islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

HAC NEDİR?

HAC NEDİR?
14/06/2024 16:09
A+
A-

HAC NEDİR?

Bu gün 14 Haziran 2024. Cuma namazını Süleymaniye camiinde kıldım. Hacla ilgili Cuma hutbesini dinledim. Dinlerken tam  55 yıl öncesine, 1970 yılı ortalarına gittim. Süleymaniye camiinin  25 yaşında genç bir İmam hatip olarak okuduğum Hac hutbesini hatırladım. Şimdi sizlere, dil ve içerik olarak hiçbir değişiklik yapmaksızın bu hutbemi, “Süleymaniye Camii Minberinden İslam Nizamı” isimli üç ciltlik kitabımın birinci cildinden alıntılayarak  sunuyorum.

İSLAM’DA HAC

İslâm Binası’nın beş temelinden biri olan Hac, Allah’ın rızasına erdiren ve

Ümmet birliğini gerçekleştiren malî, bedenî ve evrensel bir ibâdettir.

Hac, Rabbimizin Âl-i İmran Sûresinin 97. âyetiyle mü’minlere farz kıldığı bir ibâdettir.

Mevlâmız şöyle buyurur:

Şüphesiz (yeryüzünde) insanlar için kurulan ilk ma’bed Mekke’deki Kâbe’dir.

O, giderek ünü ve ziyaretçileri çoğalan ve insanlar için doğrulara yönlendiren (Allah’ın özgür Evidir.)

Onda açık açık belgeler ve de İbrahim’in sergilenen ihtişamı var. Ona giren güvene erer. Yoluna gücü yeten insanların Kabe’yi haccetmesi Allah’ın yüklediği görevdir.

Hac görevini inkâr eden kişinin (zararı kendine olur. Çünkü) Allah, yarattığı varlıklardan zengindir. (İnsanların Haccına muhtaç değildir.)”

 Hac: İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre şartlarının gerçekleştiği ilk senede edâ edilmesi vacip olan malî, bedenî ve ruhî bir ibâdettir.1

Haccın İslâm Dini’ndeki önemini Yüce Peygamberimiz/Önderimiz Hz.

Muhammed şöyle açıklamaktadır:

Bir mü’min görülür bir yoksulluk, engelleyici bir hastalık ve zalim bir yönetici (ve yönetim) baskısı olmaksızın İslâm Dini’nin farz kıldığı Haccı yapmadan ölürse o, iki ölüm halinden biri üzerinde; dilerse Yahûdi, isterse Hıristiyan olarak ölsün. (Fark yoktur.)”2

Hac; Yeryüzünde Allah’a ibâdet edilen ilk ma’bet olan ve 14 asırdır, yüz binlerce cami ve mescidin mihrabları ve milyonlarca mü’minin bedenleri ve ruhları ile yöneldiği Kâbemizin yarlığı sebebiyle emrolunan bir ibâdettir.

Faniliğin koyu karanlıklarından ebediyetin aklığına çıkaran ihramı ile, İslâm Dîni üzerinde yaşanacağının taahhüdü olan telbiyesi ile, mahşeri ve muhakemesini andıran vakfesi ile, kulluk imzası olan kurbanı ile, bütün şeytanları ve egemenliklerini kınamak olan şeytan sembollerini taşlaması ile, İslâm dışı düşünce ve duyguları koparıp atmak olan saç kesmesi ile ve din gerçeği etrafında pervaneleşmeyi remzeden Tavafı ile Hac ancak yapıldığı ve yaşandığı zaman kavranacak bir ibâdettir. Ruhları yücelten, melekleştiren ve Allah’ın rızasına erdiren bir ibadettir.

Bunun içindir ki Peygamberimiz şartlarına riâyet edilerek ifa edilmesi hâlinde, Haccın, kul hakkı müstesna, bütün günahlardan temizleyeceğini şöyle açıklamıştır:

[“Bir kimse Allah için hacceder, (haccı sırasında) kötü sözlerden ve günah işlerden uzak kalırsa o, anasının onu doğurduğu günkü kadar temiz; günahsız olur.”

“…Kabul olunan Haccın mükâfatı ancak Cennet’tir.”]3

Muhterem Müminler!

Diğer bütün ibâdetler gibi Hac ibadeti pek çok faydalar ihtiva eden bir ibâdettir.

Hac; Dünyamızın yaşanılan her bucağından yolları Mekke’ye çıkaran, İslâm Turizmini yaygınlaştırıp mecburileştiren ve böylece müminleri evrenselleştiren bir ibâdettir.

Akıl ve baliğ olan mümin için şartlarının gerçekleştiği ilk seneden itibaren Hacca gidilmesi zaruri olduğu için pek tabiidir ki Hac yurt içi ve yurt dışı turizmini geliştirmekte ve örgütlemektedir.

Hac, müminleri husûsiyle 14 asır evveline bağlayan, nûrâni bir köprüdür.

Hac, şanlı Peygamberimizin doğduğu, büyüdüğü, Kur’ân âyetlerinin nazil olduğu, İslâm’a davetin başladığı, çile ve ıstırapların çekildiği mukaddes topraklarda, İslâm inkılâbının nasıl gerçekleştiğini, her bucağı yüzlerce kudsî hâtıraya müze olmuş mekânları tanıtarak anlatan bir ibâdettir.

Hac; İslâm Dini’ne bağlanarak yaşayabilmenin köklü bir îman, sönmeyen bir aşk, sarsılmaz bir azim, tükenmez bir ferâgatla olabileceğini, Ebu Leheblerin, Ebu Cehillerin her devirde bulunabileceğini ve onlara karşı malı, canı ve

cânânı feda ederek mücadele vermenin lüzumunu, öğreten bir ibadettir.

