslam arayıcıları”, önü alınamayacak hurafe ve bid’atlara kapı açacaklarını unutmamalıdır. Bu tür anlayış sahiplerini uyarmak, uyanmazlarsa kendilerini yalnızlığa ve ilgisizliğe terketmek, herhalde günün en uygun metodu olacaktır.          (Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Hadislerle Gerçekler, 2/142.)

Kendi dışındakileri “uydurulmuş din” mensubu, kendilerini de “indirilmiş din” mensubu gören bu “fikri dönekler” kendi uydurdukları, modern bidat ve hurafe üreterek pazarladıkları dinin asıl “uydurulmuş din” olduğunu yutacağımızı zannediyorlar. Korkmayın, bunlar gittikçe marjinalleşiyorlar. Eskiden valiler, belediye başkanları, STK’lar bunlara kocaman kocaman salonlar ayarlayıp binlerce kişiye konferans verdirirken, üç yıldır sadece illerde mevcut derneklerinde 100-200 kişiye konuşabiliyorlar. Onun için de tv kanallarında iyice hırçınlaşarak, geçmiş müktesebata daha da saldırgan hale geliyorlar.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.