islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0571
EURO
35,9830
ALTIN
2.502,78
BIST
10.871,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
27°C
İstanbul
27°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Açık
31°C
Pazar Açık
32°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C

Laiklik, İktisadî Gelişmenin Vazgeçilmez Bir Unsuru mudur?

Laiklik, İktisadî Gelişmenin Vazgeçilmez Bir Unsuru mudur?

Tüsiad: Laiklik Bu Ülkenin Çimentosudur

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski yaptı. TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan ise şunları söyledi: “Ekonomide oluşmaya başlayan olumlu havanın güçlenerek devam etmesi için, serbest piyasa düzeninin kurumsal yapısının güçlendirilmesi, düzenleyici kurumların bağımsızlığının garanti altına alınması, kurumlar arasında görev ve sorumlulukların dengeli dağıtılması gerekir. Unutmayalım ki, uzun vadede vatandaşımızın huzur ve refahı, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, kadın-erkek eşitliği, sosyal adalet, adaletli gelir dağılımı, tüm bireyler için kaliteli eğitim, ifade özgürlüğü, doğal ve kültürel mirası koruma hedefleri doğrultusunda kat ettiğimiz mesafeye bağlı olacak. Bu hedefler doğrultusunda ilerlerken asla vaz geçemeyeceğimiz ilke ise laiklik. Laiklik bu ülkenin çimentosudur.” dedi.

Laiklik, İktisadî Gelişmenin Vazgeçilmez Bir Unsuru Mudur?

Değerli okuyucularım;

Almanya’da makroekonomi alanında lisans ve yüksek lisans eğitimi, Türkiye’de çalışma ekonomisinde doktora eğitimi aldıktan sonra doçentlik sürecinde sosyal siyaset alanında çalışmalar yapmış bir bilim insanı olarak iş insanı Tuncay Özilhan’ın ifadelerini hayretle okudum. Ne demek istiyor Özilhan? Ekonomi ile ilgili hedeflerin hayata geçirebilmesi için, laiklik ilkesinden vazgeçilemez diyor. Hayatımda ekonomi ile laiklik arasında bu kadar absürt/saçma bir nedensellik ilişkisi duymadım. Birisi laiklik, iktisadî gelişmenin önünde şu şu gerekçelerle engeldir dese mantıkî bulurum. Ama tersine laiklik, iktisadî gelişmenin en önemli unsurudur derse, bunun akıllı açıklamasını yapamaz. Nitekim Özilhan da bunun açıklama gereğini yapma ihtiyacı duymadan iktisadî hedefleri laiklik şartına bağlayarak, bir sermayedar olarak faiz düzenini ayakta tutmayı öngören kendi kapitalist/liberal dünya görüşünü ortaya koymuştur. Şimdi bunun izahını yapayım.

Laiklik ve Ekonomi İlişkisi

Laiklik, haddizatında ne Cumhuriyet, ne de demokrasi ile mutlak anlamda ilişkidir. O halde neden ekonomi ile bağlantılı olsun ki? Kaldı ki ister kraliyet, isterse Cumhuriyet ile idare edilsin iktisadî yönden gelişmiş birçok demokratik devletin anayasasında laiklik ilkesi yoktur. Kraliyetle idare edilen ülkeler, gerektiğinde dinî esasları da dikkate alan devletler oldukları için, onların anayasalarında zaten Laiklik yoktur. Demek ki laiklik ile Demokrasi (Cumhuriyet) arasında mutlak anlamda mantıkî bir bağ yoktur. Bu bağ, her nedense sadece bizde oluşturulmak istenmektedir. Yetmedi şimdi bir de iktisat ile ilişkilendirilmek istenmektedir. O halde TÜSİAD’a bağlı zengin ve liberal iş insanları, iktisadî hayatta da laikliğin niçin olmasını o kadar çok arzular? Buna cevap verebilmek için, kısaca laiklik tanımına bir atıfta bulunayım:

Laiklik, Latince “laicus” aslından alınmış olup, “dine istinat etmeyen”, “rûhânî (dindar) olmayan (kimse)”, “dinî olmayan fikir” “kutsal kabul edilen şeylere saygısızlık” ve “dinî olmayan şey” anlamındadır. Sosyal bilimlerde laik veya seküler kavramı, daha çok “dünyevî”, “dinî olmayan” anlamında kullanılmaktadır. Dinî esaslara dayanmayan devlet veya hukuk da “laik devlet (hukuk)” olarak tanımlanabilir. Laik devlet, buna göre din ile devlet yönetiminin birbirinden ayrılmasını, yönetimin, dinî kurallardan uzak olmasını isteyen bir devlet modelidir. Modern dünyada laiklik, birbirinden farklı dinî inançlara, devletin eşit mesafede durması, herhangi bir kesimin dinî inancını, diğer inançlara karşı imtiyazlı kılacak politikalardan ve tarafgirliklerden uzak kalmasıdır.

