
İlk Müslüman nesilde ana dilleri farklı olanlar var; Arap var, Habeşli var, İranlı ve Rumi olan da var. Onların arasında hür var, köle var, köle iken özgürlüğüne kavuşturulmuş olanlar var. Bir de zenciler, beyazlar var, koyu esmerler gibi ten/cilt renkleri değişik olanlar da var. Var ama İslam onları bu nitelikleri ile kabul etmiş ama bu nitelikleri ayrıcalıklı kılmamış; İslami potada eritmiştir.
Güzel kardeşlerim; Kur’an-ı Kerim’de Aşiret, Kabâil, Kavim gibi kavramlar var. Dilimizde de aşiret, soy, ırk, millet türü kavramlar yer almaktadır. Sözlüklere girdiğimiz zaman değişik tanımlar yapıldığına şahit oluyoruz ama bunlar, sosyal gerçeklilikleri varsa da ayırımcılığı ve değer farklıklarını içermez.
Sonuçta bütün insanlar Âdem ile Havva’nın çocuklarıdır, aralarında Yaradan’ın takdiri olarak yalnızca dil ve renk farklılıkları vardır, hepsi o kadar.
Yineleyelim: Verdiğimiz âyet meallerinden anlaşılacağı üzere; soy, ırk, millet, bütün bunlar bir sosyal gerçekliktir. İslam bu gerçeği kabul eder. İslam’ın kabul etmediği üstünlük ayrıcalığına dayalı –adına ne derseniz deyin– soyculuktur, ırkçılıktır, açıklayacağımız üzere ırk yüceliğine dayalı milliyetçiliktir.
Yüce dinimizde bizlere yüklenen sosyal ve ahlaki görevleri incelediğimizde soyun, ırkın, milletin bir gerçeklik olduğunu ve de dinimizde kabul edildiğini görebiliriz. Görelim:
a.) İslam’da insanlar Hakk’a çağırılır batıllardan sakındırılırken öncelik Kur’an sisteminde akrabaya verilir.
Aziz Peygamberimize peygamberlik görevi yüklenirken ona; “ Ey Peygamber, en yakın akrabanı uyar “ buyurulmuştur. (Şuara 214)
b.) İslam’da sosyal yardımlar yapılırken de toplumda önceliğin akrabaya yani ana, baba, amca, dayı, kardeş, kız kardeş gibi akrabaya verilmesi emredilmektedir. Örneğin Nisa 36’da bu sıralama yapılırken İsra suresinin 26. âyetinde de “Akrabaya mallarınızda belirlenen hakları verin.”
c.) Hakka çağrı ve yardım, önce akrabaya, daha sonra içinde yaşadığımız şehir halkına ve şehir halkı merkeze alınarak tüm insanlara yapılır. (En’âm 92) Bir misal vermek gerekirse Şûra suresinin 8. ayetini hatırlatabiliriz:
“ İşte böyle, sana Arap diline dayalı bir Kur’an indirdik. Şehirlerin merkezi/anası olan Mekkelileri ve çevresindeki diğer insanları uyarasın diye… “
Güzel kardeşlerim; akraba ve içinde yaşadığımız şehrin halkı, tarihi dönemler boyunca genelde aynı dili konuşan insanlardır. Ten rengi, şekil farklılıkları olsa da.
İslam, Allah’ın düzenlemesi olan bu farklılıkları kabullenir. Biz Türkçülük diyoruz, Kürtçülük diyoruz, nedir bunlar? Âdem’in çocuklarıyız. Bunlar dillerimizin farklılığı, kıta farklılıkları sebebiyle renk farklılıkları.
İnsan ırkını sevebilir, soyunu savunabilir, başarıları için yardımcı da olabilir.
Maddî ve manevî açılardan milletimizin ve ülkemizin geliştirilmesi için atılım yapmamız da doğaldır, saygındır. Ama …:
a.) Kişinin İslam dininin inançlısı ve bağlısı olmasa da damarlarındaki asil kandan (!) ötürü veya tarihsel başarıları sebebiyle ırkının büyüklüğüne ve üstün kılınması gereğine inanması haramdır.
Çünkü ne damarlarda asil kan vardır, ne de ırkta ve millette ayrıcalık mevcuttur.
b.) Kişinin, ırkını soyunu yaptığı zulmü üzerinde desteklemesi de haramdır.
Açalım: İslam ile çelişen ve çatışan emperyalist bir emelle ve diğer soylara ve ırklara hâkim olması amacıyla ırkımızın-milletimizin kültürel siyasi ve ekonomik yollarla ve de sıcak savaşla mücadelesini vermek de haramdır
İnsanlığın tarihi dönemlerden günümüze uğradığı en büyük belalardan biri de bu anlayış olmuştur.
c.) Bir diğer haram tür de ırkının, soyunun, milletinin zulme uğratıldığı gerekçesiyle ırkçılık yaparak zulmetmek. Bu tür de Ülkemizde görülmektedir.
Hatırlayacaksınız kardeşlerim; toplumumuzda bir zamanlar bazı işçilerimiz kendilerine yüklenen batıl bilgiler ve yapılan tahrikler hak talep ederlerken zulme sapmışlar, kendi haklarını işverenlerin haklarını çiğneyerek istemişlerdir… Oysaki Hak istenirken de adalet gözetilmelidir.
Bunun gibi zulme uğratıldığı, haksızlığa maruz kaldığı gerekçesiyle ırkımızı, savunmak için zalim olmaya gerek yoktur. Zulüm İslami yol ve yöntem olamaz.
Güzel kardeşlerim, işte bu yasaklanan türleri sebebiyledir ki Peygamberimiz bütün bu haram türleri içine alacak şekliyle şöyle buyurmuşlardır:
“(Haram kılınan şekilleriyle…) Soyculuğa – ırkçılığa – milliyetçiliğe çağıran bizden değildir. Bu yolda savaşanlar bizim yolumuzda değildir. Bu yolda ölenler keza bizim çizgimizde değildirler.”
Ve aziz Peygamberimiz bir diğer hadislerinde de şöyle buyurur:
“Soyculuk – ırkçılık – milliyetçilik yapan kişiyi, ‘ Babasının üreme organını ısırasıca adam ! ’ diyerek niteleyiniz, kinaye de yapmayınız/örtülü ifadeler de kullanmayınız.”
Devam edecek
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-