
Elli yedi yıl önce Apollo 11 Ay programı bütün dünyada deprem etkisi oluşturmuştu. Neill Armstrong ve Edwin Aldrin’in Ay’a inip üzerinde yürümesi, bunların filme alınması, Ay yüzeyi üzerinde tekrar yükselip yörüngesinde Michael Collins ile buluşmaları, Dünya’ya sağlam geri dönmeleri sadece ABD ve müttefikleri değil, Demir Perde ve Üçüncü Dünyadaki bütün ülkelerde büyük heyecan oluşturmuştu.
O dönem Soğuk Savaş’ın en gerilimli zamanlarından olsa da Vietnam savaşının en kanlı günleri yaşansa da üç Ay fatihi astronot üstü açık arabalarda bir güvenlik olmadan ana caddelerinde geçit töreni yaptıkları sayısız ülkenin halkınca büyük hararetle karşılanmış, toplumlar Amerika’nın bu başarısını bağrına basmış, Londra’dan Moskova’ya, Tahran’dan Buenos Aires’e bu ortak bir insanlık zaferi olarak kutlamıştı.
Ardından Ay’a Apollo 12, 13, 14, 15, 16, 17 seyahatleri yapıldı. 13 hariç onlar da Ay’a indi. Hepsi sapasağlam geri döndü. Amerika, uzay yarışında Sovyetlerin hep gerisinden geldiği, 1957 yılındaki Sputnik faciasındaki teknolojik gerilik hâlinden 12 yıl sonra çıktı. Dünyadaki hâkim ülke konumunu, doların dünyanın ticaretindeki karşılıksız para olma durumunu pekiştirdi.
Apollo 17’nin 1972’deki seyahati ardından Amerika 54 yıl Ay’a gidemedi. Bazıları bunu, projenin çok pahalı ve zor olmasına, bazıları projenin başmühendisi Von Braun’un garip ölümüne, bazıları daha ileri projelere girişildiğine, bazılarıysa bu çok pahalı seyahat için Kongre’nin ödenek vermemesine bağladı.
İnsanlığın giderek sayısı artan bir bölümüneyse teknolojinin bu kadar ilerlediği 53 yıl 4 ay boyunca “neden Ay’a başkaları inmedi” sorusunu sordurdu. Ay’a o devrin bugün ilkel kalan teknolojileriyle hiç gidilemeyeceği, bütün görüntülerin stüdyoda çekilmiş sahte film, filmin rejisörünün Stanley Kubrick olduğu, Moskova’nın süresiz olarak ABD tarafından gıda ihtiyacının karşılanması ve Vietnam’dan çekilmesi karşılığı bu sahtekarlığa sessiz kalmasının sağlandığı iddialarını benimsedi.
Nitekim Apollo 17 ardından Washington yine bir millete karşı savaş kusmaya başladı, yine o Vietnam döneminde olduğu gibi dünyanın tepkisiyle karşı karşıya. Siyonist rejimin nükleer silahlanma programına izin vermeyen Başkan Kennedy’ye 1963’te Dallas’ta suikast düzenlenmiş, Tel Aviv’in kuklası denecek şekilde işgal devletine hizmet eden Johnson iktidara getirilmiş, kan ve insan kurbanıyla beslenen şeytânî elitlere Güneydoğu Asya’da kanlı bir savaş hediye edilmişti. Johnson ayrılıp yerine Nixon gelince ABD Ay’a seyahate girişti. Yanan Vietnam ikinci plana düştü. Savaşı kaybettiğini kabullenen Amerika sessiz sedasız Güneydoğu Asya’dan çekildi.
Washington bugün de yeni başlamış büyük bir savaştayken beklenmedik bir aceleyle Ay’a geri döndü, yine bir Eski Yunan ilahının adına ithaf edilmiş Artemis programıyla 54 yıl sonra tek uydumuza kadar gidip, yörüngesinde tek turu bitirmeden dönüp geri geldi. Astronotların sayısını üçten dörde artırdı, yörüngeyi biraz daha genişletti, ancak zor olan Ay yüzeyine inişe kalkışmadı. Yine de bir ömür geçtikten sonra Ay yakınlarına ilk uçuşun dünyada muazzam bir sarsıntı oluşturması beklenirdi.
Oysa bırakın dünyayı, Amerika’da bile ana haber olamadı, savaşın önüne geçemedi. Astronotlar bulvarlarda üstü açık Cadillac arabalarda konfetiler ve marşlar eşliğinde milyonları selamlamayacak. İsimlerini bilen de yok. Kimsenin umurunda da değil. İnsanlık bu Ay seyahatine yorum bile yapmaya tenezzül etmiyor, tebessümle bakıyor. Dev proje haber olamadı.
Amerika’nın kesin yenildiği, teslim ettiği başkenti Saygon’un o gün terör lideri olarak nitelediği Hu Çu Min’in adını aldığı Vietnam ile Ay programı zamanı başlayan barış görüşmeleri bir yıla yakın sürmüştü. Dikkat süresi çok kısıtlı günümüz sosyal medya âlemindeyse İslamabad’da yapılan İran-ABD görüşmelerinde ülkesini temsil eden, Katolik mezhebine geçmiş ama çocuklarını Hindu olarak yetiştiren, Macaristan destek ziyareti sonrası Orban’ın oy potansiyelini aniden düşüren, tombik yüzlü eski uyuşturucu bağımlısı İslamofobik Başkan Yardımcısı J. D. Vance, İranlılarla geçen 24 saatte uyku ve yemek hariç sürekli kavga ettikten sonra ülkesine geri döndü, anlaşamadıklarını ilan etti.
Başta Amerika bütün insanlık savaşın Siyonist rejimin Büyük İsrail Projesi’ne hizmet ettiğini, Netanyahu’nun Epstein dosyaları şantajıyla tam hâkimiyeti altına giren Başkan Trump’ın yasadışı sapıklıkları örtmek için bu savaşı başlattığını, bu biter İran’ı yenilgiye uğratırlarsa sırada en başta Türkiye diğer İslam ülkeleri olacağını biliyor, konuşuyor.
Yarım asır sonra fezânın yeni fethi maalesef kimseyi alakadar etmiyor. Cambaza bak çağrısı kâle alınmadı.
İsrail, Lübnan’da 45 Günde Binlerce Can Aldı Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İsrail’in…
Türkiye rüzgarda üretim gücünü artırarak sanayi üssü hakkında son gelişmeler. Türkiye, rüzgar enerjisi üretim gücünü…
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler Batı Şeriada Filistinlilerin araçlarını kundakladı hakkında son gelişmeler. Filistin topraklarını gasbeden…
Giresun ve Ordudaki kadın çalışanlar en çok fındık ihracatına katkı sağladı hakkında son gelişmeler. Giresun…
Vandaki kalp merkezi, kalp rahatsızlığı yaşayan hastalara umut sunuyor. Modern teknoloji ve uzman kadrosu ile…
Japonya'da eski Başbakan Kişida, Ankaradaki NATO Zirvesi'nde Takaiçi'nin davet edilmesini talep etti. Bu durum, uluslararası…