
Ertuğrul Özkök ateist olacak derecede aklını yitirmiş biri midir bilemem ama aklını gereğince kullanamayan deistlerden olduğunda hiç şüphem yok. Yazıları bunu kanıtlıyor. Kaldı ki karısının Türkiye’nin ilk mini giyinen kadınlardan olduğunu iftiharla dile getiren bir kişiden daha soylu bir inanç asaletini nasıl bekleyebilirsiniz ki?
Odatv’ye göre sosyologmuş. Ne ölçüde faydasız bilgilerle yüklü bir sosyolog olduğunu bilenlere bırakalım ama İslam’ın cahili olduğuna eminim. Çünkü yazılarımla pek çok azim hatasını tashih ettiğimi hatırlıyorum.
Ertuğrul Özkök son yazısında yine döktürmüş ama yine sapla sapanı; Hak ile Batılları karıştırmış.
[Sosyolog Özkök iki imam hatip okulunda yaşananları analiz edip noktayı koydu: Hayat bu projeyi bitirdi
Ertuğrul Özkök, son köşe yazısında, geçtiğimiz günlerde iki farklı şehirdeki imam hatip liselerinde yaşanan ve kamuoyunun gündemine oturan olayları ele aldı.]
Bir asırlık Osmanlı dönemi çöküşünden sonra Batıcı ve batırıcı kanlı devrimlerle gelen ve korku salınarak şiddetle uygulanan jakoben laiklik, tam bir dinsizlik dönemi başlattı.
Mecbur edici baskıcı demokratik dış şartlar sebebiyle 1950 sonrasında açılmasına onay verilen İmam – Hatip Okulları hiçbir zaman özgür bırakılmadı. Ötekileştirici, dışlayıcı ve baskıcı laiklik, bu okullarla kendi dindarı ve din adamını yetiştirmeyi hedefledi. Kısmen muvaffak da oldu.
İmam – Hatip Okulları, Yüksek İslam Enstitüleri ve İlahiyatlarda hiçbir dönem İslam bir hayat düzeni olarak okutulamadı. İslam’ın evrensel ilkeleriyle eğitime, ekonomiye, hukuka ve sanata müdahil olacak kadrolar yetiştirilmesine onay verilmedi. Gerçi yetiştirecek bir kadro da yoktu ya.
İmam-Hatip okulları ve zikredilen diğerleri, laik düzenin çizdiği doğrultuda “Şerîatsiz Müslüman” yetiştirilmesi amacıyla yaşatıldı.
Ak Partisi iktidarı öncesinde bazı yürekli ve alim hocaların müfredatı aşan gayretleri sonucu istisnai insanlar yetiştirilebildi. Onlar da devrimci bir kadro oluşturamadı..
Ak Partisi laik düzenin yasalarına göre kurulmuş bir partidir. İslam ile derin bir ilgisi ve bağlantısı yoktur. Böylesi bir iddiası da olmadı, olamazdı da. Yöneticileri ve milletvekillerinin özel hayatlarında namaz kılar, oruç tutar ve içki içmez oluşları kişisel özellikleridir. Bu durum onların İslam İnsanı ve İslam Toplumu’nu amaçladıklarını göstermez. Onların yetiştirmek istedikleri dindar nesil ateist ve deist olmayıp kutsalları olan ve aileyi yücelten bir gençliktir. Keşke bilgi ve bilinçleri daha ötesine yeterli olabilseydi.
Kız İmam – Hatip Okullarında Ertuğrul Özkök’ü sevincinden göbek attıracak bir olumsuzluk yok.
Kızların eğlenceleri sanıldığı gibi bir baş kaldırı değil. İmam Hatip mezunu kızlar, kep atarak ve kendi aralarında şarkı – türkü söyleyip oynamışlar. Eğlenme doğaldır ve de İslamidir. Ne var bunda? Anadolu’da düğünlerde kadınlar arasında kına geceleri yapılmıyor mu? Hem İslam’da meşru eğlencenin yasaklandığını kim söyledi?
