
10 Nisan… Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sıradan bir gün değil, aksine bir kırılmanın tarihidir. 1928 yılında bugün, “Devletin dini İslam’dır” ibaresi anayasadan çıkarılarak, devlet ile milletin asırlardır süregelen bağında derin bir gedik açılmıştır. Bu adım, sadece hukuki bir düzenleme değil; bir medeniyet tasavvurunun yön değiştirmesi, kökleriyle bağı zayıflatılan bir toplumun inşa sürecinin başlangıcı olarak tarihe geçmiştir.
10 Nisan 1928…
Bu tarih, sadece bir anayasa değişikliği değil; bir medeniyet tasavvurunun kırılma noktasıdır.
“Devletin dini İslam’dır” ibaresinin anayasadan çıkarılması, teknik bir düzenleme gibi sunuldu. Oysa gerçekte bu adım, milletin asırlardır taşıdığı kimliğin devlet katından tasfiye edilmesi anlamına geliyordu.
Devlet, milletin inancından bağımsızlaştırılmadı;
milletin inancı, devletin dışına itildi.
Laiklik, teoride “din ve vicdan özgürlüğü” olarak tanımlandı.
Ancak pratiğe bakıldığında ortaya çıkan tablo farklı oldu:
Bu süreç, doğal bir dönüşüm değil;
tepeden inme bir zihniyet mühendisliğiydi.
Türkiye’nin tarihsel dokusu, Batı’dan farklıydı.
Bu topraklarda din, sadece bireysel bir inanç değil;
toplumsal düzenin, ahlakın ve kimliğin temeliydi.
Ancak ithal edilen laiklik modeli:
En dikkat çekici çelişki ise şuydu:
“Özgürlük” adına yapılan düzenlemeler, zamanla yasak ve baskıya dönüştü.
Bugün hâlâ süren tartışmalar, o gün atılan adımın etkisinin devam ettiğini gösteriyor.
Toplumun önemli bir kesimi şu soruyu soruyor:
“Biz kimiz?”
Çünkü bir milletin kimliği, sadece sınırlarla değil;
değerleriyle, inancıyla ve hafızasıyla şekillenir.
1928’de yapılan değişiklik, bir dönemi kapatmadı.
Aksine, Türkiye’nin en derin tartışmalarından birini başlattı.
Bugün mesele sadece laiklik değil;
devlet ile milletin ruhunun yeniden nasıl buluşacağıdır.
Aslında bu yaşananları rabbimiz ne kadar da güzel özetlemiş:
“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” (Bakara 85)
“Yoksa onlar cahiliye hükmünü mü arıyorlar?
Kesin olarak inanan bir toplum için, hüküm bakımından Allah’tan daha güzel kim vardır?” (Maide 50)
İSLAMİ HABER “MİRAT”
KASADOLU’DAN NETANYAHU’YA SUÇ DUYURUSU: “CASUSLUK FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR” Türkiye’de kendisini “Osmanlı Yahudisi” olarak tanımlayan Musevi iş…
BİZ AİLE’Yİ KAYBETTİK! Biz aile’yi kaybettik, onun yerine neyi koyarsanız koyun o şeyin artık fazla…
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov: “Körfez’deki savaş, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün kontrolü için çıkarıldı. Rusya…
Tahran’da Sürpriz Slogan: Cuma Namazında "Yaşasın Türkiye" Sesleri TAHRAN – İran’ın başkenti Tahran’da her…
KANATLANAN ULAKLAR: POSTA GÜVERCİNLERİ Yüksek veri aktarım hızına sahip 5G teknolojisi, ülkemizde 1 Nisan 2026…
Papa XIV. Leo’dan sert mesaj: “Dünya bir avuç zorba tarafından harap ediliyor” Katolik dünyasının ruhani…