
İsrail–ABD hattının İran’a yönelen saldırıları, yalnızca “nükleer tehdit” gerekçesiyle açıklanamayacak kadar derin, tarihsel ve sistematiktir. Ortadoğu bugün bir kez daha kuşatılmakta; hedefte güvenlik değil, kaynaklar ve küresel hakimiyet bulunmaktadır.
Son dönemde İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik askeri hamleleri, kamuoyuna “nükleer tehdit” başlığıyla sunuluyor. Ancak bu söylem, Irak’ta “kimyasal silah” yalanıyla başlayan ve milyonlarca insanın hayatına mal olan sürecin neredeyse birebir tekrarıdır..
Dün Irak’ta olmayan silahlar bugün İran’da “olabilir” varsayımıyla gerekçelendiriliyor. Değişen sadece hedef ülke; yöntem, dil ve sonuç aynı.
Ortadoğu’nun kaderi, zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla doğrudan bağlantılıdır:
Petrol
Doğalgaz
Enerji geçiş yolları
Stratejik boğazlar
Bu coğrafya, küresel kapitalist sistem için vazgeçilmez bir hammadde ve enerji havzasıdır. Bu nedenle bölgenin istikrarlı, bağımsız ve güçlü olması hiçbir zaman istenmemiştir.
Savaş, kaos ve parçalanma; kaynaklara daha ucuz, daha denetimsiz ve daha itirazsız ulaşmanın aracıdır.
Ortadoğu bugün yalnızca cepheden değil, çevreden de kuşatılmış durumdadır.
Bu kuşatmanın önemli ayaklarından biri Birleşik Krallık’nin Güney Kıbrıs’taki askeri varlığıdır.
Kıbrıs’taki üsler:
Ortadoğu’nun tamamını izleyebilen
İsrail operasyonlarına lojistik ve istihbarat sağlayan
ABD–NATO sistemine entegre
ileri karakollar işlevi görmektedir.
Bu tabloya bakıldığında İran’a yönelik saldırılar, tekil bir operasyon değil; uzun süredir inşa edilen bir kuşatmanın doğal sonucudur.
Bu noktada tarihsel hafızayı devre dışı bırakmak mümkün değil.
Haçlı Seferleri yalnızca dini motivasyonlarla değil;
Doğu’nun zenginliklerine el koymak
Ticaret yollarını kontrol etmek
Müslümanların elindeki kaynakları ele geçirmek
amacıyla düzenlenmişti.
Bugün kullanılan dil değişmiş olabilir; ancak hedefler şaşırtıcı biçimde benzer.
Bu sürekliliği en açık şekilde itiraf edenlerden biri, dönemin ABD Başkanı George W. Bush olmuştur. Körfez Savaşı öncesinde yaptığı basın toplantısında bu harekâtı bir “crusade (haçlı seferi)” olarak nitelemesi, bilinçaltının ve zihniyetin açık bir dışavurumudur.
Bu ifade daha sonra “düzeltildi”, geri çekildi; ancak zihniyet geri çekilmedi.
Bugünün savaşları haç işaretleriyle değil;
Demokrasi
Güvenlik
Terörle mücadele
Nükleer tehdit
söylemleriyle yürütülüyor.
Ama sonuç değişmiyor:
Yıkılan Müslüman şehirler
Parçalanan devletler
Milyonlarca mülteci
Kontrol altına alınan kaynaklar
Bu nedenle “Haçlı Seferleri bitti” demek, sahadaki gerçeklikle örtüşmüyor. Biçim değişti, isim değişti; ama yön ve hedef aynı kaldı.
İran’a yönelik saldırılar yalnızca İran’ı ilgilendirmiyor. Bu;
Ortadoğu’nun tamamen yeniden dizayn edilmesi
Direnç gösteren son bölgesel güçlerin tasfiyesi
Kaynakların küresel sermayeye açılması
planının bir parçasıdır.
Ortadoğu bugün gerçekten kuşatma altındadır.
Bu kuşatma ne anidir ne de tesadüfidir.
Ve tarih bize şunu gösteriyor:
Bu coğrafyada savaş bitmiyorsa, bunun nedeni barışın istenmemesidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Erbakan'ın Yakın Koruması Abdurrahman Akyüz: "Hocamız AK Parti'yi Destekliyordu" Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın uzun…
Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…