Makale

GÜNAHA KARŞI TAKINDIĞIMIZ TAVIR HANGİ SINIFTA OLDUĞUMUZU BELİRLER

İnsanın iç dünyası, adeta bir savaş meydanı gibidir; burada iman, takvâ, nefis ve günah arasında bitmek bilmeyen bir mücadele yaşanır. Nasıl ki bedende dolaşan kan hücreleri besler ya da zehirlerse; kalpte dolaşan duygular, düşünceler ve ameller de ruhu ya diriltir ya da yavaş yavaş öldürür. Günah, bu manevî kalbin damarlarına düşen bir pıhtıdır; kanın akışını engellediği gibi, imanın nurunu da söndürür. Günaha karşı takındığımız tavır, hangi sınıfta olduğumuzu belirler. İslam’da kalp, sadece bir organ değil, imanın merkezi ve ahlakın aynasıdır. Şimdi, Kur’an ve sünnet ışığında günaha karşı sergilenen tavırları inceleyerek, imanın ‘check-up’ını yapmaya çalışacağız.

1. Günaha Yaklaşmamak: Takvânın Zirvesi

Günaha hiç yaklaşmamak, Allah’ın has, seçkin kullarının tavrıdır; bu, Allah’a olan derin sevginin ve korkunun bir yansımasıdır. Kur’an’ın “Zinaya yaklaşmayın, çünkü o, açık bir hayasızlıktır” (el-İsrâ, 32) emri, aslında bütün günahlara karşı bir mesafe koyma çağrısıdır. Bu tavır, manevî hijyenin en üst mertebesidir. Tıpkı bir hekimin hastalığı tedavi etmekten çok, hastalıktan korunmayı öncelik sayması gibi, İslam da günaha yaklaşmamayı en üstün koruyucu hekimlik olarak görür. Bu hâl, kalbin takvâ zırhıyla kuşanmasıdır; zira Peygamber Efendimiz ﷺ göğsünü işaret ederek “Takvâ buradadır.” (Müslim, Birr) buyurmuştur. Günlük hayatta bu, haramdan sakınmak için gözü ve dili kontrol altına almakla kendini gösterir.

2. Günah İşlediğinde Pişman Olmak

Mümin, beşer olduğu için hata yapabilir. Ancak onu mümin kılan, işlediği günahın ardından kalbinin sıkışması, vicdanının sızlamasıdır. Resûlullah’ın ﷺ “Pişmanlık tevbedir” (İbn Mâce, Zühd, 30) hadisi, bu duygusal tepkinin imanla beslendiğini gösterir. Bir insan, günah işlediğinde üzülüyorsa, onun kalbinde îmân vardır. Müminin günaha karşı alerjisi vardır; kalbin bağışıklık sistemi derhal harekete geçer. Kalp hemen onu reddeder, ruh ise huzursuz olur. Örneğin, bir yalan söyledikten sonra pişmanlık duyup hemen istiğfar eden bir mümin, bu tavrıyla imanının canlılığını korur. Bu hâl, Kur’an’da “Onlar ki, bir kötülük yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahları için hemen bağışlanma dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir? Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.”(Âl-i İmrân 135) ayetiyle teşvik edilen bir duruşun ta kendisidir.

3. Günahı Açıkça İşlemek

Günahı gizlemeyip açıktan işlemek, fıskın en bariz göstergesidir. Peygamber Efendimiz ﷺ “Ümmetimin tümü affedilir, ancak günahlarını açıktan işleyenler hariç” (Buhârî, Edeb, 60) buyurmuştur. Bu tavır, kalbin duyuş hassasiyetini kaybetmesidir. Nasıl ki bir sinir sistemi duyarsızlaştığında acıyı hissetmez, fasıkın kalbi de günahın manevî ağırlığını fark edemez. Günlük bir örnekle, bir kimsenin haram kazancı övünerek anlatması, bu tavrın yansımasıdır. Bu hâl, insandaki fıtrî uyarı sisteminin felce uğramasıyla sonuçlanır ve uzun vadede vicdanın tamamen susmasına yol açar.

4. Günaha Aldırmamak, Ondan Memnun Olmak

Günaha aldırmamak, ondan memnuniyet duymak, nifakın habercisidir. Resûlullah efendimiz (s.a.v.) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:“Mümin, günahını başında bir dağ gibi görür ve onun kendisini ezmesinden korkar. Münafık ise günahını burnunun üzerine konan ve kolayca uçurabileceği bir sinek gibi görür.”(Müslim, İman, 58) Bu, nifakın ruhsal bir hastalığa dönüştüğünü gösterir. Bu hâl, kalbin mühürlenmesidir; kalp, günahı artık hissetmez, aksine onu normalleştirir. Örneğin, birinin gıybeti alışkanlık haline getirip bundan rahatsızlık duymaması, bu tavrın bir tezahürüdür. Manevî açıdan bakıldığında bu, kalbin katılaşması, yani iman hücrelerinin ölümü demektir. Bu durum, kişinin ahiret bilincinden uzaklaşmasının bir göstergesidir.

