
KUR’AN’A GÖRE DÜNYA HAYATININ ÖZELLİKLERİ
Kur’an şöyle diyor:
“Ve böylece sizin dengeli ve ölçülü (vasat) bir toplum olmanızı istedik…” (Bekara 2/143)
“Vasat ümmet” önemli bir Kur’an kavramıdır. Bu da; sâlih amel sahibi, aşırılık ve sapkınlıktan uzak, dosdoğru, adâletli, ölçülü, mu’tedil ve dengeli tutum ve davranış sahibi olanlardır.
“Vasat ümmet”in din açısından üzerinde yürüdüğü yol “sırat-ı müstekîm”dir. (Bkz: Bekara 2/142. Âli İmran 3/51, 101. En’am 6/126.vd.)
Bu yol dinde gevşek davrananlara veya aşırıya sapanlara nisbetle dengeli ve âdil olanların yoludur.
İslâm ümmeti bir denge toplumudur. İnançta, amelde (ibadet hayatında), hayatı değerlendirmede, yargılamada, sevgide ve nefrette, dünya-âhiret ekseninde, harcamalarda, korku ve ümit arasında, duygularda, yeme ve içmede, eşya edinme ve kullanmada, yani bütün işlerinde orta yolu izlerler. Hiç bir konuda aşırı değildirler.
-İşte Kur’an’ın dünya hayatı ile ilgili dedikleri:
“Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir oyalanmadır. Elbette ki âhiret yurdu takva sahipleri için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (En’am 6/32)
“Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O size mükâfatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.” (Muhammed 47/36. v.d.)
Meta’; faydadır, alınıp-satılan eşyadır, pazar malıdır, fiyatı olan şeydir. Yani mutlak değer değildir.
Mal sahibi olma, çocuk edinme ve diğer sahip olunan şeyler aslında “dünya hayatı”nın süsüdür. Ancak bundan ötesi var;
“Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.
Bunlar dünya hayatının geçimliğidir (meta’dır). Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.” (Âli İmran 3/14)
“Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyâmet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim Cehennemden uzaklaştırılıp Cennete konursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir.
Dünya hayatı, aldatıcı meta’dan başka bir şey değildir. (Âli İmran 3/185.
“Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa âhiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa âhirete göre dünya hayatının yararı (meta’ı), pek az bir şeydir.” (Tevbe 7/38. v.d.)
“Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve;
“Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler.
De ki: “Dünya geçimliği azdır.
Âhiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” (Nisâ 4/77)
“Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır.
Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (âfetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz.
İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.” (Yûnus 10/24. Ayrıca bkz: Kehf 17/45)
“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.
Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur.
Âhirette ise (ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır.
Dünya hayatı, aldanış meta’ından başka bir şey değildir.” (Hadid 57/20)
“Çünkü (akıllarını kullansalardı bilirlerdi ki) bu dünya hayatı geçici bir zevk ve eğlenceden başka bir şey değildir. Oysa âhiret hayatı, tek (gerçek) hayattır. Keşke bunu bilselerdi!” (Ankebût 29/64)
“Mal mülk ve çocuklar dünya hayatının süsleridir; ama ürünü kalıcı olan dürüst ve erdemli davranışlar ise, karşılığı bakımından, Rabbinin katında daha değerli ve bir ümit kaynağı olarak daha verimlidir.” (Kehf 18/45-47)
Dahası dünya hayatı Vahye göre inşa edilmezse gaflete düşürücü, asıl maksattan uzaklaştırıcı, fâni ve vefasızdır.
Kur’an, ‘dünya hayatı’ karşısında mü’minlerin nasıl bir tavır takınmaları gerektiğini öğretiyor.
Dünya hayatının insanı aldatmaması için onu sık sık uyarıyor.
“Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. (Münafikûn 63/9)
“Ey insanlar! Allah’ın vâdi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın!” (Fatır 35/5)
İnsan, yarın için (ki o yarın günün birinde mutlaka gelecektir) ne hazırladığına, ölürken yanına ne alabileceğine, sâlih amel olarak ne götüreceğine bakmalıdır.
Peygamberimiz de bazı sözlerinde “dünya hayatı”nın bu özelliklerini anlatıp, onu aşırı sevip ona bağlanmaktan, ahiret hayatı hakkında gaflete düşmekten mü’minleri sakındırdı.
Bir rivâyette onun şöyle dediği naklediliyor: “Dünya sevgisi her çeşit hatalı davranışın başıdır. Bir şeye karşı olan sevgin seni kör ve sağır yapar.” (Beyhakî, Şuabü’l İman’dan nak. K. Sitte, 7/242)
Bunun sahih olup olmadığını bilmiyoruz. Ancak bu uyarıya kulak vermek gerekir. Yani insan dünya hayatını aşırı sevip bağlanırsa, ölümü unutursa çok hatalara düşer, günahlara bulaşır. Zira dünyayı çok seven Âhireti ve oradaki hesabı fazla düşünmez.
“Eğer dünya, Allah’ın yanında sivri sineğin kanadı kadar değer taşısaydı, tek bir kâfire ondan bir yudum su içirmezdi.” (İbni Mâce, Zühd/11 no: 4110. Tirmizî, Zühd/13 no: 2321)
Birilerinin övündüğü, kendisiyle şımardığı veya onlarla başkalarına hükmettiği dünyalıklar (mal, servet, iktidar, mülk) Allah’ın katında biraz değerli, kutsal, nihâi amac, izzet kazandıran şeyler olsaydı, kendisine nankörlük edenlere bu güzel nimetleri, bu şeref ve izzeti vermezdi.
Zeyd b. Sabit (ra), Allah’ın Rasûlü’nden şöyle işittiğini anlatıyor: “Kim dünyaya çok önem verirse, Allah (cc) onun işini dağıtır (zorlaştırır). İki gözünün arasına fakirliği (aç gözlülüğü) koyar…” (İbni Mâce, Zühd/1 no: 4104)
İşte hakikat; dünya zevklerine, geçimliklerine, dünyalıklara düşkün olanlar, mal mülk, daha çok kazanıp harcama delisi olanlar; aç gözlüdür, kanaatsizdir, cimridir. Hatta endişelidir, tatminsizdir, sürekli şikayetçidir ve korkaktır. Elindekini kaybetmekten, aç kalmaktan çok korkarlar.
Âhireti, hesabı, infakı, helâli ve haramı çok hatırlatan, uyaran Allah’ın Zikrinden (Kur’an’dan) yüz çevirirler. Hayatı buna göre değil, keyiflerine, nefislerinin hevâsına tabi olarak inşa edip yaşarlar. Böylece “zor bir geçimi” kendi tercihleriyle hak ederler.
Zira kim Allah’ın zikriden yüz çevirirse, onun hakkı dar bir geçimdir. (Tâhâ 20/124)
Hüseyin K. Ece
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Erdoğan'a Tarihi Davet Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı 4 Mayıs 2026 tarihinde…
YANLIŞ YÖNLENDİRİLMİŞLER! Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan özeleştiri geldi: "Anket şirketleri tarafından yanlış yönlendirildik."…
İstanbul'da Muayene Sayıları Artıyor: "Yoldan Geçerken Acile Uğruyoruz" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
DÜNYA NEREYE GİDİYOR? İsrail Dünyayı Nereye Sürüklüyor? Uluslararası hukuk çökerken, tepkiler neden sonuç üretmiyor? Uluslararası…
Varlığın ve Bilginin Dengesi: İlahi Adaletin Ontolojik ve Epistemolojik Ölçekleri… Giriş: Adaletin Çok Boyutlu Doğası……