Hac, İslâm Dininin fiiliyatta en güçsüz devrini yaşarken bile en parlak istikbale namzet olduğunu cihad neşesini mümin ruhuna sindirerek anlatan bir ibâdettir. Çünkü hac bizatihi cihaddır. Maddî meşakkati ve malî feragati ihtiva eden Hacc’ın ihlâslı mü’minler için faziletli bir cihad olduğunu Peygamberimiz müjdeliyor.

Hac; çağlar üstü İslâm İnkılâbı’nın insanlık camiasına hediye ettiği en büyük eşitlik ve birlik müessesesidir. Zira hac, dünya mü’minleri arasında cihanşümul bir rabıta tesis eden, ırk, renk, dil ve coğrafya farklarını potasında eriterek mü’minleri eşitlik çizgisinde birleştiren ve Müslümanlar için inanç, gaye ve mekân birliğini gerçekleştiren bir ibâdettir.

Mü’minlerin, zencisi ile beyazını, Faslısı ile Alman’ını, Afganlı’sı ile İngiliz’ini ve Türk’ü ile Acem’ini ruhlarını arındırarak ihramlar içerisinde birleştiren, kaynaştıran ve seviştiren hac müessesesinde insanlık tasavvur bile edemeyeceği gerçek insanlık ve eşitliğin hakikat olduğunu görebilir.

Hac; İslâm ülkeleri arasında siyasî ve iktisadî birliğin gerçekleştirilmesine ve kültür birliğinin sağlanmasına vasat hazırlayacak mucizevî bir kurumdur.

Hiç şüphe edilmemelidir ki Hac vesilesi ile her yıl mukaddes belde Mekke’yi İslâm ülkeleri arası fabrikasyon mamulâtın teşhir ve mübadele olunabileceği bir fuar, İslâm milletlerinin kaderiyle alâkalı kararların alınabileceği siyasî bir merkez, dinî ve tecrübî ilimlerin her dalındaki yeni çalışmaların teati edilebileceği bir ilim şehri haline getiremeyen müminler, ilâhî rızaya erdirecek bir hac yapamazlar. Zira mezkûr faydaların sağlanılması Haccı farz kılan Allah’ın gösterdiği hedeftir.

Hac Sûresi Âyet 28:

“(İnsanlar Hac’ca gelsinler de) kendileri için (çeşit çeşit) faydaları görsünler ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban edip keserken Allah’ı ansınlar…)

Müminler!

Bilinen sayılı günlerde Allah’ın anılarak Hac görevlerinin ifa edilmesinden önce mü’minlerin kendi menfaatlerine tanık olmaları gereğinin bildirilmiş olması, gerçek Haccın ancak bu şekilde gerçekleştirilebileceğine ilâhî bir işarettir.

Bu vesile ile ifade edelim ki, mukaddes Hac içtimainin dünya milletlerinin dikkatle izlediği bir ibâdet ve dünyamızın siyasî ve iktisadî yapısına tesir edebilecek dinî bir sosyal kurum olamayışı, İslâm ülkeleri’nin emperyalist doğu ve batı kültürleri ile kuşatılmış olmaları sebebiyle Haccı değerlendirememelerinden kaynaklanmaktadır.

Müslümanlar için ulvî bir ibâdet, canlı bir aşk ve eşitlik panayırı, bir târih şuuru ve zevki, içtimaî ve iktisâdi bir kongre ve bir cihâd olan Hac, İslâm Dini’nin tam on dört asırdır aralıksız devam eden ve Kıyamet Günü’ne kadar da devam edecek olan bir mucizesidir.

Bu mucizeye kafa ve gönül gözü ile tanık olmak, tarihi hatıraların sinesinde yaşayarak alacağımız güçle hayatımıza atılım gücü ve aşkı kazandırmak

için farz olan Hacca gitmeyi plânlayalım ve acele de edelim. Zira Peygamberimiz şöyle buyur:

Her kim Hacca gitmeyi arzuluyorsa acele etsin.” “(Evet) Hac için tam anlamıyla acele ediniz. Zira sizden biriniz başına ne geleceğini bilmez.”4

Müminler!

Kabrimi ziyaret eden sağlığımda beni ziyaret eden gibidir.”5 buyurarak asırların ötesinden bizlere davet çıkaran Peygamberimizin davetlisi olduğumuzu da unutmayalım.

Bu yılki Hac mevsiminin, bütün âlem-i İslâm ve milletimiz hakkında mübarek olmasını, Rabbimden niyaz eder; hutbemizi Hac’da sık sık tekrarlanması gereken telbiye duâsı ile bitiririm:

Lebbeyk Allahumme, lebbeyk… Buyur Allah’ım! Yasalarına boyun eğdim.

Senin yaratıcılığında ve yasa koyuculuğunda… ortağın yoktur. Buyur Allahım!

Bütün varlıklar Senindir. Hamdler Sanadır. Tüm nimetler de Sendendir. Senin ortağın yoktur Allahım!

Ali Rıza Demircan

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

 

1 S.BM. Tecrid Sarih Ter. Birinci Baskı, 6/12.

2 Tac, 2/109. Yedi nolu dip not.

3 Tac, 2/106,108, 50,51

4 a.g.e. 2/109; İ. Kesir, Ali İmran, 97.

5 Tac, 2/190, 52 53

ETİKETLER: Manşet
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.