
Signature: y5b7s8Z+CzrPxxaBp358UO/5LZgCIAJWXqIqWm4ZkqSM6lgHe0t2nj+0Eil5R93qwuaB8AZ6h5wTY9KQaZmJ6JCY1tiuyUAtgC19veSro/edHN9DeLj59j1rWXtoghzTvOHZXSyvcIDIXX4iZBdcDqaL8+m3TnbgQYlPWum0Y0BN3xQv/MU2565DeMJQUHrSj+CO6kAzenfSgLK+QzXHxfgqTAu9TqJ7dDzxpSn/7OSu6knFRO4y+TN7JvL3uwAbTtwTPL7a7KwuBLuCDzMQ6g7Y13QOtIR3n8d/fd5x5RLcsS2r9ACOk4ECgY4xJt1Zuq4DoSF/tyFr5YTGdBCjKpBQ4iYAbdHq4sLo92eRJaqUby1Q/vjBQXag9KBCApmwZRUie1fk73aXsTeYIIIMflwqSw7EWiGByStdg+pjWuEfGhuqEJw6VnvGTdFAbim3cVMO0tPvDN/1gM0nIDFubelVLcma9MGuMdghQS6omGIUD0SchysAcaN16uCTxVBKP6+gmbafoI1Qg49V/4HsgtxjBnekqaDhMXmqcyCqXwXKrfk9MvIXEXtxHyKPaINRwT6AtaRdvzQFQbIXkC/Hfgm3SyH80NiHyRzzzWB0je9BGfFUElds2HmmLlNpXlY3LEZ12RPUzRx7Pu2co0bQuHPd74i0CwiXFq6nzZlBl9tlrgiDakyoQpMKANXmnpRTVXF9xNlG9u+WAXCmqmWrfPtAz60Uk31/0wfD6jzlc042AnWmGLdkdJTabvNOQnlw53vzG+MYtAyWxtobyO0vuQzKdy5A0+CX5A47Yj/HI2pVukWB0JB+9NQB8R5omdfkgmmLaXqwnshbrKugHs2+NYsqApeY+3HBRsOKD6OEheugJbJvT9EzX+6fsxXMhyLAx+MurSV29mJgSOq6+SqnbzAZUO4G2e5Bj1PRBCI3skL5/tVtU/1Di2LG0acgDD69QL2lH86P/7OV0LSwTrLPQ+DEKslGgxgpuumX5h1oLW0=
İslâm Dini’nin temel iman esaslarından biri Âhiret Günü’ne inanmaktır; inançlarımız ve amellerimize göre, mutluluk dolu, ya da belirli bir süresi veya bütünü azaplarla çevrili ebedî bir hayat yaşamak için, ölümden sonra tekrar diriltileceğimize iman etmektir.
İnsan, bu yüceler yücesi güne inanmadıkça, bu mukaddes günü yakınlardan yakın bilmedikçe, bu günün korkusuyla ürpermedikçe, bu günün saadetine arzu duymadıkça Dünya Hayatı’nı mânalandıramaz, yaşama aşkı ve emelleriyle dolu canlı ve gayeli bir hayat süremez, iradesi ve imkânlarını faziletlere yönelterek özlemi duyulan bir Hak ve Halk insanı olamaz.
Bunun içindir ki, Âhiret Günü’ne îman konusu Kur’ân-ı Kerim’de çokça işlenmekte, bu Azîm Gün’ün varlığı ve oluş şekli şuurlara yerleştirilmekte, bu mutlak adalet günündeki ilâhî muhakeme bütün dehşeti ve ayrıntılarıyla bildirilmekte, Cennet ve nimetleri, Cehennem ve azabı gayet açık bir şekilde tasvir olunmaktadır.
İnşâallah bu ve bir sonraki yazımızda Âhiret Günü’ne iman mevzuunu Kur’ân’ımızda açıklanan şekliyle özetleyerek sunmaya çalışacağız.
