islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

İSLAM’A YÖNELİK SİSTEMATİK KARALAMA STRATEJİSİ-ŞEYTAN SÖYLEM DEĞİŞTİRDİ

İSLAM’A YÖNELİK SİSTEMATİK KARALAMA STRATEJİSİ-ŞEYTAN SÖYLEM DEĞİŞTİRDİ
A+
A-

İSLAM’A YÖNELİK SİSTEMATİK KARALAMA STRATEJİSİ -ŞEYTAN SÖYLEM DEĞİŞTİRDİ

İslam, insanlığa adalet, eşitlik ve merhamet sunan; sömürü, zulüm ve haksızlığa karşı köklü bir alternatif olarak doğmuştur. Bu hakikati bilen ve İslam’ın etkisinden rahatsızlık duyan güçler, onu başlangıcından itibaren hedef almıştır. Hz. Muhammed (s.a.v) zamanında, dönemin iktidar sahipleri ve elitleri, peygamberlik mesajının yayılmasını engellemek için karalama kampanyaları ve kara propaganda yöntemlerine başvurmuşlardı. İlahi çağrının insanlara ulaşmasını önlemek amacıyla yalan haberler, uydurma söylentiler ve iftiralardan örülmüş bir ağ örmüşlerdi. Ancak İslam’ın hızla yayılması ve kitlelerin gönlünde kök salması, onların endişelerini daha da derinleştirdi.

Bu direnişin en çarpıcı örneklerinden biri, Velid bin Muğire’nin yaşadıklarıdır. Velid, bir gün Hz. Peygamber’i (s.a.v) dinleyerek Kur’an’dan ayetler işitti. Dinlediklerinden derinden etkilendi ve yüzündeki heyecanı gizleyemeden kavminin yanına döndü. Kureyş’in ileri gelenleri merakla sordu: “Ne diyorsun ey Velid?” O, şu unutulmaz sözleri sarf etti: “Vallahi, ben Muhammed’den ne insan sözüne ne de cin sözüne benzeyen bir söz işittim. O sözün bir tatlılığı, bir güzelliği var. Üstü meyve doludur, altı bereketlidir. O mutlaka üstün gelir; hiçbir şey ona üstün gelemez.”

Fakat bu samimi itiraf, Kureyş liderlerini tedirgin etti. Bunun üzerine Ebu Cehil devreye girerek Velid bin Muğire’yi etkiledi ve ona, “Şayet Müslüman olmadıysan kavmine bunu anlat,” dedi. Velid de hemen kavminin yanına giderek alternatif bir suçlama bulmaya çalıştı. Önce halkına Müslüman olmadığını söyledi ve ne yapılması gerektiğini sordu. Halkı, “Öyleyse ‘şairdir’ diyelim,” dedi. Velid itiraz etti: “Hayır! O şair değildir. Biz şiirin her türlüsünü biliriz. Vallahi onun sözleri şiire benzemez.” “O halde kâhindir,” dediler. Velid yine reddetti: “Kâhin de değildir. Onun sözleri kâhinlerin secili, bilmecemsi sözlerine hiç benzemez.” “Mecnun (deli) o halde!” dediler. Velid: “Deli de değildir. Biz deliliği de biliriz; onun sözlerinde ne hezeyan ne de karmakarışıklık var.”

Son çare olarak: “Öyleyse sihirbazdır!” dediler. Velid bu sefer duraksadı. Toplumsal baskı ve sosyal statüsünü kaybetme korkusu ağır bastı. Nihayet, içinde bildiği hakikati gizleyerek şöyle dedi: “Evet… bu sihre benziyor. Çünkü onun sözleri kişi ile babasının, kardeşinin, hatta eşinin arasını açıyor.” O günün şartlarında, o toplumun sosyolojisine uygun bir kavramla İslam’ın mesajını karalamayı ve engellemeyi hedeflediler.
Bu tür engellemelere rağmen İslam, Allah’ın izniyle hızla yayıldı. Ancak zamanla Müslüman dünyasının yaşadığı siyasi parçalanmalar ve başsızlık dönemlerinden sonra, farklı güçler yeni ve daha sistematik bir mücadele aşaması başlattılar. İslam dünyasının zayıf düşmesi ve Müslüman coğrafyasının gayri-İslami güçlerin hakimiyetine girmesiyle birlikte, İslam’ı etkisizleştirmeye yönelik planlı bir süreç devreye sokuldu. Bu süreç, İslam’ın içini boşaltarak onu Protestanlaştırılmış bir din haline getirmeyi ve Batı değerleriyle uzlaştırmayı hedefliyordu. Zira İslam’ın sosyal hayata, ekonomiye ve düşünce dünyasına dair pratik söylem ve eylemleri, onu Batı sistemleri karşısında tek gerçek alternatif güç kılıyordu.

