İsrail’in Yayılmacı Saldırıları: Ateşkes Masalının Ardındaki Gerçek
Ateşkesin Ardına Gizlenen Şiddet
Gazze’de ilan edilen ateşkesin bir “lafta ateşkes” olduğu artık netleşmiş durumda. Bombardımanlar sürüyor, saldırılar neredeyse her gün tekrarlanıyor. Ekim ayının sonlarında bir günde yaklaşık 100 Filistinli öldürüldü. 19 Kasım’da 32 kişi, 23 Kasım’da 21 kişi hayatını kaybetti. Ateşkesin başlangıcından bu yana 300’den fazla ölü, yaklaşık 1.000 yaralı var. Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, bu dönemi “hayatın normale döndüğü tehlikeli bir yanılsama” olarak tanımlıyor.
Gazze’de İnsanlığın Tükendiği Nokta
Gazze’de tek bir hastane tam kapasite çalışamazken, yağmur ve soğukla birlikte binlerce kişi harap çadırlarda hayata tutunmaya çalışıyor. Ateşkes sonrası İsrail makamları, BM’nin koordine ettiği yaklaşık 6.500 ton yardım malzemesinin girişini engelledi. Oxfam’ın verilerine göre, ateşkes sonrası iki haftada 17 uluslararası STK’nın yardım sevkiyatları reddedildi. Halk, güvenli barınaklardan ve yeterli gıdadan hâlâ yoksun.
Batı Şeria’da Derinleşen Askeri Kuşatma
Batı Şeria’da baskı, 7 Ekim 2023’ten bu yana tam bir askeri kuşatmaya dönüşmüş durumda. On binlerce Filistinli evlerinden zorla çıkarıldı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, yaşananları “soruşturulması gereken savaş suçları ve etnik temizlik” olarak nitelendiriyor. Geçtiğimiz günlerde Cenin’de teslim olmuş iki erkek, İsrailli askerler tarafından infaz edildi; aşırı sağcı bakan Itamar Ben-Gvir, katliam yapan güçlere “tam destek” verdi.
Yerleşimci Şiddeti ve Artan İnfazlar
Son iki yılda Batı Şeria’da İsrail güçleri ve yerleşimciler tarafından 1.000’den fazla kişi öldürüldü; ölenlerin beşte biri çocuk. 300’den fazla ölüm, “yargısız infaz” şüphesi taşıyor. BM, sadece bu yılın Ekim ayında 260’tan fazla yerleşimci saldırısı kaydetti. Bu saldırılara yönelik soruşturmaların %93’ünden fazlası cezasızlıkla sonuçlanıyor. İsrail hapishanelerinde ise mahkûmların işkence, tıbbi ihmal ve kötü muameleyle öldüğü bildiriliyor.
Suriye’de Kara Harekâtı ve Yeni Cephe
Geçtiğimiz hafta İsrail güçleri Suriye’nin güneyine kara harekâtı düzenleyerek aralarında çocukların da bulunduğu 13 Suriyeli’yi öldürdü. İsrail ordusu hedef hakkında açıklama yapmadı. Suriye topraklarında varlığını sürdürme hakkını saklı tutan İsrail, burada da zorla yerinden etme, evlere el koyma ve tutukluları yasadışı şekilde İsrail’e nakletme gibi uygulamalarla suçlanıyor.
Lübnan’da Bitmeyen Bombardımanlar
Barış görüşmelerine rağmen İsrail, Lübnan topraklarını neredeyse her gün bombalamaya devam ediyor. Beş stratejik noktayı işgal eden İsrail güçleri, 10.000’den fazla ateşkes ihlalinden sorumlu. Bu ihlallerde yüzlerce kişi öldürüldü, binlercesi yeniden yerinden edildi. New York Times’ın haberine göre, Lübnan’da İsrail’in etkisi “neredeyse her yerde hissediliyor”.
Sonuç: Sürdürülemez Bir Statüko
Ortada bir ateşkes yok; bölgeyi kuşatan, istikrarsız ve sürdürülemez bir çatışma düzeni var. Gazze’den Batı Şeria’ya, Suriye’den Lübnan’a kadar yayılan bu saldırı dalgası, barış ihtimalini her geçen gün daha da uzaklaştırıyor. Bu yanılsamanın sona ermesi, gerçek bir çözüm için ilk adım niteliğinde.
