islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,5272
EURO
55,7002
ALTIN
6.654,17
BIST
12.070,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
15°C
İstanbul
15°C
Yağmurlu
Cumartesi Yağmurlu
14°C
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
17°C
Salı Parçalı Bulutlu
20°C

İsrail’de Tartışmalı Fetva: Sekülerlere Ev Kiralamak Haram!

İsrail’de Tartışmalı Fetva: Sekülerlere Ev Kiralamak Haram!
A+
A-

İsrail’de Tartışmalı Fetva: Sekülerlere Ev Kiralamak Haram!

İsrail’in Bney Brak kentinde yayımlanan dinî bildiride, Haredi Yahudilerin yaşadığı bir mahallede dinî kurallara bağlı olmayan kişilere ev kiralanmasının, hatta satılmasının haram olduğu savunuldu.

İsrail’in Bney Brak kentinin kuzeyindeki “Soferler Bölgesi” için yayımlanan bir Halaha kararı, dinî aidiyet temelinde ayrımcılık tartışmalarını gündeme getirdi. 11 İyar 5785 tarihli olduğu belirtilen bildiride, Haredi Yahudilerin yoğun olarak yaşadığı mahallede seküler veya Haredi olmayan kişilere ev kiralanmasına ve satılmasına karşı çıkıldı.

Tevrat otoritelerinin görüşü olarak sunulan bildiride, mahallede dinî kurallara bağlı ailelerin yaşadığı ve önemli yeşivaların bulunduğu vurgulandı. Haredi olmayan kişilere mülk kiralamanın, hatta satmanın, mahalledeki dinî atmosferi bozacağı ve Haredi geleneklerine aykırı sonuçlar doğuracağı ileri sürüldü.

Bildiride, mahallenin Tevrat’a, kutsallığa ve sakinlerinin korunmasına uygun bir yer olarak gelişmesi temennisine de yer verildi. Metnin altında Haham Moşe Şaul Klein, Haham Şemuel Eliezer Stern ve diğer bazı dinî otoritelerin isimleri bulunuyor.

Söz konusu karar, dinî yaşamı koruma gerekçesiyle farklı yaşam tarzlarına sahip kişilerin konut edinme ve kiralama haklarının sınırlandırılması tartışmasını beraberinde getiriyor.

İmzalar (okunabildiği kadarıyla)

Haham Moşe Şaul Klein

Haham Şemuel Eliezer Stern

Haham Menahem Mendel Lubin

Haham Yisrael Dov Wiesel,

Haham Avraham Horowitz

Haham Yehezkel Roth

HABER YORUM

Haredilerin Fetvası, Seküler Müslümanların Çelişkisi!

Bazen bir haber, yalnızca yaşandığı yeri değil, bütün bir insanlığın çelişkilerini gözler önüne serer.

İsrail’in Bney Brak şehrinde bazı Haredi hahamlarının yayımladığı bildiride, dinî kurallara bağlı olmayan kişilere ev kiralamanın, hatta ev satmanın haram olduğu ileri sürülüyor. Gerekçe mi? Mahallenin dinî atmosferinin bozulmaması!

Peki, yıllardır dünyaya özgürlük, insan hakları, demokrasi ve çağdaşlık dersi verenler nerede? Hani insan istediği yerde yaşayabilir, istediği yere yerleşebilirdi? Hani insanların inançları ve yaşam tarzları sebebiyle dışlanması kabul edilemezdi?

Demek ki özgürlük söylemi, insanın kendi mahallesinin kapısına gelince başka bir anlama bürünebiliyormuş!

Kendi dinî hayatını korumak isteyen Harediler, başkalarının yaşam tarzını gerekçe göstererek onları dışarıda bırakmayı savunabiliyor. Üstelik bunu dinî bir hükümle temellendiriyorlar. Oysa şu soruyu sormak gerekmez mi: Kendi inancını korumak, başkasının özgürlüğünü yok sayma hakkı verir mi?

Ancak mesele yalnızca Haredilerden ibaret değil!

Bir de kendisine “çağdaş”, “ilerici”, “özgürlükçü” diyen; dini yobazlık, dinî değerleri gericilik olarak gören sözde Müslümanlarımız var. Bunlar da inancı hayatın dışına çıkarmayı ilericilik sanıyor. Başkasının dinî hassasiyetini küçümsüyor, inancıyla yaşamaya çalışan insanı çağın gerisinde kalmakla suçluyor.

Haredi, dinî gerekçelerle kendisinden farklı olanı dışlıyor; seküler Müslüman ise çağdaşlık adına dinî değerleri hayatın dışına itiyor. Biri dini kendi çevresini başkalarına kapatmanın gerekçesi yapıyor, diğeri ise dini küçümsemeyi özgürlük zannediyor!

Peki, Müslümana ne düşüyor?

Elbette inancını korumak… Ama bunu adaletten ayrılmadan yapmak! Maddi çıkar uğruna imanından taviz vermemek; makam, mevki ve dünya nimetleri uğruna değerlerini ayaklar altına almamak! Ne başkasının inancını aşağılamak ne de kendi inancından utanmak!

Unutmayalım: İnanç, yalnızca dilde taşınan bir iddia değil, hayatın her alanında sınandığımız bir sorumluluktur.

Rabbimiz buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun.” (Mâide, 5/8)

İşte ölçümüz budur! Ne din adına adaletsizliğe kapı aralamak ne de çağdaşlık adına inancı hor görmek!

Çünkü adalet, yalnızca kendimizden olanlara gösterdiğimiz bir hassasiyet değil; bize benzemeyenlerin haklarını da savunabilme erdemidir.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.