islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,6024
EURO
55,7396
ALTIN
6.584,32
BIST
11.696,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
19°C
Pazar Çok Bulutlu
20°C

KUŞATILMIŞ RUHLAR COĞRAFYASI: SÖMÜRGECİLİK ANATOMİSİ HALA GÜNCEL

KUŞATILMIŞ RUHLAR COĞRAFYASI: SÖMÜRGECİLİK ANATOMİSİ HALA GÜNCEL

KUŞATILMIŞ RUHLAR COĞRAFYASI: SÖMÜRGECİLİK ANATOMİSİ HALA GÜNCEL

Fransız varoluşçuluğunun ve sömürge sonrası edebiyatın başyapıtlarından biri kabul edilen, Tunuslu düşünür Albert Memmi’nin “Sömürgecinin Portresi ve Sömürgeleştirilenin Portresi” adlı eseri, küresel güç ilişkilerini ve sosyolojik krizleri açıklamadaki güncelliğini koruyor. İlk kez 1957 yılında Jean-Paul Sartre’ın önsözüyle okuyucuyla buluşan bu kült eser, sömürgeciliği sadece ekonomik ve askeri bir işgal olarak değil, hem ezenin hem de ezilenin kimliğini kökten dönüştüren sosyolojik bir olay olarak ele alıyor. Düşünürün bizzat tanıklık ettiği ve içeriden gözlemlediği bu mekanizma, günümüz dünyasındaki modern bağımlılık ilişkilerine ve kültürel hegemonya arayışlarına da ışık tutuyor.

Ayrıcalıkların Gölgesindeki Canavar: Sömürgeci

Memmi’nin sosyolojik analizinde ilk neşter, sömürgeci kimliğinin inşasına vuruluyor. Yapıtta, hiç kimsenin sömürgeci olarak doğmadığı, metropolden gelen bireyin sömürge toprağındaki haksız ayrıcalıklarla tanıştıkça bu role adapte olduğu vurgulanıyor. Sömürgeci, ana vatanında asla elde edemeyeceği yasal, ekonomik ve siyasi imtiyazları zahmetsizce elde etmenin yarattığı suçluluk psikolojisini bastırmak adına, yerli halkı sistematik olarak aşağılama yoluna gidiyor.

Siyasi otoritesini ve gasp ettiği zenginlikleri meşrulaştırmak isteyen egemen güç, yerlinin “barbar, tembel ve yönetilmeye muhtaç” olduğu mitini üretiyor. Memmi, sömürge sistemini reformlarla iyileştirmek isteyen “demokrat” sömürgecilerin bile yapısal ayrıcalıklardan tamamen sıyrılamayarak sistemin nihai birer suç ortağına dönüştüğünü çarpıcı bir siyasi analizle gözler önüne seriyor. Bu durum, sömürgecinin kendi vicdanını rahatlatmak adına ürettiği ırkçı ideolojilerin nasıl kurumsallaştığını gösteriyor.

Tarihin Dışına İtilenlerin Trajedisi: Sömürgeleştirilen

Eserin ikinci yarısı ise insanlığı, kültürü ve geçmişi elinden alınan sömürge insanının trajik portresine odaklanıyor. Memmi’ye göre sömürge mekanizması, ezilen bireyin şahsiyetini yok ederek onu kolektif bir çerçevenin içine hapsediyor. Siyasi mekanizmalardan ve kendi kaderini tayin etme hakkından tamamen mahrum bırakılan yerli halk, adeta tarihin dışına itiliyor.

Bu kuşatılmışlık içinde sömürgeleştirilen birey için iki temel sosyolojik sapma ortaya çıkıyor: Asimilasyon ve kendinden nefret etme. İnsan yerine konulabilmek için sömürgecinin dilini, dinini ve kültürünü taklit eden yerli halk, ne kadar çabalarsa çabalasın asla eşit kabul edilmiyor. Sömürgeci, ne kadar Avrupalı gibi olsa da yerliyi hiçbir zaman kendisiyle bir görmüyor. Bu durum, sömürge sonrası toplumlarda da etkileri uzun yıllar silinmeyecek derin bir yabancılaşmayı, kültürel şizofreniyi ve kimlik bunalımını beraberinde getiriyor.

Sistemik Çıkmaz ve Kalıcı Yaralar

Albert Memmi, kitabın sonuç bölümünde sömürgeciliğin kendi iç çelişkileri nedeniyle yıkılmaya mahkûm, uzlaşısı imkânsız yapısal bir düzen olduğunu ilan ediyor. Sömürgecinin ayrıcalıklarından asla vazgeçmeyeceği, sömürgeleştirilenin ise bu esareti sonsuza dek sineye çekmeyeceği gerçeği, tek siyasi çıkış yolu olarak radikal bir bağımsızlık mücadelesini işaret ediyor.

Memmi’nin en vizyoner öngörüsü ise, fiziki işgaller son bulsa bile sömürgeciliğin ruhlarda bıraktığı sosyolojik ve psikolojik tahribatın hemen iyileşmeyeceğidir. Yeni bağımsız devletlerde ortaya çıkan yabancı düşmanlığı, ekonomik istikrarsızlık ve köktencilik gibi krizlerin temelinde, sömürge döneminde hafızalara kazınan yıkımın izleri yatmaktadır.

Yakup Döğer

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.