HAMAS’IN GÖZÜYLE AKSA TUFANI: RAPOR
Bizim Anlatımımızla Aksa Tufanı Operasyonu
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Sebatkar Filistin halkımıza, Arap ve İslam ülkelerine ve dünyanın dört bir yanındaki özgür halklara sesleniyoruz. İsrail’in Gazze Şeridi ve Batı Şeria’ya yönelik devam eden saldırganlığı ışığında halkımız, bağımsızlık ve onur mücadelesini sürdürmektedir. Bu süreçte, İsrail’in saldırganlığına karşı Filistin halkı en cesur ve kahramanca direniş örneklerini sergilemiştir.
Amacımız, 7 Ekim’de yaşananların gerçeklerini açıklamak, ardındaki nedenleri ortaya koymak, İsrail’in iddialarını çürütmek ve Filistin davasını uluslararası kamuoyuna doğru bir perspektifle sunmaktır.
Madde 1: Aksa Tufanı Operasyonu’nun Nedeni
Tarihsel Arka Plan: 105 Yıllık Mücadele
- Filistin halkının işgal ve sömürgeciliğe karşı mücadelesi, 7 Ekim ile sınırlı olmayıp 105 yıl öncesine, İngiliz sömürgeciliği ve Siyonist işgale dayanmaktadır.
- 1918 yılında Filistin halkı, toprakların %98,5’ine sahipti ve nüfusun %92’sini temsil ediyordu.
- 1948’de Siyonist çeteler, etnik temizlik kampanyalarıyla Filistin topraklarının %77’sini ele geçirmiş, 500’den fazla köy ve kasabayı yok etmiş ve halkın %57’sini sürgüne göndermiştir.
- 1967’de İsrail, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Kudüs’ü işgal ederek kontrolü genişletmiştir.
Baskı ve İnsan Hakları İhlalleri
- Filistin halkı yıllarca her türlü baskı ve apartheid politikalarına maruz kalmıştır.
- Gazze Şeridi, 2007’den beri 17 yıldır süren ablukayla “dünyanın en büyük açık hava hapishanesi” durumundadır.
- Ocak 2000 – Eylül 2023 arasında İsrail işgali, 11 bin 299 Filistinliyi öldürmüş, 156 bin 768 kişiyi yaralamıştır.
- Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü başta olmak üzere birçok uluslararası kurum İsrail ihlallerini belgelemektedir. Ancak bu raporlar çoğu zaman görmezden gelinmiş, sorumluluk üstlenilmemiştir.
ABD ve Batı’nın Rolü
- ABD ve Batılı müttefikler, İsrail’i hukukun üzerinde bir devlet olarak korumuş ve işgali sürdürmesine destek vermiştir.
- BM, son 75 yılda Filistin lehine 900’den fazla karar almasına rağmen, ABD vetoları nedeniyle uygulanamamıştır.
- ABD yönetimi, İsrail’in sivillere yönelik saldırılarına mali ve askeri destek sağlayarak işgale ortak olmuştur.
Barış Sürecinin Fiyaskosu
- Oslo Anlaşmaları (1993) bağımsız bir Filistin devleti öngörse de, İsrail yerleşim politikalarıyla bu olasılığı sistematik olarak yok etmiştir.
- Netanyahu, Aksa Tufanı’ndan bir ay önce BM’de sunduğu “Yeni Ortadoğu” haritasıyla Filistin devletini kurma olasılığını reddetmiştir.
Aksa Tufanı Operasyonu’nun Gerekçeleri
Aksa Tufanı, 75 yıllık işgal ve baskının ardından şu gerekçelerle başlatılmıştır:
- Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirme ve bölme planlarına karşılık
- Batı Şeria ve Kudüs’ün İsrail egemenliğine katılmasına yönelik girişimlere karşı
- İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların kötü muamelesine karşı
- Gazze Şeridi’ndeki hava, deniz ve kara ablukasına karşı
- Mülteci kamplarında zor koşullarda yaşayan ve sürgün edilmiş yedi milyon Filistinlinin haklarını savunmak
Sonuç: 7 Ekim’deki Aksa Tufanı Operasyonu, İsrail’in komplolarına karşı koymak ve Filistin halkının haklarını savunmak amacıyla gerçekleşen doğal ve savunma odaklı bir eylemdir.
Madde 2: Aksa Tufanı’nda Yaşananlar ve İsrail’in İddialarına Yanıtlar
Operasyonun Hedefleri
- 7 Ekim’deki operasyon, İsrail askeri noktalarını hedef almış, İsrail hapishanelerindeki Filistinlilerin serbest bırakılması için baskı oluşturmayı amaçlamıştır.
- Operasyon, Gazze Tümeni ve çevredeki İsrail yerleşimlerine odaklanmıştır.
