
Gecenin sessizliğini bölen hafif bir hışırtı…
Karanlığın içinden siyah-beyaz desenleriyle küçük bir gölge belirir.
Kokarca. Doğanın en dikkat çekici ama en yanlış anlaşılan canlılarından biri.
Onu sadece “kötü kokusuyla” tanımak, aslında Allah’ın yaratışındaki hikmetin derinliğini görememektir.
Kokarcalar, ormanların, tarlaların ve çayırların sessiz işçisidir.
Geceleri dolaşarak böcekleri, tarla farelerini, yılanları ve zararlı haşereleri yerler.
Bu sayede, hem ekinleri korur hem de doğanın dengesini sağlar.
Her birinin görevi, kâinat kitabında Allah’ın belirlediği bir satır gibidir: küçük ama anlamlı.
Kur’an’da buyurulduğu gibi:
“Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer Suresi, 49. Ayet)
Kokarca da o ölçünün bir parçasıdır; fazla çoğalmaz, yok da olmaz.
Ekosistemdeki denge onun varlığıyla sürer.
Kokarcalar genellikle ilkbaharda çiftleşir.
Yaklaşık iki ay sonra dünyaya gelen yavrular, annelerinin sıcak yuvasında büyür.
Anne kokarca yavrularını korumak için gerekirse kendi canını tehlikeye atar.
O küçük bedenin içindeki büyük merhamet, Allah’ın Rahman sıfatının bir yansıması gibidir.
Çünkü “Rahman olan Allah, merhameti yarattı ve onu kullarının kalbine koydu.”
(Buhârî, Edeb, 19)
Kokarcanın en bilinen özelliği, kendini savunmak için püskürttüğü keskin kokudur.
Ama bu sıradan bir koku değildir — Allah’ın ona bahşettiği mucizevi bir koruma sistemidir.
Tehlike anında, kuyruğunu kaldırır, uyarır, sonra en son çare olarak o özel sıvıyı fırlatır.
Ne fazla, ne eksik… Tam gerektiği kadar.
Yaratılışındaki bu denge, bize “ilahi mühendislik” denilen kavramın en sade örneklerinden birini gösterir.
Bilim insanları, kokarcanın bu sıvıyı nasıl depoladığını ve sadece gerektiğinde kullandığını hâlâ hayranlıkla inceliyor.
Fakat inanan bir göz için cevap açık:
Bu, tesadüf değil; Allah’ın “El-Hakîm” (her işinde hikmet sahibi) isminin bir tecellisidir.
Kokarca, gösterişsizdir; sesi çıkmaz, avlanmaz, saldırmaz.
Ama tehlike geldiğinde kendi varlığını koruyacak kudreti, Allah’ın ona lütfettiği şekilde ortaya koyar.
Bu da bize bir ders verir:
İnsanoğlu da yaratılışında var olan hikmeti fark etmeli, her varlığın kendine özgü bir görevi olduğunu anlamalıdır.
Kokarca, doğanın küçük bir ferdi ama Allah’ın kudretini anlatan büyük bir delildir.
Kokusunda bile bir hikmet vardır.
Her canlı, yaratılışında bir mesaj taşır:
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın.” (Hud Suresi, 6. Ayet)
Kokarcayı tanımak, sadece bir hayvanı değil; Allah’ın kudret elini, doğanın sayfaları arasındaki görünmez satırları okumaktır.
Ve her satır, aynı hakikati fısıldar:
“O, her şeyi en güzel şekilde yaratandır.” (Secde Suresi, 7. Ayet)
İSLAMİ HABER “MİRAT”