5. Günahı Günah Saymamak

En ağır durum, günahı günah saymamaktır. Bu hâl, sadece günah işlemek değil, Allah’ın hükmünü reddetmektir. Fıkıh dilinde buna “istihlâl” (haramı helâl görme) denir; bir nevi imanın genetik kodunun bozulmasıdır. Kur’an’ın “Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” (el-Bakara, 85) ve “Arzularını kendisine ilâh edineni gördün mü?” (el-Câsiye, 23) ayetleri, bu hazin sonu açıkça beyan eder. Örneğin, faiz yemeyi meşru görme gibi bir tavır veya Kuran’ın belirlediği miras taksimini kabul etmemek bu kategoriye girer. Bu, kalbin imanla olan bağını tamamen koparması ve Allah’ın otoritesini inkâr etmesi anlamına gelir.

Sonuç itibâriyle,

Her insan günah karşısında bir tavır sergiler ve bu tavır, onun manevî kimliğini ortaya koyar:

Günaha hiç yaklaşmamak: Takvâ (Seçkin kulların tavrı): Kalbin Allah’a tam teslimiyeti.

Günah işleyince pişman olmak: Tevbe (Mümin tavrı): İmanın canlılığını koruyan bir refleks.

Günahı açıktan işlemek: Fısk (Fasık tavrı): Kalbin duyarsızlaşmasının ilk adımı.

Günaha aldırmamak, memnun olmak: Nifak (Münafık tavrı): Kalbin mühürlenmesi.

Günahı günah saymamak: Küfür (Kâfir tavrı): İnkâr, İmanın yok oluşu.

O hâlde günah, sadece bir fiil değil; kalbin mahiyetini ortaya koyan bir imtihan, dinî kimliğini açığa vuran bir ölçüttür. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurur: ‘Allah sizi mutlaka mallarınız ve canlarınızla imtihan edecektir’ (Âl-i İmrân, 186). Bu imtihanın neticesinde kalbiniz, iman ve takvâ ile dirilmiş bir cevher mi, yoksa nifakla kararmış bir pas tabakası mı, işte o ortaya çıkar. Buradaki ‘pas’, kalbin iman nurunu yansıtma kabiliyetini yitirmesi, hakikati görememesi, günah ve nifakla katılaşıp kararmasıdır. Zira Resûlullah Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: ‘Kul bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer tevbe ederse kalbi cilalanır; tevbe etmezse o nokta büyür ve kalbi kaplar. İşte bu, Allah’ın ‘hayır, onların işledikleri kalplerini paslandırdı’ (el-Mutaffifîn, 14) ayetinde anlattığı paslanmadır.’ (Tirmizî, Tefsîr, 83).

Evet değerli kardeşlerim, gelin kalbimizin nabzını tutalım ve günaha karşı sergilediğimiz tavırları derin bir tefekkürle gözden geçirelim. Zira yukarıda zikredilen ayetler ve hadisler, bu yolculukta bize en güvenilir rehber ve en sağlam kılavuz olacaktır.

Kadir Bekil

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

Recent Posts

  • Gündem

ABD–İsrail Saldırıları 17. Gününde: İran’dan Art Arda Misilleme, Tel Aviv’de Sirenler Çaldı

ABD–İsrail Saldırıları 17. Gününde: İran’dan Art Arda Misilleme, Tel Aviv’de Sirenler Çaldı Ortadoğu’da tansiyon giderek…

55 dakika ago
  • Gündem

KADİR GECESİ: KADERİMİZİ BELİRLEYEN GECE

KADİR GECESİ: KADERİMİZİ BELİRLEYEN GECE Ramazan ayını “ayın sultanı” yapan şey Kur’an’dır. Aynı şekilde Kadir…

5 saat ago
  • Gündem

İŞGAL ORDUSU İSRAİL, LÜBNAN’IN GÜNEYİNE KARA HAREKÂTI BAŞLATTI

İŞGAL ORDUSU İSRAİL, LÜBNAN’IN GÜNEYİNE KARA HAREKÂTI BAŞLATTI Orta Doğu’da aylardır tırmanan gerilim yeni bir…

10 saat ago
  • Gündem

HIRKA-İ ŞERİF’İN MUHAFAZA EDİLDİĞİ CAMİ: HIRKA-İ ŞERİF CAMİSİ

HIRKA-İ ŞERİF'İN MUHAFAZA EDİLDİĞİ CAMİ: HIRKA-İ ŞERİF CAMİSİ İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan Hırka-i Şerif Camisi,…

10 saat ago
  • Gündem

İRAN–ABD/İSRAİL SAVAŞININ TÜRKİYE EKONOMİSİNE MUHTEMEL ETKİLERİ

İRAN–ABD/İSRAİL SAVAŞININ TÜRKİYE EKONOMİSİNE MUHTEMEL ETKİLERİ 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla…

12 saat ago
  • Gündem

Yıkıntılar Arasında Kadir Gecesi: Han Yunus’ta Hüzün ve Direniş

Yıkıntılar Arasında Kadir Gecesi: Han Yunus’ta Hüzün ve Direniş Bombalanan Camide Kadir Gecesi İdrak Edildi…

13 saat ago