islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

KİTLE İMHA SİLAHI ÜRETİLMELİ Mİ?

KİTLE İMHA SİLAHI ÜRETİLMELİ Mİ?
A+
A-

KİTLE İMHA SİLAHI ÜRETİLMELİ AMA KULLANILABİLİR Mİ ?

Yazarımız Ali Bulaç’ın konuyu gündeme getirmesi üzerine Mirat Haber olarak biz de şöylece sormuştuk :

Din İşleri Yüksek Kurulu’na, İlahiyat fakültelerimizin akademisyen hocalarına ve alaylı hocalarımıza soralım:

BİZ MÜSLÜMANLARIN KİTLE İMHA SİLAHLARI HAZIRLAMAMIZ VE KULLANMAMIZ CAİZ MİDİR?”

MÜSLÜMANLAR KİTLE İMHA SİLAHI KULLANABİLİR Mİ?

Yazarımız Ahmet Zıya İbrahimoğlu sorumuza cevap olarak bir yazı hazırladı sunuyoruz

[ Müslümanların Kitle İmha Silahı Üretmesi ve Kullanması Caiz midir?

Müdellel ve Makâsidî (Maksat Temelli) Bir İnceleme ]

Giriş

Zamanımızda harp teknolojileri, insanoğlunun tasavvur sınırlarını zorlayan ölçüde tahrip gücü yüksek silahların üretimine yol açmıştır. Nükleer, kimyevî ve biyolojik nev’inden olan “kitle imha silahları”, yalnız hedefe değil, onun ötesindeki büyük sahalara yönelen ve nice canın helâkine sebep olan mahiyetleri sebebiyle, İslâmî açıdan hem itikadî hem ahlâkî hem de fıkhî bakımdan ciddi soruları gündeme getirmektedir. Bu yazıda, kitle imha silahlarının doğrudan kullanılması, üretilmesi ve bulundurulmasının hükmü; Kur’ân ve Sünnet ekseninde, maslahat ve zaruret ilkeleri ışığında incelenmektedir.

I. Kitle İmha Silahlarının Doğrudan Kullanımı Haram mıdır?

1.1. Sivillerin Korunması ve Savaş Ahlâkı

İslâm, harp hâlinde bile ölçüsüzlüğe ve zulme kapı aralamaz. Kur’ân-ı Kerîm’de buyrulur:

“Bir cana kıymayın ki Allah onu haram kılmıştır; ancak haklı bir gerekçeyle olursa başka.” (el-En‘âm, 6/151)

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), savaş esnasında kadınların, çocukların, yaşlıların, din adamlarının ve umumî masum halkın öldürülmesini açıkça yasaklamıştır. (Bkz: Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 111; İbn Mâce, “Cihâd”, 30)

Bu bağlamda, hedef gözetmeksizin geniş sahaları mahveden ve nice mazlumun helâkine sebep olan silahların, zarurî ve mücbir bir sebep olmaksızın doğrudan kullanımı şer‘an haramdır.

Zira yeryüzü Allah Teâlâ’nın mülküdür; burada yaşama önceliği, O’na itaat eden, hak ve hukuk gözeten, insanların yaşama hakkına saygılı ve adaletli davrananlarındır. Ölmemek için öldürmenin zaruret hâline geldiği vakit, yaşatma hakkını gasbeden zâlim ve âsîlerin bertaraf edilmesi evleviyetle zarurî olur.

II. Üretim ve Bulundurma Meselesi: Mutlak Haram mı, Zaruret Hali mi?

2.1. Kur’ân’da Tehdit Karşısında Hazırlık Emri

Kur’ân-ı Hakîm, düşman tehdidine karşı hazırlıklı olunmasını açıkça emretmiştir:

“Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve bağlanmış atlar hazırlayın ki Allah’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı korkutasınız…” (el-Enfâl, 8/60)

Ayette geçen “onları korkutmanız için” ifadesi, savaşın değil, caydırıcılığın esas alındığını gösterir. Şu hâlde düşmanın benzeriyle mukabele edecek imkânlara sahip olunması, sırf saldırı değil, savunma ve denge kurmak bakımından da zarurîdir.

2.2. Zaruret, Siyaset ve Maslahat İlkesi

Usûl ve fürû fıkıhta muteber bir kaide şöyledir:

“Zaruretler, yasaklanmış şeyleri mubah kılar.”