Şu ayrıntı gözden kaçırılmamalıdır : İsrailli sivillerden bahsederken, zorunlu askerliğin 18 yaşın üzerindeki tüm İsrailliler için geçerli olduğu bilinmelidir. Erkekler 32 ay, kadınlar ise 24 ay askerlik hizmeti yaparlar. Bunların hepsi silah taşıyabilir ve kullanabilir. Bu, İsrail’in “silahlı halk” güvenlik teorisine dayanmaktadır ve İsrail varlığını “ülkesi olan bir orduya” dönüştürmüştür.
Siviller Hedef Alınmadı
- Kassam Tugayları savaşçıları, dini ve ahlaki sorumluluk gereği sivillere zarar vermekten kaçınmıştır.
Sivillere, özellikle de çocuklara, kadınlara ve yaşlılara zarar vermekten kaçınmak Kassam Tugayları’nın tüm savaşçıları için dini ve ahlaki bir sorumluluktur. Filistin direnişinin operasyon sırasında tamamen disiplinli ve İslami değerlere bağlı olarak hareket ettiğini ve Filistinli savaşçıların sadece işgal askerlerini ve halkımıza karşı silah taşıyanları hedef aldığını yineliyoruz. Bu süreçte Filistinli savaşçılar, direnişin hassas silahlara sahip olmamasına rağmen sivillere zarar vermekten kaçınmaya özen göstermiştir. Buna ek olarak, sivillerin hedef alındığı herhangi bir vaka meydana gelmişse bu kaza eseri ve işgal güçleriyle çatışma sırasında gerçekleşmiştir.
Hamas hareketi kurulduğu 1987 yılından bu yana sivillere zarar vermekten kaçınma sözü vermiştir. siyonist mücrim Baruch Goldstein’ın 1994 yılında işgal altındaki El Halil şehrinde bulunan İbrahim Camii’nde ibadet eden Filistinlilere yönelik bir katliam gerçekleştirmesinin ardından Hamas hareketi, tüm taraflara hitaben sivillerin zarar görmesini engellemek için bir girişim başlattığını duyurmuş, ancak İsrail işgali bunu reddetmiş ve hatta bu konuda herhangi bir yorumda bulunmamıştır. Hamas hareketi de bu tür çağrıları birkaç kez tekrarlamış, ancak Filistinli sivilleri kasıtlı olarak hedef almaya ve öldürmeye devam eden İsrail işgali bu çağrılara kulak tıkamıştır.
- Filistin direnişi, tamamen disiplinli ve İslami değerlere bağlı olarak hareket etmiş, sadece işgal askerlerini ve silah taşıyanları hedef almıştır.
Pek çok kişinin tanıklık ettiği üzere, Hamas hareketi Gazze’de tutulan tüm sivillere olumlu ve nazik bir şekilde yaklaşmış ve saldırının ilk günlerinden itibaren onları serbest bırakmaya çalışmıştır. Bir hafta süren insani ateşkes sırasında da böyle olmuş, Filistinli kadın ve çocukların İsrail hapishanelerinden salıverilmesi karşılığında bu siviller serbest bırakılmıştır.
- Eğer sivillerin zarar gördüğü vakalar olduysa, bu işgal güçleriyle çatışma sırasında meydana gelmiş kazalardır.
İşgalci İsrail’in 7 Ekim’de Kassam Tugayları’nın İsrailli sivilleri hedef aldığına dair ortaya attığı iddialar tamamen yalan ve uydurmadan ibarettir. Bu iddiaların kaynağı İsrail’in resmi söylemidir ve hiçbir bağımsız kaynak bunların hiçbirini kanıtlamamıştır. İsrail resmi söyleminin her zaman Filistin direnişini şeytanlaştırmaya çalıştığı ve aynı zamanda Gazze’ye yönelik acımasız saldırısını meşrulaştırdığı bilinen bir gerçektir.
İsrail’in “Uydurma” İddialarına Yanıtlar
- İsrail’in Kassam Tugayları’nın sivilleri hedef aldığı iddiaları tamamen yalandır.
- Videolar ve İsraillilerin kendi ifadeleri, savaşçıların sivilleri hedef almadığını ve İsrail ordusu/ polisi tarafından çok sayıda İsraillinin öldürüldüğünü göstermektedir.
- “40 bebeğin kafasının kesildiği” ve “İsrailli kadınlara tecavüz edildiği” iddiaları ise yalanlanmış ve kanıtlanmamıştır.
Esirlere Yaklaşım ve Operasyon Sırasında Yaşananlar
- İsrail güvenlik ve askeri sistemindeki çöküş ve sınır bölgelerinde yaşanan kaos nedeniyle bazı hatalar yaşanmış olabilir.
- Hamas, Gazze’de tutulan sivillere olumlu ve nazik yaklaşmış, insani ateşkes kapsamında kadın ve çocukların İsrail hapishanelerinden salıverilmesini sağlamıştır.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Hamas İsrail’e Neden Saldırdı?