Evet İslam’da ayakta fuhuş mukaddimesi olan dans benzeri oyun yok. Aklı giderip kavga gürültü çıkartan içki pisliği de yok. Ama bayramlarda, düğünlerde ve mezuniyet gibi özel günlerde eğlence var. Bu konuda peygamberimizin teşvikleri de var.
Yazarımız Abdurrahman Dilipak kardeşimiz olması gerekenden hareketle, “Az zamanda büyük işler başarmışız. Mini etekli ilahiyatçılar geliyor” demiş, demiş de ortada Ertuğrul Özkök’ün karısının minisini çağrıştıran bir teşhir yok. Kaldı ki İmam- Hatiplerde henüz dindarlaşamamış tesettürsüz ve namazsız ailelerin çocukları da var. Hem İmam – Hatipten İlahiyatçı bekleyen kim?
İmam Hatipli kızlar ellerine alıp kaldırdıkları pankartlarla “Mankurtlaşmayacağız…” yani “Köleleşmeyeceğiz” demişler.
Bize göre çok da iyi söylemişler.
Odatv’nin gerçeklere şaşı sosyoloğu Özkök, bu durumu olmasını istediği şekilde yön saptırarak şöyle okuyor:
“Vay canına, kızlar İmam Hatip’ten mezun olurken “Bizi köleleştiremezsiniz” diye haykırıyorlarmış.”
Oysaki kızlarımızın kendilerine karşı haykırdığı despotlar E. Ö. gibi kızlarımızın hakları ve özgürlüklerinden çalmak isteyen jakoben laik zalimlerdir.
Yakın tarihi bir hatırlayalım ve anımsatalım hele:
Çocuklarımıza örtülü olarak Üniversiteye gitme hakkını vermediniz.
Bir tekini bile memur yapmadınız.
Toprağı bol olsun Ecevit ve onun gibi karanlık kafalılarla seçimle gelmiş kızımızı TBMM’nden kovdunuz.
Hak arayanlarını yerlerde sürükleyip kelepçelediniz.
Bu günkü İmam -Hatipli kızlarımız bunları yaşamadı ama dinlediler, okudular.
Şimdi soralım: Ak Parti iktidarında Cumhurbaşkanımızın kararlı yönetimleri ile BAKAN, VALİ, REKTÖR, MİLLET VEKİLİ, BAŞHEKİM, GENEL MÜDÜR VE HATTA GENERAL olan ve de olabilecek olan İmam-Hatipli kızlarımız, “Mankurtlaşmayacağız / Köleleşmeyeceğiz” şeklinde haykırırlarken kimlere tavır koydukları apaçık değil mi?
“İmam – Hatiplerin bir çoğu kontenjanlarını dolduramıyor. Orta okula ailelerinin isteği üzerine giden çocukların küçümsenmeyecek bir bölümü, lise tercihlerini devlet liselerine kaydırıyorlar.”
Bazı küçük farkları olsa da İmam Hatip okulları da diğer okullar gibidir. Yüzlerce hatta binlerce İmam Hatip Okulu var, bazı öğrencilerinin yetenekleri doğrultusunda okul değiştirmesinden daha doğal ne olabilir?
Peki bu durum E.Ö. gibileri niye sevindiriyor. Çocuklarımız diğer okullara nispetle deizmden, alkolden, uyuşturucudan, cinsel sapmalardan, mini etekten daha bir korunabiliyorlar. İbadetle tanışıyorlar. Kendileri gibi bir çevre ediniyorlar. Bu kadarı da bize yetiyor. Bir kaç ürün hatası olması da doğaldır.
Doğru, İmam-Hatiplerde bizi de üzen araç gerek ve kaliteli öğretmen türü eksiklikler var. Öğrenciler zemzemle yıkanıyor da değiller ama E.Ö. ve benzerlerini sevindirecek derecede düzey ve sayı kaybı yok. Kültürümüze baş kaldırı da yok. Üstelik rağbet çokluğu sebebiyle imtihanla kayıt yapan İmam -Hatipler de var. Hamd olsun.
Ali Rıza Demircan
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…
ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2) 3. TOPLUM…
Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…
KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ? Soru 5: Kurban için bütçemizi zorlamalı mıyız? Nasıl kurban kesmeliyiz? İslâm…