Bu gerçek ve yüce günün biricik mâliki ve hâkimi olan Mevlâmız şöyle buyurur:
İnkarcılar, öldükten sonra asla diriltilmeyeceklerini zannedip iddia ettiler. (Ey Peygamber! Onlara) de ki: Hayır, (zannettiğiniz gibi değil.) Rabbim hakkı için muhakkak yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu ise, Allah’a göre kolaydır.
Gökleri ve yeri yaratan (Allah’ın), onlar gibisini yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette buna gücü yeter. O, her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir. [1]
Aziz Mü’minler!
İnsanların inanmaya çağrıldıkları Ahiret Günü’nün, Kâinat Nizâmı’nın çöküşü ile başlayacak ilk safhasını ve insanların büyük bir korku ve dehşet içerisinde kabirlerinden diriltilerek çıkarılacaklarını Kur‘an’ımız şöyle açıklamaktadır.
Gök, yarıldığı zaman,
Güneş, dürüldüğü (ve ziyası söndürüldüğü zaman,)
Yıldızlar, dökülüp saçıldığı zaman,
Dağlar, yürütüldüğü (toz, duman olduğu) zaman,
Denizler, fışkırtıldığı, kabirler (in toprağı) alt üst edildiği zaman,
İnsan, ‘kaçış nereye?’ diyecek. Hayır, hiçbir sığınak yok.
O gün, kişi, (Hak iddia ederler korkusuyla) kardeşinden, anasından ve babasından, zevcesinden ve oğullarından kaçacak…
O gün, herkesin varıp duracağı yer ancak Rabbinin huzurudur. [2]
Muhterem Mü’minler!
Manâlarını sunduğumuz Kur’ân âyetlerinde oluş şekli açıklanan Âhiret Günü’nde insanların Allah’ın huzurunda nasıl muhakeme olunacaklarını da Kur’ân’ımız sadece belirtmektedir:
Herkesin boynuna işledikleri amelleri dolarız ve Kıyamet Günü açılmış bulacağı hayat kitabı/ filmini önüne çıkarırız (ve şöyle deriz.)
(Amel) Kitabı’nı oku. Bugün kendi hesabını kendin göreceksin.
Amel Kitabı ortaya konunca, suçluların onda yazılı olanlardan korktuklarım görürsün.
– Vah bize, eyvah bize! Bu amel kitabı, nasıl olmuş da küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış derler.
Yaptıklarını hazır bulurlar. Rabbin kimseye haksızlık etmez.
İşte o gün ağızlarını mühürleriz.
Kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmış olduklarına tanıklık eder, O gün, Allah onlara kesinleşmiş cezalarım verecektir. Allah’ın apaçık hak olduğunu bileceklerdir. [3]
Aziz Mü’minler!
Mükâfat ve ceza verişinde Allah’ın adaleti tecelli etmeye başlayınca, Allah’ı, elçisini ve kanunlarını tanımayan inkârcı ve isyancıların, yoksun kalacakları mutluluktan ve uğrayacakları azâbdan ötürü pek büyük nedamet duygulan içerisinde vahlanacaklarını, ama bu sızlanışların bir faydası olmayacağını, zira hiçbir dost ve yardımcının bulunmayacağını da Kuranımız bütün tafsilatıyla açıklamaktadır.
Evet, onlar korku ve ızdıraplarından vahlanacaklar. Rabbimiz şöyle buyurur:
… O gün kişi elleri ile yapıp öne sürdüğü işlere bakar, inkârcı ve isyancı kişi de şöyle der. Ah! Ne olurdu ben bir toprak olaydım. (Keşke dirilmeyeydim.)
Ne olaydı, ben Hak Peygamberle (ve O’nun izindekilerle) beraber bir kurtuluş yolu edineydim.
Yazıklar olsun bana! Keski, beni sapıtan falanı dost edinmeyeydim.
Vallahi beni, bana geldikten sonra Kur’ân düzeninden o sapıttı.
Artık onlara, aracıların şefaati fayda vermez.
(Zaten Allah’ı, elçisini ve kanunlarını tanımamakla öz nefislerine, hakları çiğnemekle de fertlere ve topluma) zulmedenlerin ne dostu ne de dinlenir bir şefaatçisi olur. [4]
Aziz Mü’minler!