HABER YORUM
“Sahte Barışın Ardındaki Gerçek: Gazze’nin Sarsılmaz Direnişi”
İsrail, Barış anlaşmasının arkasına sığınarak, saldırılarına ve topraklarını genişletmeye devam ediyor…
Çünkü İsrail, 7 Ekim’den sonra tüm saldırılarına rağmen Gazze halkını bezdirememiş, Hamas’la başa çıkamamış, dolayısıyla da işgal planlarını hayata geçirememişti…
Zira karşısında dimdik duran, inançlı, manevi değerlerine sımsıkı bağlı bir Gazze halkı vardı…
Oğlunu ve kocasını şehit veren, küçük evladı enkaz altında kalan analar dahi, dillerinden zikri düşürmüyorlar “Hasbünallah veni’mel vekil” diyerek tüm Siyonizm’e meydan okuyorlardı…
Ve Gazze halkı bütün bunları yaparken, hiçbir İslam ülkesinin tam yardımını da alamıyordu…
7 Ekim’den sonra Gazze’yi iki ya da üç ay gibi kısa bir süre içinde işgal etmeyi planlayan İsrail, saldırılarını 2 yıl sürdürmesine rağmen istediği başarıyı(!) elde edemedi…
-Sivil halk katledildi.
-Hastaneler yerle bir edildi.
-Yardımların girmesi engellenerek, insanlar açlığa ve susuzluğa terkedildi…
Ama olmadı. İsrail ne yaparsa yapsın, Filistin halkının onurlu dik duruşunu kıramıyordu. Bir çıkmazın içine giren bu hain yapı, diğer taraftan ise yaptığı zulmün neticesinde, dünyadan izole olmaya başlamıştı. Hükümetlerinin aksine dünya halkları ayaklanmış, İsrail aleyhine Filistin lehine kıyama kalkmıştı…
İsrail ve Amerika’nın bu cenderenin içinden çıkması gerekiyordu. Hem de derhal!
Ve feyk bir Barış anlaşmasıyla bunu sağladılar…
Amaç Barış değil, Hamas ve buna bağlı Kassam Tugaylarının kolunu kanadını kırmak, zulümlerine devam etmekti…
Amaç, İsrailli rehineleri geri alabilmekti..
Amaç, dünya kamuoyu nezdinde kaybettikleri prestiji, az da olsa geri alabilmekti…
Ne var ki bu sahte barış perdesinin arkasında saklanan plan, artık herkes için ayan beyan ortadadır…
İsrail, sözde ateşkes masalarını bir oyalama aracı olarak kullanmakta; bir yandan dünyaya “normalleşme” mesajları verirken, diğer yandan bölgeye saldırılarını genişletmeye devam etmektedir. Batı Şeria’dan Suriye’ye, Lübnan’dan Gazze’nin en ücra noktalarına kadar süren bu saldırganlık, asıl niyetin barış değil, tam kontrol ve işgal olduğunu göstermektedir.
Gazze halkı ise tüm bu aldatmacalara rağmen direnmeye devam ediyor. Çünkü onların mücadelesi sadece toprak mücadelesi değil; iman, haysiyet ve varoluş mücadelesidir. Bir halk düşünün ki; aç bırakılmış, susuz bırakılmış, evsiz bırakılmış ama teslim olmamış… Bir halk düşünün ki; sevdiklerini toprağa verirken dahi “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diyerek zalimin karşısında eğilmemiş…
İşte İsrail’i en çok korkutan da budur: Silahları değil, bu halkın sarsılmaz iradesi. Tanklardan güçlü olan işte bu teslimiyet ve tevekküldür.
Ve tarih bir kez daha şunu yazacaktır:
Zalimler ne kadar güçlü görünürse görünsün, mazlumun ahı karşısında eninde sonunda diz çöker.
İsrail’in tüm saldırılarına rağmen Gazze halkı teslim olmadı ve olmayacak. Çünkü hak batıldan, adalet zulümden, direniş işgalden üstündür.
Son sözümüz ise şudur:
Siyonizmin planları çok olabilir ama Allah’ın hesabı hepsinin üzerindedir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”

