
Gazze’den Sudan’a, Suriye’den diğer kriz bölgelerine uzanan acılar, İslam dünyasının önündeki büyük bir gerçeği gözler önüne seriyor: Müslüman ülkelerin imkânları var, fakat bu imkânları ortak bir iradeye dönüştürmekte ciddi sorunlar yaşanıyor. Peki, bizi bir araya getiremeyen nedir?
İslam dünyası; enerji kaynakları, stratejik coğrafyası, genç nüfusu, ekonomik potansiyeli ve tarihî birikimiyle küresel ölçekte önemli bir güce sahip. Ancak bu potansiyel, ortak bir siyasi iradeye ve etkili bir dayanışmaya yeterince dönüşemiyor.
Gazze’de yaşananlar bunun en acı örneklerinden biri. Filistin halkı ağır bedeller öderken Müslüman ülkelerin açıklamaları, diplomatik girişimleri ve bireysel çabaları, çoğu zaman ortak ve sonuç alıcı bir stratejiye dönüşemiyor.
Sudan’da süren insani kriz, Suriye’de yaşanan parçalanma ve bölgesel gerilimler de benzer soruları gündeme getiriyor.
Elbette her ülkenin farklı şartları, güvenlik kaygıları ve diplomatik imkânları var. Ancak asıl mesele, bu farklılıkların ortak hareket etmeye engel hâle gelmesi.
Birbirinden bağımsız politikalar izleyen ülkeler, ortak tehditler karşısında ne kadar güçlü olabilir?
İslam dünyasının parçalanmasında sömürgecilik mirasının, dış müdahalelerin ve büyük güçlerin bölgesel hesaplarının etkisi inkâr edilemez. Ancak bütün sorumluluğu dışarıya yüklemek de gerçeklerle yüzleşmekten kaçmaktır.
Kendi çıkarlarını ümmetin ortak menfaatlerinin önünde tutan yönetimler, siyasi rekabeti dayanışmanın önüne geçiren anlayışlar ve ekonomik bağımlılıkları azaltmakta yetersiz kalan politikalar da bu tablonun bir parçasıdır.
Birbirini rakip gören ülkeler, dışarıdan gelen baskılar karşısında ortak bir duruş sergilemekte zorlanıyor. Üstelik mezhep farklılıkları ve milliyetçilik, kimi zaman Müslümanları birleştirmesi gereken değerlerin önüne geçiriliyor.
Oysa Kur’an-ı Kerim, Âl-i İmrân suresinin 103. ayetinde şöyle buyuruyor:
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; parçalanıp bölünmeyin.”
Bu ilahi uyarı, farklılıkları yok saymak değil, ayrılıkları düşmanlığa dönüştürmeden ortak değerler etrafında buluşmak gerektiğini hatırlatıyor.
İslam dünyasının ihtiyacı, yalnızca zirvelerde verilen birlik mesajları değildir. İhtiyaç duyulan; adalet temelinde işleyen ekonomik iş birliği, ortak insani yardım mekanizmaları, bilim ve teknoloji alanında dayanışma, bağımsız karar alabilme kapasitesi ve krizler karşısında uygulanabilir ortak politikalardır.
Bir ülkenin başka bir ülkedeki mazlumlara yardım etmesi elbette değerlidir. Fakat kalıcı sonuçlar için bu çabaların koordinasyona, sürekliliğe ve ortak sorumluluk anlayışına ihtiyacı vardır.
Birlik, herkesin aynı düşünmesi değil; temel meselelerde adalet ve hakkaniyet etrafında birlikte hareket edebilmesidir.
İslam dünyası, sahip olduğu potansiyeli ortak bir güce dönüştüremediği sürece krizlerin ardından açıklamalar yapan, fakat krizleri önleyecek mekanizmaları yeterince geliştiremeyen bir görüntü vermeye devam edecektir.
Bugün sorulması gereken soru şudur: Müslüman ülkeler, siyasi ve ekonomik çıkarlarını ortak insani sorumluluklarıyla ne zaman dengeleyecek?
Çünkü Gazze’de bir çocuk enkaz altında kaldığında, Sudan’da bir aile açlıkla mücadele ettiğinde veya bir toplum savaşın yıkımıyla karşı karşıya kaldığında, dayanışmanın değeri yalnızca sözlerle ölçülemez.
Derin Bakış: İslam dünyasının en büyük eksikliği, kaynaklarının yetersizliği değil; bu kaynakları adalet, dayanışma ve ortak sorumluluk doğrultusunda harekete geçirecek iradenin zayıflığıdır. Birlik, sadece geçmişin hatırası veya geleceğin hayali olarak kalmamalı; bugünün sorunlarına çözüm üreten somut bir sorumluluğa dönüşmelidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
1979 İran Devrimi ve ABD'nin Rolü MAKALENİN SESLİ ANLATIMI Bu yazıda anlatılmak istenen, İran Devrimi'ni…
TÜRKİYE’DE LAİKLİK SORUNU Türkiye’de laiklik tartışmaları uzun yıllardır dinî özgürlükler, devletin tarafsızlığı ve Cumhuriyet’in temel…
NECİP FAZIL ŞİİRİNE ÖNEMLİ BİR TASHİH ŞERHİ: RÜZGÂRA SÖVMEK İLE ŞİİRİN SEKRİ Değerli okuyucularım; Ayşegül…
HÜDA PAR’lı Serkan Ramanlı’dan Diyanet’e Hac Çağrısı: "Maliyet Dökümü Açıklanmalı, Hacı Adaylarına Destek Verilmeli" HÜDA…
Merve Şebnem Oruç'tan Türkiye-Azerbaycan İlişkilerine Dikkat Çeken Uyarı! Gazeteci Merve Şebnem Oruç, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine yönelik…
Zekeriya Yapıcıoğlu: Faizsiz Türkiye süreci yürütelim! HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, 2027 bütçesinde faize…