Makale

İSLÂM’DA KADIN-ERKEK İLİŞKİLERİNDE ÖLÇÜ VE MAHREMİYET

İSLÂM’DA KADIN-ERKEK İLİŞKİLERİNDE ÖLÇÜ VE MAHREMİYET

İslâm, insan hayatının yalnızca ibadet alanını değil; aile ve toplum hayatından insanlar arasındaki ilişkilere, konuşma ve davranış biçimlerinden mahremiyet anlayışına kadar hayatın bütününü kuşatan bir din ve ahlâk sistemidir. Bu sebeple kadın ve erkeğin birbirleriyle ilişkilerinde de birtakım ölçüler getirmiştir.

İslâm’ın bu konudaki yaklaşımının temelinde insanın onurunu korumak, aile kurumunu güçlendirmek, iffeti muhafaza etmek ve harama götüren yolları kapatmak vardır. Kur’an-ı Kerîm’de mümin erkeklere ve kadınlara gözlerini haramdan sakınmaları ve iffetlerini korumaları emredilmiş; Peygamber Efendimiz (S.A.V.) de kadın ve erkek ilişkilerinde mahremiyet ve edep ölçülerine dikkat edilmesini istemiştir.

Kur’an-ı Kerîm’de Rahmân’ın kulları şöyle tanımlanmaktadır:

وَعِبَادُ الرَّحْمَٰنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا

“Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller kendilerine laf attığında ise ‘Selâm!’ deyip geçerler. (Furkân, 25/63)

Bu âyet, müminin toplum içerisindeki davranışlarında vakar, nezaket ve ölçüyü esas alması gerektiğini göstermektedir. Dolayısıyla İslâm’ın kadın-erkek ilişkilerine dair hükümleri, insan hayatını gereksiz yere zorlaştırmak amacıyla değil; insanın şerefini, aile hayatını ve toplumsal ahlâkı korumak amacıyla ortaya konulmuştur.

Kur’an-ı Kerîm’de özellikle Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) hanımlarıyla ilgili olarak şöyle buyurulmaktadır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلَّا أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ… وَإِذَا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعًا فَاسْأَلُوهُنَّ مِنْ وَرَاءِ حِجَابٍ ۚ ذَٰلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ

“Ey iman edenler! Peygamber’in evlerine, yemek için izin verilmedikçe girmeyin… Peygamber’in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman da perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır.” (Ahzâb, 33/53)

Âyette yer alan “Bu, sizin kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temizdir.” ifadesi, kadın ve erkek arasındaki ilişkilerde mahremiyetin ve sınırların gözetilmesinin önemine de dikkat çekmektedir.

Kalbin temizliği ile bedenin korunması birbirinden ayrı değildir. Özellikle göz, kalbe açılan bir kapıdır. Göz harama yöneldiğinde kalp bundan etkilenir; kalp korunmadığında ise nefsânî arzular güçlenir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V.), Hz. Ali’ye (r.a.) şöyle buyurmuştur:

“Ey Ali! İlk bakışın ardından ikinci bakışı sürdürme. İlk bakış senin lehine, ikincisi ise aleyhinedir.” (Ebû Dâvûd, Nikâh, 43; Tirmizî, Edeb, 28)

İlk Bakış: İnsan istemeden, ansızın veya iradesi dışında bir harama bakarsa, hemen bakışını çevirip uzaklaşması hâlinde bundan dolayı sorumlu tutulmaz. Çünkü burada kasıt ve iradeli bir devam söz konusu değildir.

İkinci Bakış: Kişi, ilk bakıştan sonra gördüğünün farkında olarak bakışını sürdürür veya yeniden dönüp bakarsa, artık iradesini kullanmış olur ve bundan sakınması gerekir.

Bu sebeple gözü korumak, ilk bakıştan sonra bakışı sürdürmemektir. İffet, yalnızca haram fiilden uzak durmakla değil, harama götüren bakışları da kontrol etmekle korunur.

Yani gözü korumak, kalbi korumaktır; kalbi korumak da iffeti korumaktır. Harama giden yollar çoğu zaman bir bakışla başlar.

İslâm, kadın ile erkeğin aynı ortamda bulunmasını mutlak olarak yasaklayan bir anlayış ortaya koymamıştır. Nitekim hayatın çeşitli alanlarında kadın ve erkeklerin bir arada bulunmasını gerektiren durumlar olmuştur. Ancak bu birlikteliğin meşru sınırlar içerisinde gerçekleşmesi; tesettür, bakışların korunması, mahremiyet, edep, konuşma üslubu ve halvetten uzak durma gibi esaslara riayet edilmesi gerekir. Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

“Bir erkek, yanında bir mahremi bulunmayan bir kadınla asla baş başa (halvette) kalmasın. Çünkü onların üçüncüsü mutlaka şeytandır.” (Tirmizî, Fiten, 7; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 26)

Bu sebeple “ihtilat” meselesini, kadın ve erkeğin her türlü sosyal ortamda bulunmasının mutlak biçimde haram olduğu şeklinde değerlendirmek doğru olmadığı gibi, hiçbir sınır ve ölçü bulunmadığını düşünmek de İslâm’ın ortaya koyduğu edep ve mahremiyet anlayışıyla bağdaşmaz.

