Genel

KIZ LİSELERİ VE KIZ ÜNİVERSİTELERİ LAİKLİĞE AYKIRI MI?

KIZ LİSELERİ VE KIZ ÜNİVERSİTELERİ LAİKLİĞE AYKIRI MI?

Türkiye, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan, tarihî ve kültürel açıdan önemli bir islâm ülkesidir. Buna rağmen bilhassa eğitim alanında  dini hassasiyetleri öne çıkan kişilerin talepleri kimi gerekçelerle karşılanmamaktadır. Geçmişte, başörtülülerin okullara ve kamu yerlerine sokulmaları  laiklik gerekçesiyle engelleniyordu. Nice kız öğrenci bu uygulamalar nedeniyle okullarından atıldılar, eğitim özgürlükleri ellerinden alındı, işlerinden uzaklaştırıldılar. Ak Parti bu sorunu ortadan kaldırdı. Ancak, eğitimde tek tip eğitimin önü Ak Parti’nin çeyrek asırlık iktidar döneminde de gereğince açılamadı. AK Parti iktidarı,  İmam Hatip liselerinin sayısını artırarak dini eğitimi güçlendirmiş olup, bazı okullarda fiilen kız ve erkek sınıflarının ayrı olmasına müdahale etmemiş olsa da  genel liselerde ve üniversitelerde zorunlu karma eğitim ilkesini temel kabul etmiştir.

Ak Parti iktidarı, toplumsal taleplerin bir kısmını karşılamaya çalışırken, seküler kesimlerin sert tepkilerini tetikleyecek adımlardan bilinçli olarak uzak durmuş, eğitim politikalarını büyük ölçüde mevcut laik çerçeve içinde yürütmüştür. Bunun altında yatan nedenlerden biri, seküler kesimlerin tepkisini çekme ve konuyu bir tartışma konusu yapma endişesidir. Laik kamuoyunda tek cinsiyetli eğitim, geriye gidiş, kadınların kamusal alandan uzaklaştırılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin zedelenmesi olarak algılanmaktadır. Bu nedenle Ak Parti  iktidarı, konuyu sürekli gündemde tutmak yerine, var olan sistemi esneterek ve özel girişimlere alan açarak talepleri kısmen karşılamayı tercih etmiştir.

Oysa; Müslüman ülkelerin birçoğunda karma eğitimle birlikte her iki cinsin ayrı ayrı okulları da vardır. Kişilerin inançlarının eğitim hayatlarına olumsuz etki etmemesi ve herkesin eğitim hakkından yararlanabilmesi için yalnızca İslam ülkelerinde değil, Avrupa’da ve dünyanın birçok ülkesinde de ayrı kız okulları vardır.

Batı dünyasındaki uygulamalara bakıldığında İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya gibi seküler yapısıyla öne çıkan pek çok Batı ülkesinde, köklü geleneklere sahip kız liseleri ve sadece kadın öğrencileri kabul eden “women’s colleges” adı verilen özel üniversiteler bulunmaktadır. Özellikle İngiltere’de Wycombe Abbey, Cheltenham Ladies’ College gibi köklü kız okulları akademik başarılarıyla öne çıkmaktadır.. Almanya’da da onlarca kız okulu, çoğunlukla Katolik kilisesine bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Cambridge Üniversitesi bünyesindeki Newnham College ve Murray Edwards College gibi kolejlеr, kadın öğrencilere özel barınma ve destek dahi  sunmaktalar. Newnham’da akademik kadro da büyük ölçüde kadınlardan oluşur.

Batı ülkelerinde böyle kurumların varlığı çoğu zaman “laikliğe aykırı” veya “kadınları toplumdan koparma” şeklinde değerlendirilmemektedir. Çünkü mesele, tercih özgürlüğü çerçevesinde ele alınmaktadır. Bir öğrenci karma bir okulda okumak istiyorsa okuyabilir; yalnızca kızların bulunduğu bir okulda okumak istiyorsa o seçenek de bulunabilir. Esas olan devletin tek bir modeli bütün topluma zorunlu olarak dayatmamasıdır.

Batı ülkelerinde bu konuda toplumsal tercihler dikkate alınırken Türkiye’de iktidarlar tartışma zemininden uzak durmak için  bu konuda herhangi bir adım atamıyorlar. Zira, Türkiye’de bu konu gündeme geldiğinde tartışma çoğu zaman eğitim politikası olmaktan çıkıp laiklik, siyasal İslam, kadın hakları ve Cumhuriyet gibi  doğrudan rejim, laiklik ve yaşam tarzı eksenindeki ideolojik gerilimlerin ortasında kalmaktadır.

Bugün Türkiye’de eğitim konusunda farklı beklentileri olan geniş bir toplum kesimi bulunmaktadır. Kimi aile karma eğitimi tercih ederken, kimi aileler  ise kız çocuklarının yalnızca kız öğrencilerin bulunduğu bir okulda eğitim görmesini istemekteler. Demokratik bir toplumda devletin görevi, bu farklılıkların tamamını yok saymak değil, hukukun ve eğitim biliminin sınırları içerisinde makul seçenekler oluşturabilmektir.

