
Resulullah’ın (sav), “Hud Suresi beni yaşlandırdı” dediği rivayet edilir ki, Allah, seçtiği nebisine dahi, “emrolunduğun gibi dosdoğru ol” demiştir. Surenin özellikle 112 ve 113. ayetleri, bireysel ahlaktan toplumsal yapının inşasına, buradan da siyasi otoritenin sınırlarının tayinine kadar uzanan dehşet verici bir bildiri niteliğindedir. Ayetler ilahi bir uyarı olmakla beraber, toplumların ve iktidarların varoluş teorisini de ortaya koyar.
Ayetlerdeki temel vurgu ilk olarak, “dosdoğru ol” emrinde tecelli eden istikamet kavramı üzerinden şekillenir. İnsanlık tarihi boyunca ahlakın kaynağı, doğruluğun ölçüsü, siyasi iktidarın meşruiyeti tartışma konusu olmuştur. İşte bu ayetler belki binlerce yıldır süre gelen bu tartışmaları noktalamış, hakikat olanı ortaya koymuştur.
İlahi hitapta, “emrolunduğun gibi” ifadesi, ahlaki ve siyasi doğruluğun, insan aklına, aklın anlık heveslerine, gündelik ve pragmatist çıkarlarına, günü birlik veya dönemsel uzlaşılara bırakılamayacağını kesin bir dille ifade eder. Zira insan aklı göreceli iyinin peşindedir ve ilahi hitapta buna karşı mutlak hakikat vurgusu yapılır. Burada göreceliliğe, belirsizliğe karşı mutlak bir hakikat vurgusu vardır. Doğruluk, aciz insanın kendi keyfî tanımlarına göre değil, ilahi hakikatin merkezine göre konumlanmalıdır.
İlahi hitap, sürekli ikaz ve uyarı üzerinedir. “azıp sapmayın” derken, azıp sapmanın her türlü aşırılığı, ifrat ve tefriti içine aldığı, insanın kendi doğasına ve evrensel düzenin dengesine karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurgular. Kavramsal anlamda “zulüm” ise karanlık bir eylem olmaktan ziyade, bir şeyin hakkını vermemek ve onu ait olduğu doğal yerinden etmektir. Ayet, zalime meyil etmeyi yasaklarken insanın fıtri temizliğini ve bütünlüğünü korumasını hedefler. Zulme yönelmek, insanın kendi rasyonel ve ahlaki doğasına yabancılaşması, evrendeki varoluşsal dengesini kaybetmesidir.
Ayetler aynı zamanda içtimai olarak bir toplumun ayakta kalma ya da yok olma ilkelerine de atıfta bulunur. İslam, ferdi olarak bir kurtuluştan öte, birlikte var olmanın zaruretine vurgu yapar. “Tek başına” değil, “Hak yola dönenlerle birlikte” diyerek, birlikteliği, olmazsa olmaz olarak ifade ederek cemaat ruhuna işaret eder. Müminlerin “beraber, birlikte” olmaları, ferdi olarak yaşarken “azıp sapmanın” mümkün olduğunu, ferdi sapmaların da toplumsal yozlaşmaya sebep olabileceği uyarısında bulunur.
İlahi hitabın en çarpıcı yönü ise, “zalimlere meyletmeyin” uyarısıdır. “Meyletmek” ifadesi, sadece zulmü bizzat işlemekle kalmayıp, zulme sessiz kalmayı, onu kanıksamayı ve zalim yapılarla pasif de olsa bir bağ kurmayı kapsar. Bu durum tam olarak “kötülüğün sıradanlaşması” olgusudur. Bir toplumda zulüm mekanizmaları meşrulaştığında veya kitleler konfor alanlarını korumak adına zalimlerin safına yaklaştığında, o toplumun tamamı suç ortağı haline gelir. “Ateş sizi de yakar” hitabı ise, çok şiddetli bir tehdidi içermektedir. Zalimlere meyletmek zulmü doğuracaktır. Zulmün hakim olduğu toplumlarda, kötülük sıradanlaşacak, dolayısıyla toplum bir bütün olarak suçlu konumuna düşecektir. Adalet ve merhamet artık ortadan kalkacağı için, huzur ve sükûnet kaybolacaktır.
