
Kur’ân’da yer alan “Bakışlarını eşlerine odaklamış, birbirinin yaşıtı, iri gözlü, el-göz değmemiş yumurta misali, yepyeni bir yaratılışla yaratılmış, bâkire, eşlerine aşk nameleri fısıldayan, hiçbir insan ve cinnin ilişkiye girmediği, yakut ve mercan benzeri, içi ve dışı güzel, göğüsleri yeni tomurcuklanmış,” gibi güzelliği, şuhluğu, cinsel câzibeyi yansıtan bütün sıfatlar, lafzî karineler sebebiyle- yukarıda ilk bölümde açıklanıp kanıtlandığı üzere Cennet’e girecek dünya kadınlarınındır.
Bu durum, kendileriyle cinselliğin de yaşanabileceği eşlerin amelleriyle Cennet’e girecek kadınlar olacağını doğrulamaktadır. Kaldı ki Kur’ân Cennet’te, Cennet için yaratılanların hizmet vereceğini, Salih amel yaparak Cennet’e gireceklerin de hizmet alacağını açıklamaktadır.404
Kur’ân-ı Kerîm’de (Vâkıa 17-24) “Yetûfu Aleyhim Vildânün Mühal-ledûn” ile başlayan âyetlerle genç erkek görünümlü Cennet hizmetçileri olan Vildân’ın içki meyve ve yemek servisi yapacakları açıklanır. Bu âyetlerin devamında ise Hûr kelimesi Vildân üzerine atfedilir. Böylece Hûr’un yani Hûrilerin de Vildân gibi servis yapacakları beyan edilir. Bu durumda mâna şöyle olur:
“Ebediliğe erdirilmiş gençler olarak Vildân ve sedeflerinde saklı inciler gibi olan Hûrun În, Cennet’likler etrafında özel pınarından doldurulmuş sürahiler, ibrikler ve kadehler, beğendikleri meyveler ve canlarının çektiği kuş etleri ile dolaşıp servis yaparlar. Onlar içtikleri Cennet şarabından ötürü ne baş ağrısı çekecekler ve ne de sarhoş olacaklardır. Bütün bunlar onlara (dünyada iken) yaptıkları işlere karşılık olarak verilecektir.”
Pek çok müfessirin Hûr’un Vildân üzerine matuf olduğunu açıklaması, tespitimizi doğrulamaktadır.405
Kaldı ki Kur’ân’ın bağlı kalınması gereken zahirinde bir başka anlam ihtimali de yoktur. Zira Hûr’un bir önceki meksûr “Lahm-i tayrin” üzerine atfı, Vildân’ın içki, meyve ve kuş eti ile birlikte Hûrileri de servis edecekleri gibi bir mâna oluşturur ki aklî değildir. Mâkul olmanın ötesinde sunduğumuz ve sunacağımız delillerle de çelişir.
Hûrilerin Cennetlik erkeklere ve kadınlara verilmiş Cennet hizmetçileri olduklarına, Hûr kelimesinin kök maddesi olan ‘Ha- Ve-Re’ de bulunan “dönme, gidip gelme, karşılıklı konuşma, yardım etme ve tertemiz kılma” mânaları da işaret etmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere Kur’ân-ı Kerîm’de iki sûrede yer alan ve birbirinin aynı olan ifadelerle Hûrilerin Müttakîlerle tezvîc edilecekleri bildirilmektedir.
“Tezvîc edileceği” ifadesi, 13 güzellik / cinsellik vasıflı Cennet’e girecek kadınlar için değil de Hûriler için kullanılmaktadır. Bu da “Tezvîc”in hizmete konu olduğuna işaret etmektedir.
a-Kur’ân’da evlenme / evlendirme manasına “Zevvece” fiili değil, “Nikâh” kelimesi ve türevleri kullanılmaktadır. Tekilin cinsten çifti anlamına Zevc, erkeğin kadın, kadının erkek eşi mana- sına kullanılır.
İmreet-ü Lût, İmreet-ü Nûh ve İmreet-ü İmrân misallerinde görüldüğü üzere erkeğin nikâhlı eşi manasına ise çok büyük ölçüde
“İmreetün” kelimesi kullanılmaktadır.406
b-“Zevvece” fiili Kur’ân’da evlendirme mânasına bir tek yer- de; evlâdlık uygulamasının reddi bağlamında Zeynep b. Cahş’ın Peygamberimize nikâhlandırıldığının açıklanması sadedinde kul- lanılmıştır. Ancak “Zevvece” fiili burada özgün bir şekilde, yani “iki mefûlu bih sarîhe müteaddî” olarak ”Zevvecnakeha” şeklinde kullanılmaktadır.407Çünkü Arablar “Zevvece” fiilini “iki mefûle bih sarihe” müteaddî / geçişli kıldıkları zaman evlendirme mânasına kullanmaktadırlar. Nitekim hadîslerde de iki mefulü bih sarîhe müteaddî olarak evlilik mânasına kullanılmaktadır. Meselâ bu kullanımlardan birinde “Zevvectü ke ha bima me’ake ninel-Kur’âni” buyrulurken408 bir diğerinde “Zevvic nî hâ”409 buyrulmaktadır.
