
İSLAM MÎRAS HUKUKUNA İLİŞKİN YAPILMASI GEREKENLER III
Kur’ân ve Sünnet ahkâmına dayalı İslam Toplumu’nda yapılacaklar bellidir ve ana hatlarıyla yukarıda açıkladığımız gibidir. Ancak İslam Mîras Hukuku’nun uygulamadan düşürüldüğü Türkiye gibi İslam ile çelişkili ve çatışmalı laik toplumlarda da yapılabilecek vardır.
1.) Biz Müslümanız, İslam’ın iktidarına talip olma imani görevimizdir. İslam Mîras Hukuku dahil İslam Hayat Düzeni’ni bütün özellikleri ve güzellikleriyle öğrenip anlatarak milletimizin oylarıyla tercihini sağlamalıyız.
Evlilik, boşanma ve mîras hükümlerinden oluşan Ahval-i Şahsiye’nin inançlara göre düzenlenebilir olması, hukuk devleti olmanın gereği olduğu için kültürel, siyasî ve hukuki mücadelemizi buradan başlatmalıyız. Sonuç almakla değil atılım yapmakla yükümlü olduğumuzu da bilmeliyiz.
2.) Toplum düzeni İslam karşıtı dinsiz bir yapı da olsa de biz Müslümanlar İslam Mîras Hukuku’nu kabul ve gücümüz ölçüsünde uygulamakla yükümlüyüz.
Yüce Rabbimiz, varisleri ve alacakları payları bizzat belirlediği ve koyduğu mîras ölçülerini aşılmaması gereken sınırları olarak HUDULLAH şeklinde çizdiği ve bu sınırlarını uygulayarak tanıyacakları Cennet ile müjdeleyip tanımayarak aşacakları Cehennem azabı ile tehdit ettiği için İslam Mîras Hukuku’nda hiçbir şekilde değişikliğe gidilemez. (Nisa 4/13-14)
Kaldı ki kadının ev dışı çalışma hayatına girmesini kabul ile mîras oranlarında değişimi gerekli ve meşru görmek sonu gelmez aile ve toplumsal sorunları da beraberinde getirir.
Başta ceza hukuku /hadler olmak İslam’ın bütününü sorgulatır ve bu tür tarihselci yaklaşımlar İslam’ın yerine ikame edilmiş olur. Ortada İslam kalmaz.
İslam kendisine özgü bir aile ve toplumsal düzen ikame etmektedir. Yaşadığımız cahiliyet benzeri bir topluma indirildiğinde toplumun yaşantısını esas almamış, başta mîras sistemi olmak üzere devrimler yapmış ve hayatın bu ilahi devrimlere uyularak yaşanmasını emretmiştir.
Ülkemizde yapılan Batıcı kanlı devrimlerle İslam aile hayatı çökertilmiş, Batı’da olduğu işgücü ve cinselliği sömürülmek istenen kadın çalışmaya muhtaç ve mecbur edilmiştir.
Oluşturulan bu cahiliyet hayatı ile mücadele edilerek toplumsal şartlar değiştirilmeye çalışılacak yerde yalnızca içtihadî konulara münhasır kılınması gereken illet konusunu Kur’âni hükümlere uygulamaya çalışmak akıl tutulmasıdır, amaç edinilmese de İslam’ı içeriden darbelemektir.
Yaşadığımız dönemin cahiliyet şartlarını hareket konusu yaparak İslam’ın açık hükümleriyle oynamak, inancımıza göre yaşayamadığımız İslam’a, yaşadığımız gibi inanmaya kalkışmaktır.