Adaleti sarsılan bir toplumda patlak verecek olan kaos, anarşi ve çöküş dalgası, yalnızca zulmedenleri değil, o sisteme göz yuman tüm toplumsal katmanları içine çeker. Toplumsal adalet yok olduğunda, toplumsal barış da yok olur.
Ayetlerin esas vurgusunun ise, siyasi erke, iktidar yapılarına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. İlahi beyanlar devletin meşruiyeti ve iktidar gücünün sınırlandırılması üzerine esastan ilkeler belirlemektedir. Otoritenin kaynağını ve sınırlarını sorgular. Ayet, siyasi liderliğe ve otorite sahiplerine en tepeden bir sınır çizer: “Sana buyurulduğu gibi dosdoğru ol.” Bu, egemen iktidarın keyfî davranışlarını engelleyen, hukukun üstünlüğü ilkesinin ilahi bir formülüdür. Güç, kendi sınırlarını aşarak baskı aracına dönüştüğü an “zulüm” başlar.
“Zalimlere meyletmeyin” emri, siyasi ittifaklar ve uluslararası ilişkiler bağlamında da hayati bir ilke sunar. Modern ulus devlettin karakteri olan reel-politik yaklaşım, devletlerin çıkarları için ahlaki değerleri feda edebileceğini ve gerekirse zalim güçlerle ittifak kurabileceğini savunur. Oysa Hud Suresi, ahlaki ilkelerden yoksun siyasi ittifakların yapısal olarak çökmeye mahkûm olduğunu ilan ederek bu tür politik manevraları kökten reddeder. Gücü elinde bulunduran zalim odaklara eklemlenerek varlığını sürdürmeye çalışan siyasi yapılar, kendi bağımsızlıklarını ve ahlaki meşruiyetlerini kaybederler.
Ayetin sonunda yer alan “Sonra bir yerden yardım da göremezsiniz” ifadesi, siyasi ahlakını kaybeden ricalin, uluslararası ve tarihsel arenada yaşayacağı mutlak stratejik yalnızlığı ve çöküşü gözler önüne serer. Kendi özüne, ilahi adalet ilkelerine ve toplumsal rızaya dayanmayan, aksine dışsal zalim odakların gölgesine sığınan rejimler, kriz anlarında sığındıkları o güçler tarafından terk edilmeye mahkûmdur.
Ayetler, muhatabı olan insanoğluna gücün, konforun veya korkunun peşinden giderek zalimleşmek ya da zalime sığınmak yerine, her ne pahasına olursa olsun adaleti, itidali ve ilahi ilkelerin belirlediği doğruluğu seçmesi gerektiğini hatırlatan çağlar üstü bir bildiri sunar.
AB, Ukraynayla Dron Anlaşması imzalandığını duyurdu hakkında son gelişmeler. AB, Ukrayna ile dron teknolojisi alanında…
Müzisyen Selçuk Küpçük, 15 Temmuzun müzik dünyasında bıraktığı etkileri anlattı hakkında son gelişmeler. Müzisyen Selçuk…
15 Temmuz şehitleri, darbe girişiminin 10. yılında anılıyor. Bu özel günde, hayatlarını kaybedenler anılacak.
Hafıza 15 Temmuz Müzesi, 2016 yılından bu yana yaklaşık 3 milyon ziyaretçiyi ağırladı. Müze, ziyaretçilerine…
Türk tiyatrosunun geçmişi ve bugünü Hece özel sayısında mercek altına alınıyor. Bu özel sayıda, tiyatronun…
İran'ın başkenti Tahran’daki İnkılap Meydanı’na tabutta yatan Trump afişi hakkında son gelişmeler. İran'ın başkenti Tahran'da…
View Comments
Sen nerdesin? Buğz mu ediyorsun ? Ayarın ne?
yer doğru mu? orantın ne? Bu adamların hepsi politikacı, demokrat, oy istiyor demokrasiye???
Kime hesap vereceğini bilmiyor musun?
