
İran ile ABD arasında aylardır süren savaşın ardından diplomasi trafiği yeniden yoğunlaşıyor. Tahran, Washington’ın sunduğu öneriye vereceği cevabı doğrudan değil, arabulucular üzerinden ileteceğini açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı, mesaj alışverişinin arabulucular vasıtasıyla sürdüğünü ve Tahran’ın savaşın sona erdirilmesi ile Körfez ve Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin yeniden sağlanmasına ilişkin şartlarını net biçimde ortaya koyduğunu bildirdi. Anadolu Ajansı
Bu tablo, savaşın ardından yalnızca bir ateşkes arayışının değil, Ortadoğu’nun yeni güç dengelerinin pazarlık konusu olduğu bir sürecin işaretlerini taşıyor.
ABD açısından masanın en önemli başlıklarından biri İran’ın nükleer programı.
Washington, Tahran‘ın uranyum zenginleştirme kapasitesinde kalıcı ve somut bir sınırlama istiyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance da müzakerelerin ilerlemesi için İran’ın zenginleştirme faaliyetlerinde “anlamlı” bir azaltıma gitmesi gerektiğini belirtiyor.
İran ise meselenin yalnızca nükleer programdan ibaret olmadığını ortaya koyuyor.
İran açısından Hürmüz Boğazı görüşmelerin merkezinde bulunuyor. Tahran, boğazın güvenli şekilde açılmasını ABD’nin İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskılarının sona ermesiyle ilişkilendiriyor. İran’ın önerileri arasında savaşın durdurulması, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın deniz taşımacılığına yönelik müdahalelerin sona erdirilmesi bulunuyor. Anadolu Ajansı
Bu nedenle Hürmüz artık sadece İran ile ABD arasındaki bir anlaşmazlık konusu değil.
Dünya ekonomisinin de meselesi.
Reuters’ın 8 Ekim tarihli verilerine göre Hürmüz’den geçen ticari gemi sayısı son iki ayın en düşük seviyesine geriledi. Boğazdan geçen ham petrol miktarı da savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 26 daha düşük durumda.
İşte asıl soru burada başlıyor.
Washington nükleer programı sınırlandırmak istiyor. Tahran yaptırımların kaldırılmasını ve savaşın sona ermesini talep ediyor. Hürmüz ise enerji piyasalarını ve küresel ticareti doğrudan etkileyen stratejik bir koz olarak masada duruyor.
Dolayısıyla görüşmeler yalnızca “İran nükleer programından vazgeçecek mi?” sorusundan ibaret değil.
Masada aynı zamanda şu sorular bulunuyor:
İran’ın bölgedeki etkisi ne olacak? ABD Ortadoğu’daki askeri varlığını nasıl şekillendirecek? İsrail’in güvenlik kaygıları nasıl karşılanacak? Körfez ülkeleri yeni dengede nerede duracak? Ve Hürmüz’ün kontrolü kimin elinde olacak?
Bu nedenle Tahran ile Washington arasındaki müzakereleri sadece bir barış görüşmesi olarak okumak eksik kalabilir.
Belki de pazarlık edilen yalnızca savaşın nasıl biteceği değil, savaş sonrasında Ortadoğu’nun nasıl şekilleneceğidir.
Önümüzdeki süreçte İran’ın vereceği cevap, Washington’ın nükleer dosyadaki ısrarı ve Hürmüz’ün akıbeti, bu pazarlığın sınırlarını belirleyecek.
Ve bütün dünyanın cevabını beklediği soru şu:
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Üsküdar’da 365 Günlük Kararlı Boykot Nöbeti Sonuç Verdi: McDonald’s Şubesi Kapatılıyor İstanbul Üsküdar Bahçelievler Mahallesi’nde,…
ABD’den Şoke Eden İtiraf: İran Savaşında 81 Hava Aracı Kayıp. Kongre Raporu Askerî Envanterdeki Büyük…
KÜRESEL SİYONİZM VE MEMURİYETİN TANZİMİ KANUNU Maide Suresi’nin 41. ayeti şöyle uyarıyor: يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ…
BAŞÖRTÜSÜ İÇİN BEDEL ÖDENDİ, Ya Şimdi, "Örtülü mü, Örtüsüz mü?" Dün üniversite kapılarında başörtüsünü korumak…
Bir Koyup On Alırken Mağdur Değildiniz! Fon Mağduru mu, Kolay Para Kazanma Mağduru mu? Bir…
BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese: Büyük İsrail Projesi Halihazırda Gerçekleşiyor Birleşmiş Milletler (BM) Filistin…