
Gözle görülmeyen, kulakla duyulmayan, elle tutulmayan her bir şeyin yok olduğunu söylemek, akla değil, duyu organlarına tâbi olmanın bilinçsizliğidir. Çünkü sadece duyularına tabi olanlar, malum hayvanlardır. İnsanlar ise, akla ve akla rehberlik eden vahye/Kur’an’a ve ilahi/kozmik yasaya/sünnetullah’a, yeryüzü yasalarına tâbi olur. Şüphesiz merak ve ilgi duyup isterlerse…
Akıl, duyu organlarına değil, göz, kulak, burun vs. duyu organlarının hepsi, akla bağlıdır. Gözümüz her şeyi göremez, burnumuz her şeyin kokusunu alamaz. Mesela havayı ve içindeki gazları, yine evimizdeki doğal gazı, tüpteki gazı, göz görebiliyor mu? ne gezer!.. ya kokusunu burun duyabiliyor mu? Hayır, hayır! Onun için bir kaçak olduğunda insan ölmesin diye doğal gazın içine çürük yumurta ve çürük sarımsak kokusu ilave edilerek tehlikeye karşı insan uyarılmak istenmektedir. Göremiyoruz diye aklımızı göze tâbi kılarak, “Hava ve gaz diye bir şey yoktur, olsaydı görürdük. Ben görmediğime inanmam” demek; aklı, laboratuvarı, bilimi, doğa yasalarını/sünnetullahı ve bunları var eden kudreti, hiçe saymak olur şüphesiz. Peki bunları hiç sayanın kendinde ne kalır ki? Veya aklı hiç olan veya hiç kullanmayan insan olur mu?
Bugün suyun, oksijen ve hidrojen denilen iki gazdan meydana geldiğini pekâlâ biliriz. Bu gazlardan biri yakıcı, diğeri yanıcıdır. Ama gözümüzün, oksijeni de, hidrojeni de görmesi imkansız. Aklı, bilimi, kozmik yasayı görmezden gelerek; “şişede su, suda da iki hidrojen, bir oksijen yoktur!” diyebilir miyiz? Veya doğadaki oksijenden bir, hidrojenden iki pay alarak bir damla su yaratabilir miyiz? Zorlama kendini, zorlama kardeş! Bu inadın sonu, ya çıldırmaya ya da intihara çıkar. Ben ise, “Aman dikkat! Allah korusun.” derim.
İnsanın şerefi, aklı devre dışı bırakarak, gözün görme kuvvetiyle ölçülseydi; kedigiller ve yarasanın insandan daha şerefli olması gerekmez miydi? Çünkü insan, ışık olmadan, karanlıkta göremediği halde, baykuş, yarasa, kurt, tilki, kedi gece karanlıkta net görebiliyor. Şimdi karanlıkta görüyor diye bu hayvancıklarımız, insandan daha şereflidir diyebilir miyiz? Hayır hayır insanın şerefi, görmesinden, duymasından, dokunmasından değil; aklından iradesinden, vicdanından, ilahi yasayı farketmesinden ve yüce yaratıcıya imanından, güveninden ve teslimiyetinden kaynaklanır. O halde insan imanını, ahlâkını, tüm insanî algı ve tasavvurunu, yeti ve becerilerini, göze-kulağa ve duyulara göre değil; akıl, irade, vicdan ve kozmik yasaya göre karar vermek ve geliştirmek zorundadır.
Binamızın içine sakladığımız tellere can simidi gibi sarılmış o elektrik akımını gözümüzle göremiyoruz. Fakat yaptığı işlerden veya elimizi dokundurduğumuz an, bizi yere çarpmasından; “yandım anam!” feryadı ile elektrik/cereyanın varlığını ancak anlayabiliyoruz. Şimdi göz ile görmediğimiz bu cereyanı inkâr etmemiz mümkün mü?
Çalışmak ve gayret, Yaratanın Zâhir/açık, görünen isminin bir tecellisi ise, gayretin beraberinde var olacak dua, ibadet, ahlâk, iyilik ve kulluk da Bâtın/gizli, görünmez isminin tecellisi olarak bizim derunî insanlığımızdır. Şu ayet işte bu hakikati dile getirir: “İște (ey insanlar), görmez misiniz ki Allah göklerde ve yerde olan her şeyi emrinize amade kılmıştır; ZAHİR/AÇIK ve BATIN/GİZLİ olarak size nimetlerini bol bol ihsan etmiştir?” (Lokman 31/ 20) Allahuekber, Allahuekber! Zatıyla BATIN/GİZLİ, eserleriyle ve yasalarıyla varlığı ve yüceliği ZAHİR/AÇIK ve GÖRÜNEN Allah’ım, her ne yarattıysa, her birinin de zahir/açık ve batın/gizli niteliklere sahip olduğunu anladık yâ Rab… Teşekkürler Allah’ım, sonsuz şükürler Sana!
Bu dünyanın zahir/görünen yüzünü görüp de görünmeyen öteki/batın yüzünü görmeyi, hayatımıza taşımayı ve geliştirmeyi Allah bize bırakmıştır. Ama hayatın bu anlam ve amacını ıskalayan insana, yaşadığı bu hayat, çok ağır ve büyük bir yük olmaya başlar ki, bunun sonu intihara varır. Hayatın anlam ve amacı kalmayınca, yaşam saçma oluyor. Ahirete yatırım derdi yoksa, merhameti, şefkati, yardımlaşma, dayanışma, iyilik damarı kuruduysa; kaldır koyver bu hayatı. Anlamsız bir hayat; Allah’sız bir hayattır. Allah yoksa insanın içinde ya kim var? Kendi bile yok; kendini de unutmuş, yitirmiş, kaybetmiştir artık… Öyleyse “Gözümle görmediğime inanmam!” inadından vazgeç kardeşim! Zira akıl, gözden üstündür, büyüktür, yücedir. AKIL GÖZE, KULAĞA, BURNA, DİLE, DUDAĞA, ELE, AYAĞA DEĞİL; HEPSİ DE AKLA BAĞLIDIR. Sen de dön aklına ki, bulasın kendini, tanıyasın Rabbini…
SON BORSA KRİZİ VE SERMAYE PİYASA MANİPÜLASYONLARI ÜZERİNE: FAİZ HARAM DA SPEKÜLASYON HARAM DEĞİL Mİ?…
Taha Kılınç’tan Netanyahu Uyarısı: “Bu Tuzağa Düşmemeli” Yazar Taha Kılınç, BM’de Netanyahu’ya yönelik protestoların hedefini…
S-400’den F-35’e: Türkiye’nin Savunma Denkleminde Ne Değişti? Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri…
SİSTEMSEL BUNALIMDAN TOPLUMSAL REFAHA: BORÇ DAYATMASINA KARŞI BÜTÜNCÜL BİR ÇÖZÜM İRADESİ Anayasa Mahkemesi binası önünde…
Başörtüsü Ermenistan'da Serbest Azerbaycan'da Yasak Hristiyan nüfusa sahip olan ve Türkiye ile yıllardır sorunlar yaşayan…
KADIN KOVAN MESCİTLER Ahzab Suresi 35. Ayet-i Kerimede Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: …