İslâm’ın amacı, insanın fıtratını ve zaaflarını dikkate alarak kötülüğe götürebilecek yolları mümkün olduğunca kapatmaktır. Nitekim Kur’an-ı Kerîm’de yalnızca zina yasaklanmamış, “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” buyurularak zinaya götüren yolların da terk edilmesi istenmiştir. (İsrâ, 17/32)

Bu çerçevede kadın ve erkeğin bir arada bulunduğu ortamlarda ölçüsüz bakışmalar, mahremiyet sınırlarının ihlali, tesettüre riayet edilmemesi, uygunsuz şakalaşmalar, fiziksel yakınlaşmalar, samimiyet sınırlarının aşılması ve özellikle baş başa kalma gibi durumlar, İslâm’ın öngördüğü edep ve mahremiyet anlayışıyla bağdaşmaz.

Dinî hükümler modern kültürle çatıştığında Müslüman, dininden mahcup bir şekilde savunmacı veya özür dileyici bir dile sığınmamalıdır. İslâm’ın ölçüleri çağın kabullerine göre şekillenmez. Müslümanın vazifesi, bu hükümleri hikmet, vakar ve güzel bir üslupla anlatmak; onların insanı, aileyi, iffeti ve toplumu hangi değerler uğruna koruduğunu ortaya koymaktır.

İslâm’ın kadın ve erkek ilişkilerine dair hükümleri, kadın veya erkeği toplumdan dışlamak yahut hayatı yaşanmaz hâle getirmek için değil; insanın onurunu, iffeti, aileyi ve toplumsal huzuru korumak içindir.

Dolayısıyla meseleye yaklaşırken modern hayatın alışkanlıklarını ölçü kabul ederek dinî hükümleri bağlamından kopararak yorumlamak doğru değildir.

Mümin için esas olan, Allah’ın ve Resûlü’nün (S.A.V.) ortaya koyduğu ölçülere riayet etmek, bu ölçüleri hayatına hikmet ve basiret içerisinde taşımaktır. Dinî hükümlerin amacı insanı zor durumda bırakmak değil, insanın dünya ve âhiret saadetini korumaktır.

Bu bakımdan kadın ve erkek ilişkilerinde ölçü; mahremiyete riayet, iffeti koruma, tesettüre dikkat etme, bakışları haramdan sakındırma, halvetten uzak durma, edep ve vakar içerisinde hareket etme esasları üzerine kurulmalıdır.

Müslüman, hayatını şekillendirirken ne çağın her alışkanlığını sorgusuz sualsiz ölçü kabul etmeli ne de dinin hükümlerini bağlamından kopararak insanlara güçlük çıkarmalıdır. Asıl olan, Kur’an ve Sünnet’in ortaya koyduğu ölçüleri doğru anlamak ve bunları hikmet, edep ve güzel ahlâkla hayata taşımaktır.

Çünkü İslâm, insanın yalnızca dış görünüşünü değil; kalbini, ahlâkını, iffetini ve insanlarla ilişkilerini de korumayı ve güzelleştirmeyi hedefler. Müslümanın güzel ahlâkı, sadece davranışlarında değil; niyetinde, bakışında, sözünde ve insanlarla olan muamelesinde de kendini gösterir. Zira ahlâk, insanın bütün hayatına yansıyan bir kulluk bilincidir.

Kadir Bekil

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Makale

“İRTİCA 1906” KOD ADLI BİR İSTİKLAL ŞAİRİ: ÂKİF’İN SON ALTI AYI VE REJİMİN VEFA SINAVI (2)

"İRTİCA 1906" KOD ADLI BİR İSTİKLAL ŞAİRİ: ÂKİF’İN SON ALTI AYI VE REJİMİN VEFA SINAVI…

27 dakika ago
  • Gündem

Abdurrahman Dilipak: Fon Krizi Ne Anlatıyor?

Abdurrahman Dilipak: Fon Krizi Ne Anlatıyor? “Tehlike Büyürken Neden Kimse Görmedi?” Şaban Doğan: Türkiye son…

40 dakika ago
  • Genel

Suriye İhvanı: Faaliyetlere Yeniden Başlama Kararı Aldı

Suriye İhvan-ı Müslimin Cemaati'nden Kritik Adım: Faaliyetlere Yeniden Başlama Kararı Suriye İhvan-ı Müslimin Cemaati, ülkedeki…

42 dakika ago
  • Makale

REKLAM VEYA BİR DİĞER YÖNÜYLE KÜLTÜRÜN YOK EDİLİŞİ

REKLAM VEYA BİR DİĞER YÖNÜYLE KÜLTÜRÜN YOK EDİLİŞİ Bu yazı ile, bir malın veya piyasanın…

46 dakika ago
  • Makale

OKÇULAR TEPESİ’NDEN KIRINTILAR VAR MI YÜREKLERİMİZDE?

OKÇULAR TEPESİ’NDEN KIRINTILAR VAR MI YÜREKLERİMİZDE? Hayat, bir terazinin iki kefesi arasından ibaret aslında… Terazinin…

1 saat ago
  • Genel

BORSA MI, KUMARHANE Mİ?

‘‘BORSA MI, KUMARHANE Mİ?!’’ ‘Sermaye Kazanırken Vicdan Kaybetmemeli’ MAKALENİN SESLİ ANLATIMI Bir ülkede para üretime,…

1 saat ago