Dünyanın genişliği sen de bu kafar mı?
Nedir seni; putun dikili olmasına karşı yerinin orası olması? diğeri tam putçu bu özel gunler de gidiyor??? boyle mi kurtarcan???
Ümit Ortaç, yorumunuzdan ne demek istediğinizi anlayamadım. Daha açık ifade ederseniz belki ben de meramımı anlatmaya gayret ederim.
Ümit Ortaç, yorumunuzdan ne demek istediğinizi anlayamadım. Daha açık ifade ederseniz belki ben de meramımı anlatmaya gayret ederim.
Evet, Rabbimiz "Zalimelre Meyletmeyin ! buyuruyor...Peki biz bu ayeti Celilenin gereğini yerine getiriyor muyuz acaba ? Yahutta şöyle soralım ! BU ayetin gereğini ortalıkta-sahnede ve hayatta olan kaçmüslüman yerine getriyor ? Maalesef bu sorulara göğsümüzü gere-gere cvap vereiblecek bir durumda değilzi diye düşünüyorum. Sokaktak adamın birine "İktidar devlet hazinesinden çalıyor, ne diyorsun?" diye soruluyor <Poltika mankurtu olmuş adam cevap veriyor : "Çalıyorlar ama, çalışıyorlar !" Bu cevaptan sonra artık gerisini varın siz düşünün !
Euzü billahi mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Aziz Allah. Hakim Allah. Kuran'ı Kerim Hakim'dir. Allah Resülü Muhammed Mustafa yanına cihada katılmak üzere gelen müşrike İslam dinine seçmesini buyuruyor. İslam dinine geçmemiş kişiyi ordusuna almıyor. Hesap yapmıyor, bir adam bir adam diye. Allah Celle Celal dini kemale erdirdi. bizim içim İslam dinini seçti. Allah Resülü Muhammed Mustafa (Sav) tebliğ etti. Gorevini bitirdi. Artık Resül gelmeyecek. Allah Celle Celal ölümü ve hayatı yatatandır. Var mı şüphen? Sormuşsun ne dediği mi? Allah Celle Celal emretseydi herkes mü'min olurdu. Sınav dünyası burası. Allah Celle Celal emretseydi herkes müslim olurdu. Din gününün maliki Allah Celle Celal'dir. Her nefis ölümü tadacaktır. Her nefis ayrı ayrı hesap verecek Allah Celle Celal huzurunda ayakta. Din günü yalanlayanların yüzünü bir görsen. Din gününü yalanlayanlar kim? Ahirete inanmayanlar, azıcık ceza alıp cennete gideceğini zann içinde olanlar. Madem sormuşsun söyleyeyim. Akledemiyor musun de benim açıklama yapmama gerek duyuyorsun. Misal liderim sen şunu yap bu şunu yapsın mı??? Öyle mi olmalı? Sen kafanda yorumla yor... bu emir hakka uygun mu, acaba ne demek istedi? Allah Resülü Muhammed Mustafa öldü. Başka Resül gelmeyecek. Allah'ın emirlerine, Kuran'ı Kerim'in emirlerine Allah Resülü Muhamned Mustafa'ya uymak sünnetine yapışmak gerek. işittik itaat ettik. Allah'ın emirlerine ve gönderdiği bütün resüllete işittik itaat ettik. Allah huzurunda hesabı sen veteceksin. Sen kendi hesabını vereceksin. Kendin akledemiyor musun? Zalim demokrasiye oy istiyor. Orada bulunduğjn sitede. yetmiyor mu? Ayrılman için yetmiyor mu? Ya ben çoluk çocuk sahibiyim gelirim az düzenim var??? Ya olmazsa sen şartlar kötü sen sunu yapabilirsin diye aman yazayayım mı??? Kendin akledeceksin? Karşında memur yok, idareci yok. muhatabın tavsiyeden fazlasını yapamaz. Sana aman verince kendini kurtardığını mı zannedeceksin??? Allah'a şirkin affı yoktur.
Ya Azizül Hakim Allah'ım hakk ile batılı ayiran Sensin Allah'ım yardım niyaz ederim. İnşaallah.