Laiklik, dünya hayatımızın hemen her alanına sirayet ettiğine göre elbette ekonomi ile de ilişkisi vardır. Buna göre laik devlette, ekonomi hayat, dinî (İslâmî) kaidelere göre değil de yine laik ilkelere göre düzenlenmektedir. Bundan en çok büyük sermayesi olan zenginler, bankerler, kapitalist/liberal iş insanları memnun olur. Neden mi? Bunun cevabını aslında kullandığı şifreli seküler ekonomi terim ve ifadeleriyle Özilhan, bizzat kendisi vermektedir. Ne diyor Özilhan:

  1. Serbest piyasa düzeninin kurumsal yapısı güçlendirilmelidir:
  2. Düzenleyici kurumların bağımsızlığının garanti altına alınmalıdır,
  3. Kurumlar arasında görev ve sorumlulukların dengeli dağıtılmalıdır.

Liberal ekonomi sisteminde zaten var olan ve/fakat sistemin yenilenmesini istenilen kurumsal yapılarıyla daha da güçlenmesine yönelik taleplerin içeriği aslında şunlardır: Biz istediğimiz gibi piyasada serbestçe üretim/iş yapmak istiyoruz. Devlet veya din (İslâm), bize kendi ahlâkî/sosyal kaideleriyle karışıp, müdahale etmesin. İçki üretimimize karışmayın, bankaların faiz sistemine müdahale edilmesin, sigara reklamlarını gençleri korumak adına sağlık açısından kısıtlıyorsunuz ama lütfen daha da ileri gitmeyin ve üretimi yasaklamayın. Genelevlerden elde ettiğimiz kârların vergisini verdiğimize göre fahişelerin pardon hayat kadınlarının çalışma şartlarını iyileştirdiğimize ve çalışma ortamları Avrupa standartlarına uygun hijyenik hâle getirildiğine göre bu alana da artık fazla müdahalede bulunmayınız.

Domuz etinin yanında pornografik ürünlerin ithaline yönelik serbest düzenlemeler getirildi ama kârlarımızı etkileyen yeni vergiler artık getirmeyiniz. Dolayısıyla Laiklik ilkesi sayesinde serbest ticaret yapabilmenin altyapısının hukukî temelleri zaten anayasal çerçevede oluşturulmuştur ama biz yine de ekonomi hayatının bütün alanlarında geçerliliğin sürdürebilirliğinin sağlanması için, garanti istiyoruz. Bunun için, geniş anlamda liberal sisteminin bütün kurumları daha da güçlendirilmeli, dar anlamda borca dayanan liberal faiz sistemi bağımsız olmalı ve gücümüzü belirleyen/kollayan düzenlemeler yeniden gözden geçirilmelidir.

Ezcümle

Kabul ediyorum, faizi mubah gören reel liberal ekonomi dünyası, laiklik sayesinde oluşmuş ve gelişmiştir. Bu bağlamda ekonomi ile laiklik arasında elbette bir ilişki vardır. Lakin laikliğin iktisadî hayata, toplumun bütün fertlerine refah getirdiği anlamında, katkı sağladığı tezi asla doğru değildir. Laikliğin benimsediği kapitalist/liberal ekonomi düzeni, özellikle bizim ülkemizde hiçbir zaman yoksulluğu ortadan kaldıramamış, işsizliği önleyememiş, sosyal adaleti (gelir dağılımdaki adaleti) sağlayamamıştır.

Diğer yandan laik bir devlet olmadıkları halde ABD, Almanya ve Japonya gibi ülkeler iktisadî yönden gelişmiştir. O halde laiklik, iktisadî gelişmenin vazgeçilmez bir unsuru değildir. Ne var ki o ülkelerde de (laiklikten bağımsız olarak) liberal ekonomi modelleri uygulandığı için, adaletli bir gelir dağılımı sağlanamamaktadır. Sadece Almanya, sosyal piyasa ekonomisi uygulamaları sayesinde gelir dağılımda diğer ülkelere göre nispeten daha iyidir.

Âdil iktisadî nizam ve sosyal adalet, İslâm’ın öngördüğü ekonomi sistem ile ancak sağlanabilir. Bu sistemin temel unsurları, vahye dayandığı için, faizden beslenen liberal/materyalist iş insanları, (dünyevî) maddî geleceklerini garanti altına alma hesabıyla elbette İslâm’ın önerilerine sırt çevirip, laikliğe sığınacaktır. Çünkü laik/liberal ekonomi modeli, zenginlerin daha zengin olmasını garantili olarak temin eder.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.