Tarihsel sürece bakıldığında, Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul Kız Lisesi veya Erenköy Kız Lisesi gibi köklü tek cinsiyetli okulların varlığı bilinmektedir. Zamanla karma eğitimin temel ilke olarak benimsenmesiyle bu modeller istisna haline gelmiş, seküler yaşam tarzını savunan kesimler için karma eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve modernleşmenin vazgeçilmez bir unsuru olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, tek cinsiyetli eğitim kurumlarının yeniden ve yaygın bir biçimde gündeme getirilmesi, kamuoyunda genellikle cumhuriyetin temel niteliklerinden ve seküler eğitim anlayışından bir geri adım olarak algılanmakta, ciddi tartışmalara ve tepkilere yol açabilmektedir.

Türkiye’de bu tartışmanın özü, aslında eğitim modelinden ziyade toplumsal değerlerin çatışmasıdır. Bir taraf, tek cinsiyetli eğitimi mahremiyet, ahlaki koruma ve kızların akademik başarısını artırma aracı olarak görürken; diğer taraf bunu kadınların görünürlüğünü azaltan, eşitlik ilkesine aykırı ve modernleşme karşıtı bir adım olarak değerlendirmektedir.

Cumhuriyet’in erken döneminden itibaren eğitim alanında oluşturulan merkezi ve standartlaştırıcı anlayış nedeniyle zaman içerisinde karma eğitim, modernleşmenin ve çağdaşlaşmanın sembollerinden biri olarak görülmüş; bu nedenle farklı eğitim modellerinin tartışılması dahi zaman zaman gericilik veya laiklik karşıtlığı ile ilişkilendirilmiştir.

Sonuç olarak, Türkiye’de iktidarların bu tür talepler karşısında mesafeli veya temkinli durması, sadece iç siyasi dengeleri koruma arzusundan değil, toplumsal dokudaki hassasiyetlerin derinliğinden kaynaklanmaktadır. Bir yanda Batı’daki özgürlükçü örnekleri göstererek kendi yaşam tarzına uygun eğitim modeli isteyen kesimlerin talepleri yer alırken, diğer yanda tek cinsiyetli eğitimi toplumsal uyum ve eşitlik açısından riskli gören seküler kaygılar bulunmaktadır. Eğitim sisteminin geleceği tartışılırken, bu iki farklı yaklaşım arasındaki dengenin nasıl kurulacağı, Türkiye’nin toplumsal barış ve eğitim politikaları açısından belirleyici bir konu olmaya devam edecektir. Ancak, Devletin görevi, vatandaşın meşru taleplerini peşinen reddetmek değil, eğitim hakkını mümkün olan en geniş çerçevede kullanmasını sağlamaktır.

Adnan Onay / ULUSLARARASI SİYASET UZMANI

Yazarımız ‘Adnan Onay’ın’ DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA  ”TIKLAYINIZ” 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Recent Posts

  • Genel

TRT 1 Canlı Yayın İzleme Ekranı: Lyon – Fenerbahçe Maçı Nasıl İzlenir?

TRT 1 canlı yayın izleme ekranı ile Lyon - Fenerbahçe maçı şifresiz olarak izlenebilir. İşte…

8 dakika ago
  • Spor

UEFA Şampiyonlar Liginde lig aşamasının kuraları çekilecek

UEFA Şampiyonlar Liginde lig aşamasının kuraları çekilecek. Takımlar ve gruplar hakkında detaylar önümüzdeki günlerde belirlenecek.

27 dakika ago
  • Dünya

Türkiye’den Filistin ile Bankacılık Alanında İşbirliğini Güçlendirme Kararlılığı

Türkiye'den Filistin ile bankacılık alanında işbirliği hakkında son gelişmeler. Türkiye, Filistin ile bankacılık alanında işbirliğini…

28 dakika ago
  • Gündem

Suriye’de Yeni Dönem mi? Bölgede Taşlar Yeniden Diziliyor

Suriye’de Yeni Dönem mi? Bölgede Taşlar Yeniden Diziliyor Suriye’de yıllardır devam eden savaşın ardından ortaya…

40 dakika ago
  • Genel

Bingöl Üniversitesinin taşlık arazileri akıllı teknolojiyle meyve bahçesine dönüştürülüyor

Bingöl Üniversitesinin taşlık arazileri akıllı teknolojiyle meyve bahçesine dönüştürülüyor. Bu proje, tarımsal verimliliği artırmayı hedefliyor.

53 dakika ago
  • Dünya

İsrail basınına göre Netanyahu seçimleri kaybetmekten korkuyor

İsrail basınına göre Netanyahu seçimleri kaybetmekten korkuyor. Başbakan Netanyahu'nun seçim stratejileri üzerine analizler yapılmakta.

1 saat ago