Bizler bir asrı aşkın bir süredir egemenliği altında yaşadığımız İslam karşıtı laik düzen içinde İslam’ı ve mesela onun mîras oranlarını ve ceza hukuku kurallarını kabul ile mükellefiz. Yapabileceklerimizle de yükümlüyüz. İslam ahkâm ile oynama hakkımız da görevimizde yoktur. (Teğabun 64/16; Bakara 2/286)
3.) Erkek çocuklarımıza erkeklerin görevlerini öğretmeli, kız çocuklarımızı da bilinçlendirmeliyiz. Ölümle birlikte varisler kendilerine düşen paylarına sahip olacakları ve bu mallarında diledikleri gibi tasarruf edebilecekleri için paylaşımı aralarında İslam Miras Hukuku’na göre yapabilirler.
Bu sebeple ana babalar olarak mürislerimizden intikal edecek malları İslam Mîras Hukuku’na göre paylaşarak çocuklarımızı örneklendirmeliyiz.
Çocuklarımıza, bize varis oldukları gibi ana baba olarak bizim de onlara varis olduğumuzu da öğretmeliyiz.
4.) İslam Mîras Hukuku ile ilgili ilk atılımlarımızdan biri, ölen kişinin eşi ve çocuklarıyla birlikte ana babasının da varis olmasını sağlamaya çalışmak olmalıdır.
Bu hak sağlanıncaya kadar laik hukuklarda da geçerli olacak şekilde ana baba için mal/para vasiyetinde bulunulmalıdır.
Sunacağımız ayet bu görevimizi belirlemektedir:
“Herhangi birinize ölüm yaklaştığında, eğer arkasında yeterli bir servet bırakıyorsa; ana, baba ve diğer yakın akrabalarına uygun şekilde vasiyette bulunmak size farz kılındı. Bu, hayat programını Allah’ın kitabıyla belirleyenler için bir yükümlülüktür.” (Bakara 180)
5.) İslam Miras Hukuku’nu çağdışı bulup red kâfirliğe ve mal ihtirası ile dışlamak ise Yaratan’a isyana götürür. Red kesin olarak Cehennem’e yoldur. Fiilen dışlamak da azaba düşürebilir.
Sözü Rabbimize bırakalım:
“…Ana babalarınıza ve çocuklarınıza gelince hangisinin sizin bırakacağınız fayda ve imkânlara daha layık olduğunu siz bilemezsiniz…” (Nisa 11)
“…Allah mîras konusunda yanlışa sapmayasınız diye size hükmünü açıklıyor. Allah her şeyi bilendir.” (Nisa 176)
***
Ve son bir hatırlatma:
Mekâsıdü’ş- Şeriyye yöntemi İslam Dini’nin bildirileri, emirleri ve yasaklarının yerindeliği ve çağları aşacak ihtişamını tespiti amaçlamalıdır; İslam dışı cahilî yaşamı illet görüp Kurân hükümlerini değiştirmek atılımı olmamalıdır.
***
Bizi İslam Mîras Hukuku’na imana erdiren Rabbimizden uygulama yüceliğine de erdirmesini dileriz.
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Tahran’da Sürpriz Slogan: Cuma Namazında "Yaşasın Türkiye" Sesleri TAHRAN – İran’ın başkenti Tahran’da her…
KANATLANAN ULAKLAR: POSTA GÜVERCİNLERİ Yüksek veri aktarım hızına sahip 5G teknolojisi, ülkemizde 1 Nisan 2026…
Papa XIV. Leo’dan sert mesaj: “Dünya bir avuç zorba tarafından harap ediliyor” Katolik dünyasının ruhani…
‘‘YA DEĞİŞİM YA ÇÖKÜŞ!: YARIN DEĞİL! HEMEN ŞİMDİ!’’ CENAZE ORTA YERDE VE ARTIK HİÇBİRİMİZ MASUM…
SUSMA ORUCU: “YA HAYIR SÖYLE, YA DA SUS!” Öncelikle şu hususun altını kalın çizgilerle çizeyim:…
“Titanic’ten Yapay Zekâya: İnsanın Bitmeyen Yenilmezlik Yanılgısı” 1912 yılında ilk seferine çıkan RMS Titanic, dönemin…