Kur’ân ve Sünnet ölçülerine göre, iman etmedikçe ve tövbe ile arınarak yaşamadıkça; Allah’a, Peygamberlerine ve Ahiret Günü’ne inanmayanlar, Mevlâmızın ve Peygamberimiz’in hayatımızı düzenleyen emir ve yasaklarına uymayanlar Cehennem’e atılacaklardır.
Evet inançsızlar, namaz kılmayanlar, cemiyetin fakir kesimini kalkındırmak istemeyenler, zekât vermeyenler, çeşitli entrikalarla fert ve toplum haklarına tecâvüz edenler; zinacı, içkici ve teşhirciler: Hak’ka çağırdıkları halde Hak’la yaşamayanlar gibi inkârcılar ve günahkârlar, inanmadıkları veya azabından kaçındıracak hayatı sürdürmedikleri için Cehennem’e atılacaklar ve Allah onlara şöyle buyuracak:
Bu âhiret günümüze kavuşmayı unutmanıza karşılık tadın azabı. Doğrusu şimdi biz de sizi unuttuk. (Sizi Cehennem’e bıraktık.)
Yaptıklarınıza karşılık, çekin o, ardı arkası kesilmeyen azabı! [5]
İslâm Dini’ni hayat düzeni edinerek Allah’a ve Peygamberine itaat edenler de mutluluk yurdu Cennetlere gönderilecekler ve onlara şöyle denilecek:
«İşte, söz, iş ve davranışlarınızla İslâm Nizâmı’na göre yaşamanız sebebiyle mirasçısı olduğunuz Cennet.»
«(Her türlü elemden arınmışlık,) selâmet size. Artık mutlusunuz. Ebedî olarak kalmak üzere girin Cennete.» [6]
Mevzuumuza, devam edeceğimizi bildirir, yazımızı bir hadis anlamıyla bitiririm:
İbn-ü Ömer (r.) anlatıyor.
Allah’ın Resulü (s.) ile beraberdim. Ensar’dan bir sahâbî (Allah’ın Resûlü’ne) geldi ve O’na selâm verdi. Sonra da sordu:
– Ya Resulallah! Mü’minlerin en üstünü hangisidir?
– Onların İslamî yaşayış çizgisinde ahlâkı en güzel olanıdır.
– (Ya Resulallah!) Mü’minlerin en zekisi hangisidir?
– Onların ölümü en çok hatırlayanı, ölümden sonrası için en güzel bir şekilde (Âhiret) hazırlığı yapanıdır. [7]
[1] Teğabün 7; Yasin 81.
[2] Sırasıyla bak. İnfitar 1; Tekvîr 1; İnfitar 2; Tekvîr 3; İnfitar 3-4; Kıyamet 19; Abese 34-36; Kıyamet 12.
[3] Sırasıyla bak. İsra 13-14; Kehf 49; Nur 24-25.
[4] Sırasıyla bak. Nebe 40; Furkan 27-29; Müddessir 48; Mümin 18.
[5] Secde 14.
[6] Araf 43; Zümer 73.
[7] Tac 5/212; İ. Mace, Hn. 4259.
Nepal sel felaketi hakkında son gelişmeler. Nepal'de meydana gelen sel felaketi sonrası dev dalga yüzlerce…
UKMTO, Hürmüz Boğazında bir tankerin vurulduğunu duyurdu. Olay, bölgedeki güvenlik durumunu yeniden gündeme getirdi.
TRT 1 canlı yayın izleme ekranı ile Lyon - Fenerbahçe maçı şifresiz olarak izlenebilir. İşte…
UEFA Şampiyonlar Liginde lig aşamasının kuraları çekilecek. Takımlar ve gruplar hakkında detaylar önümüzdeki günlerde belirlenecek.
Türkiye'den Filistin ile bankacılık alanında işbirliği hakkında son gelişmeler. Türkiye, Filistin ile bankacılık alanında işbirliğini…
Suriye’de Yeni Dönem mi? Bölgede Taşlar Yeniden Diziliyor Suriye’de yıllardır devam eden savaşın ardından ortaya…