
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), Endonezya’nın Artistik Jimnastik Dünya Şampiyonası için İsrail heyetine vize vermeyi reddetmesi üzerine “büyük endişe” duyduğunu açıkladı. Ancak aynı IOC, yıllardır süren savaşlara, insan hakları ihlallerine ve sporun siyasallaşmasına göz yumduğu pek çok örnekte sessizliğini korumuştu.
IOC, Ukrayna savaşı gerekçesiyle Rusya’yı ve Belarus’u olimpiyatlardan men ederken “barış ve insan hakları” söylemini öne sürmüştü. Ancak İsrail’in Gazze’de binlerce sivili hedef alan saldırılarına karşı tek bir kınama mesajı dahi yayınlamadı. Şimdi ise Endonezya’nın egemenlik hakkı çerçevesinde aldığı vize kararına karşı “büyük endişe” duyduğunu açıklayarak çifte standardın en net örneğini verdi.
IOC, yıllardır “sporu siyasetten ayırmak gerekir” söylemini tekrarlıyor. Ancak konu Batı’nın müttefikleri olunca politik kaygılar bir anda “evrensel değerler” kılıfına bürünüyor. Endonezya’nın kararı, kendi kamuoyunun ve uluslararası vicdanın bir yansıması olarak görülürken, komitenin tepkisi bu iradeyi hiçe sayan bir baskı olarak değerlendiriliyor.
Rusya’nın men edilmesi, Filistin’deki trajedilere sessiz kalınması, İsrail’e gösterilen özel ilgi… IOC’nin “tarafsızlık” ilkesi artık kâğıt üzerinde bir maske olmaktan öteye geçemiyor. Endonezya’ya yöneltilen bu tepki, sporun gerçekten evrensel bir değer mi, yoksa güç dengelerinin aracı mı olduğu sorusunu bir kez daha gündeme taşıdı.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube