
İnsanlık tarihi çoğu zaman güçlünün hikâyesini yazar. Güçlü olanın sesi duyulur, ayakta olanın izi kalır.
Ama bazı zamanlar vardır ki, bir toplumun gerçek değeri, en zayıf görülenlere nasıl davrandığında ortaya çıkar.
İşte o zamanlardan biri, Hz. Muhammed’in yaşadığı dönemdi.
O görmüyordu…
Ama hakikati görmek isteyen bir kalbe sahipti.
Bir gün Peygamberimizin yanına geldi. O sırada Peygamberimiz, Mekke’nin ileri gelenlerine İslam’ı anlatıyordu.
Toplumun güçlülerine ulaşmak, mesajı yaymak için önemliydi.
Ama o an, tarihe geçen bir hadise yaşandı.
Peygamberimiz kısa bir an için yüzünü çevirdi…
Ve ardından şu ayetler indi:
1,2. Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.(1)
3. (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
4. Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
5. Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
7. (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!
8,9,10. Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
11. Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an) bir öğüttür.
Bu olay, sadece bir uyarı değildi.
Bu, insanlık tarihine bırakılmış bir ölçüydü:
“Değer, makamda değil; kalpte aranır.”
Sonrasında Hz. Muhammed,
Abdullah bin Ümmü Mektum’a her gördüğünde şöyle dediği rivayet edilir:
“Beni Rabbimin uyardığı kişi hoş geldin.”
Ve onu sadece teselli etmedi…
Medine’de defalarca yerine vekil bıraktı.
Topallıyordu…
Ayağı sakattı…
Normalde savaşa katılması gerekmezdi.
Ama o istedi.
“Cennet kokusunu almak istiyorum” dedi.
Muhammed önce izin vermedi.
Çünkü onun bir mazereti vardı.
Ama kalbindeki iman…
bedenindeki eksikliği aşmıştı.
Sonunda izin verildi.
Ve Uhud’da şehit düştü.
Peygamberimiz onun ardından şöyle buyurdu:
“Onu cennette sağlam ayaklarla yürürken görüyorum.”
Bu örnekler bize şunu gösteriyor:
Peygamberimiz için engel:
Asıl engel:
👉 Hakikati görmemekti
👉 Adaleti terk etmekti
Bugün modern dünyada “eşitlik” çok konuşuluyor.
Ama o gün, 1400 yıl önce,
Muhammed(a.s) şunu fiilen gösterdi:
Bu hikâyeler bize şunu söylüyor:
Toplumun kenarında duranlar,
aslında hakikatin merkezinde olabilir.
Ve bazen…
En çok görenler değil,
en çok inananlar doğruyu bulur.
Bugün de hâlâ hakikati göremeyen gözler, gerçekleri duyamayan kulaklar var.
Görmek, sadece bakmak değildir; duymak, sadece işitmek değildir. Nice gözler açık olduğu hâlde hakikate kapalı, nice kulaklar işittiği hâlde gerçeğe sağırdır. Oysa asıl körlük gözde değil, kalpte başlar. Peygamberimizin engelli sahabelere gösterdiği merhamet ve adalet bize şunu hatırlatır: Eksiklik bedende değil, hakikatten uzaklaşan idraktadır. Ve insan, ancak kalbiyle gördüğünde gerçekten görür; vicdanıyla duyduğunda gerçekten işitir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
ÇOCUKLARIMIZIN DÜNYASINI İMAR EDERKEN UKBASINI HARAP ETMEYELİM Bugün hangimiz evladımızın geleceği için uykusuz kalmıyoruz? Hangimiz…
Hayatını Filistin'e Adadı: "Japon Ahmed" Yaşamını Yitirdi Uluslararası Dayanışmanın Sembolü Kozo Okamoto Hayatını Kaybetti Hayatını…
KKTC’de Tartışmalı Düzenleme: Cezaevi Müdürüne “Ceza Bağışlama” Yetkisi Resmi Gazete’de Yayımlandı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde…
Trabzonspor 59 yaşında hakkında son gelişmeler. Trabzonspor, 59. yaşını coşkuyla kutladı. Kentteki kutlamalar, taraftarların yoğun…
Ertuğrul Özköke cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma hakkında son gelişmeler. Ertuğrul Özköke hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma…
Yunanistanda iki yangın söndürme helikopteri çarpıştı. Olay sonucunda can kaybı ve yaralanmalar yaşandı.