Bu gerçeğin farkında olan Batılı güçler ve onların yerli işbirlikçileri, sürekli bir ittifak halinde İslam’ı yıpratmaya ve Müslüman toplumu inancından uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Bunun için farklı zaman ve coğrafyalarda yeni stratejiler geliştirirler. Bu stratejiler, genellikle propaganda yoluyla kamuoyunu şekillendirmeye dayanır. İslam toplumunun sosyolojisine ve diline yabancı, dinin özünde olmayan söylemler üretirler. Böylece, asıl hedeflerinin İslam olduğu gerçeğini perdeleyip, sanki başka oluşumlarla mücadele ediyor izlenimi verirler.

Bu amaçla, Hristiyan (Batı) sosyolojisinin ürünü olan kavramları İslam dünyasının zihnine yerleştirerek, toplumu bu yapay kavramlar üzerinden ayrıştırmaya ve bölmeye çalışırlar. Daha önce “Radikal İslam”, “Fundamentalist Müslüman”, “Ilımlı İslam” gibi kavramları kullandılar; Müslüman toplumu “muhafazakar” diye etiketlediler. Daha da ileri giderek, “İslam Sosyalizmi”, “Demokratik İslam”, “Muhafazakar İslam” gibi terimlerle İslam’ı farklı siyasi ideolojilere alet etmeye, onu bu ideolojilere bir dayanak haline getirmeye uğraştılar.

Günümüzde ise doğrudan “İslam”a saldırmak yerine, daha dolaylı yöntemlere başvuruyorlar. “Siyasal İslamcı” veya “cihadist” gibi kavramları kullanarak, sanki sadece belli bir siyasi grubu hedef alıyormuş gibi bir izlenim yaratıyorlar. Çünkü İslam’ın bizzat kendisini hedef aldıklarında istedikleri etkiyi yaratamadılar. Bunun yerine, daha sinsice bir yönteme başvurarak, sûret-i haktan görünüp bu yeni kavramlar üzerinden İslam’ın temel değerlerini hedef almaya başladılar. Bu sayede, İslam’ı değilmiş gibi gösterip, gerçek niyetlerini maskeleyebiliyorlar.

Oysa bu söylemi kullananların bir kısmı, aslında seküler bir yaşam süren, ibadetlerden uzak ve gerçekte İslam’a düşman olan kesimlerdir. Ne yazık ki, bu oyuna gelerek aynı kavramları kullanan ve konunun özünü göremeyen (ferasetten uzak) bazı Müslümanlar da bulunmaktadır.

Müslümanlar, başkalarının ürettiği ve içimize ithal edilen kavramlarla değil, kendi özgün kavramlarımızı kullanarak bu sıkıntıları aşabilirler. Şeytanın söylemlerini ancak bu yöntemle boşa çıkarabiliriz. Bizi biz yapan değerler bize yeter. Düşmanlarımızın bize empoze etmeye çalıştığı söylemler değil, Kur’an ve Sünnet’e uyarak, Ehl-i sünnet âlimlerinin ortaya koyduğu sosyal ve inanç dokumuza uygun kavramları “kullanarak ancak ayakta kalabiliriz”

M.Emin CAN

YAZARIMIZ  “M.Emin CAN’IN”  DİĞER  YAZILARINA  ULAŞMAK  İÇİN  BURAYA  ”TIKLAYINIZ” 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar
  1. Sevim sayın dedi ki:

    Fikirlerinize saygı duyuyorum bazılarınızı okumaya devam ediyorum kaleminize sağlık hocam. Gününüz siyaseti insanları bazı inanamıyorum ve düşüncelerimden sogutıyorlar Allah’a emanet olun

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Bizler hiçbir zaman hiçbir şeyden soğumayacağız. Bir imtihan bilinci ve kulluk bilinci ile hareket edeceğiz

  2. Sevimsayın dedi ki:

    Kaleminize sağlik değerli hocam yazılarınızı okumaya devam ediyorum. Bilgilerinizi isen faydalanıyoruz.

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Rabbim hayrınızı kabul etsin

  3. Abdulbaki dedi ki:

    Hezar car sihet xweş seyda. Xwedê alîkar be

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Malî ava Seydam