c-Araplar Be harf-i ceri ile kullandıklarında “Zevvece” fiilini evlendirmede değil, eril-dişil, canlı-cansız tek olanı, çifti olabilecek diğeri ile birleştirme / bir araya getirmede kullanmaktadır. Çiftlerden her biri diğerinin destekleyicisi / bütünleyicisi konumundadır. Nitekim “Zevvece” fiili, Tekvîr 7 de rûhun / canın bedenle birleştirilmesi, Şûra 50 de erkekle kız çocuklarının bir arada verilmesi mânasına kullanılmıştır.410
Kaldı ki erkeğe de kadına da şâmil olarak anlaşılması gereken “Müttakîn” ile birleştirileceği için Hûriler yalnız Cennet’lik erkeklerle değil, kadınlarla da tezvîc edilecektir. Bir diğer anlatımla Hûriler her iki cinse de özel hizmet vereceklerdir.
İbn Abbas, er-Râzî, Beyzâvî, Keşşâf, Nesefî, Ebuus-Suûd, Âlûsî, Şevkânî, İbn-Âşûr gibi pek çok Kur’ân tefsircimiz ve Kur’ân dilinin büyük ustadı Rağib “Müfredat”ında yaptığımız açıklamaları içeren doğrulatıcı bilgiler ve misaller vermektedirler.
Bütün bu müfessirler, ilgili “Zevvece” fiilini “bir araya getirme/ yan yana kılma / birleştirme” manalarına gelen Karane ile açıklamaktadırlar.411 Çünkü erkek-kadın olarak hizmet / yardım alacaklarla verecekler de birbirlerinin tekili ve çiftidirler.
Buna göre “Zevvecnahüm bi Hûr’in” âyetini, onların Cennetlikler etrafında dolanıp duracaklarını da dikkate alarak şöylece meâllendirebiriz:
“Biz onlara, (iri / güzel gözlü) Hûrileri, eşlik edecek özel hizmetçiler / sekreterler kılacağız.”
Bu arada,“Her bir Cennet’lik kişinin Hûrilerden Zevcetânı / iki zevcesi veya Ezvâcı / zevceleri olacaktır” şeklindeki hadîslerde geçen Zevcetân ve Ezvâc kelimelerini de yapılan açıklamalar ışığında anlamak durumunda olduğumuzu bilmeliyiz.
“Zevvece”nin evlendirme mânasına alınamayacağının ikinci dereceden bir delili de şudur:
Peygamberimizin, Cennet’te bekâr olmayacağını açıklaması, bekâr veya dul olarak Cennet’e gireceklerin eşleştirileceğinin delilidir. Onların Zevvece veya Nekaha fiili ile evlendirileceklerine ilişkin bir Kur’ânî ve Nebevî beyan yoktur. Bu durum da Hûrilerin Cennet’liklere tezvicinin hizmetçi / asistan kılma mânasını pekiştirmektedir.
(Devam Edecek)
MİRATHABER.COM
DİP NOTLAR
404 -Cennet kadınlarının vasıfları ile ilgili bölüme bak. Ayrıca bak. Vakıa, 17-24, Zühruf 72, A’raf 43
405- bak. Razi, Beyzavi ve Alusi tefsirleri Vakıa 22.
406-bak. Ahzab, 49; Bakara, 221, 230; Nûr, 32; Nisa 3, 6, 25; Kasas 27; Âl-i İmrân, 35, 40; Yûsuf 30; Zariyat. 29; Tebbet 4.
407 -Ahzab, 37
408-Peygamberimiz, bir sahâbîye “Mehir olarak ona öğreteceğin Kur’ân sûreleri karşılığında o kadını sana nikâhladım. ” buyurur. (Buhârî Fedâilül-Kur’ân 21)
409 -Bu hadîste de sahâbî, Peygamberimize “O kadını bana nikâhla” der. (Buhârî 5 / 108). Ebû Süfyan’ın dilinden “Üzevvicükeha” şeklindeki bir diğer kullanım için bak. Şevkânî Mümehine 9.
410-Elmalılı merhum Tekvîr sûresinin 7. âyetinin açıklamasında de Tezvîc’i şöyle açıklar: “Tezvîc eşi eşe, dengi denge, emsâl ve ekrânı birbirine zam ve ilhak edip (benzer ve yaşıtları birbirine katıp ilhak etmek) çatmak, çiftleştirmek hasılı tasnîf veya tevhîd (sınıflandırmak veya birleştirmek) manalarını ifade eder. (Hak Dîni Kur’ân Dili, 8 / 5601)
411 -Adı geçen Müfessirlerin Tefsirlerinden Duhan 54’e bak. Âyrıca bak. Müfredat, Zevc maddesi; Hadil-Ervah Bab 53; Umdetül-Huffâz 2 / 151.
K-R-N köklü kelimelerin Kur’ân’daki kullanımları için bak. E’am 6; Nisa 38; Sâd 38; Zühruf 13