(el-Mecelle, md. 21)

Ayrıca,

“Mevcut şartlar altında en az zararla en çok maslahatı temin etmek, siyasetin özüdür.”

(İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, I, 403)

Bu prensipler gereği, mütecaviz bir düşmanın caydırılmasını temin etmek üzere benzeri imkânların geliştirilmesi; niyetin sadece savunma ve dengenin muhafazası olduğu şartlarda, maslahat ve zaruret prensibiyle mübah görülebilir.

2.3. Güncel Misal: İsrail’in Nükleer Gücü

Bugün İsrail’in nükleer silah kapasitesine sahip olduğu, doğrudan ikrar edilmese bile, bütün dünya tarafından bilinmektedir. Böyle bir tehdide karşı hiçbir hazırlık yapmamak, pasifliğin en ileri safhasıdır ve ümmetin selâmetini tehlikeye atmak demektir. Zira bu pasiflik, yalnız bir tercih değil, bütün insanlığa musallat olacak zulmün kapısını aralamaktır.

III. Selef ve Mütekaddimîn’in Görüşleri

3.1. Klasik Eserlerde Denge ve Tedbir Anlayışı

• İmam Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye adlı eserinde, düşmanla denge unsurlarını kurmanın meşrû bir siyaset ve mecburiyet olduğunu beyan eder. (Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, s. 41)

• İbn Haldûn, el-Mukaddime’de devletlerin bekâsının ancak kuvvetle mümkün olduğunu ve silah teknolojisinin ihmalinin devletleri çöküşe sürükleyeceğini ifade eder. (İbn Haldûn, el-Mukaddime, s. 395)

IV. Çağdaş Âlimlerin Yaklaşımı

• Yusuf el-Karadâvî, kitle imha silahlarının doğrudan kullanımını haram saymakla birlikte, bunların sadece caydırma niyetiyle geliştirilmesini, zaruret çerçevesinde mübah görmüştür. (Fetâvâ Mu‘âsıra, I, 278)

• Abdullah b. Beyye, “Düşmana denk veya üstün olmak şer‘an vaciptir. Bu da silah teknolojisinin geliştirilmesini zorunlu kılar” diyerek, zaruret ve maslahat ilkesine vurgu yapmıştır.

V. Sonuç: Denge, Zaruret ve Sınırlı Ruhsat

1. Kitle imha silahlarının doğrudan, rastgele ve ölçüsüz kullanımı İslâm’a göre haramdır.

2. Ancak mevcut dünya düzeninde, zalimlerin ellerinde bu silahların bulunması karşısında Müslümanların tamamen silahsız kalması, mazlumların savunmasız bırakılması demektir.

3. Bu itibarla, düşmanı caydırmak, zulmü önlemek ve denge kurmak maksadıyla,

• doğrudan kullanım niyeti olmaksızın,

• şer‘î otorite gözetiminde,

• zaruret ve maslahat ilkeleri çerçevesinde,

kitle imha silahı üretmek ve bulundurmak, geçici ve kayıtlı bir ruhsat kapsamında mübah görülebilir.

4. Müslümanlar her durumda barış ve adaletin bayraktarı olmalı; zulmü bertaraf ederken kendileri zâlime dönüşmemelidir.

Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu

15.07.2025 OF

Kaynakça (Seçmeli):

1. Kur’ân-ı Kerîm, el-En‘âm 6/151; el-Enfâl 8/60

2. Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 111; İbn Mâce, “Cihâd”, 30

3. İbn Haldûn, el-Mukaddime, Beyrut, Dâru’l-Fikr, 2004

4. Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, Beyrut, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1996

5. Yusuf el-Karadâvî, Fetâvâ Mu‘âsıra, Kahire, Dâru’l-Kalem, 2001

6. Abdullah b. Beyye, Sîretü’l-Müslim fî’l-‘Âlem, 2013

Yazımı Okuyup Değerlendirme Notu Yazanlar:

Sonuç:

Zaruret durumunda mübah görülebilire geliyor.

Yani haramlık geçici olarak kalkar da

yapmak mübah mı olur?

Bence en azından kifai farz olur.

Hayrettin Karaman

 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

 

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.