
Haydarpaşa’da meydana gelen büyük patlama, Filistin Cephesi’ne uzanan Osmanlı ikmal hattını ağır biçimde sarstı. Resmî kayıtlara “kaza” olarak geçen olayın, İngiliz istihbaratı tarafından düzenlenen bir sabotaj olduğu yönündeki güçlü iddialar bugün de tartışılıyor.
Tarih sayfaları bazen büyük kırılma noktalarını, görünüşte küçük ya da zamanla unutulmuş felaketlerin ardına gizler. Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı sırasındaki kritik cephelerinden biri olan Filistin Cephesi’nin kaderini değiştiren en önemli olaylardan biri, İstanbul’un kalbinde yaşanan büyük bir patlamaydı.
1917 yılının sonbaharında, Filistin’deki Osmanlı birliklerini desteklemek ve Kudüs hattını korumak amacıyla kurulan Yıldırım Ordular Grubu için hazırlıklar yapılıyordu. Cepheye sevk edilmeyi bekleyen yüz binlerce top mermisi, petrol depoları, yeni savaş uçakları ve askerler İstanbul’daki Haydarpaşa Rıhtımı’nda toplanmıştı. Filistin Cephesi’ne lojistik sağlayacak bu tek ve en önemli can damarı, 6 Eylül 1917 tarihinde büyük bir felaketle sarsıldı. Rıhtımdaki cephane trenlerinde başlayan zincirleme patlamalar sabaha kadar sürdü; yangın yakıt depolarına sıçrayarak tarihi binanın çökmesine neden oldu.
Genelkurmay arşivlerindeki askeri tutanaklara ve dönemin belgelerine göre, cepheye gitmeye hazırlanan yaklaşık bir tabur asker ve liman işçileriyle birlikte kayıp 1.000 kişiyi buldu. Bu facia, Filistin semalarını koruyacak tüm mühimmatın birkaç saat içinde kül olmasına yol açtı.
Dönemin kayda geçirdiği resmi belgelerde olay bir “kaza” olarak nitelendirilse ve demiryolu şirketinin sigortadan tazminat alabilmesi amacıyla bu şekilde yansıtılsa da, gerçek çok daha farklıydı. Tarihi araştırmalar ve belgelere dayanan analizler, olayın planlı bir operasyon olduğunu ortaya koydu. İngiliz Gizli Servisi MI6’in maşası olan George Roupin adlı bir ajan marifetiyle trende planlı patlayıcılar yerleştirildiği ve bu sabotajın doğrudan Kudüs’ün kaderine etki ettiği anlaşıldı.
Haydarpaşa’daki bu devasa patlama sonucu cephanesiz ve havadan korumasız kalan Kudüs, yalnızca yedi hafta sonra başlayan İngiliz taarruzuna dayanamadı. Lojistiği çöken savunma hattının yarılmasıyla birlikte Kudüs İngilizlerin eline geçti. Osmanlı’nın bölgedeki koruyucu kalkanının kalkması, İngiliz mandası altında Siyonist milislerin silahlandırılmasına ve nihayetinde 1948 yılında yüz binlerce Filistinlinin Gazze’ye ve mülteci kamplarına sürülmesine zemin hazırlayan Nekbe felaketine kapı araladı. Tarihin unutulan bu büyük sabotajı, Orta Doğu’nun bugünkü acı tablosunun da dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
İran'da Sünni Alim Mevlevi Yusuf Silahlı Saldırıda Öldürüldü İran'ın Sistan ve Beşucistan eyaletinde, Rehberlik ofisine…
Gazze'de Ateşkesin Gölgesinde Hayat Mücadelesi: Enkazlar, Hastaneler ve Bitmeyen İnsani Kriz Gazze'de ateşkes döneminde de…
ODATV’NİN FUTBOL ANALİZİ VE TÜRK SOLUNUN KAVRAM FETİŞİZMİ: MARX’I YANLIŞ ANLAYAN YERLİ MARKSİSTLERE BİR DERS…
İki Siyonist Çıktı Meydana: İkisi de Birbirinden Pespaye! Netanyahu ile Ben-Gvir arasında seçim öncesi koalisyon…
Vekil ile SGK'lı Arasındaki Uçurum: Cenaze Yardımlarında Şoke Eden Fark! Vergi Uzmanı Ozan Bingöl'ün gündeme…
Taliban Sözcüsü Balkhi: “11 Eylül Saldırılarında Hiçbir Afgan Vatandaşı Yer Almadı” Abdul Kahar Balkhi, ABD’nin…
View Comments
Gerçek tarih genç dimağlara öğretilmeli ki celadına aşık nesiller yetişmesin.