islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
17°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Yağmurlu
13°C

Laiklik Maskesi Altında Kimlik Erozyonu: 1928 Kırılması Ne Getirdi?

Laiklik Maskesi Altında Kimlik Erozyonu: 1928 Kırılması Ne Getirdi?
10/04/2026 14:49
A+
A-

Laiklik Maskesi Altında Kimlik Erozyonu: 1928 Kırılması Ne Getirdi?

10 Nisan… Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sıradan bir gün değil, aksine bir kırılmanın tarihidir. 1928 yılında bugün, “Devletin dini İslam’dır” ibaresi anayasadan çıkarılarak, devlet ile milletin asırlardır süregelen bağında derin bir gedik açılmıştır. Bu adım, sadece hukuki bir düzenleme değil; bir medeniyet tasavvurunun yön değiştirmesi, kökleriyle bağı zayıflatılan bir toplumun inşa sürecinin başlangıcı olarak tarihe geçmiştir.

Devletin Ruhundan Bir Parça Koparıldı

10 Nisan 1928…
Bu tarih, sadece bir anayasa değişikliği değil; bir medeniyet tasavvurunun kırılma noktasıdır.

“Devletin dini İslam’dır” ibaresinin anayasadan çıkarılması, teknik bir düzenleme gibi sunuldu. Oysa gerçekte bu adım, milletin asırlardır taşıdığı kimliğin devlet katından tasfiye edilmesi anlamına geliyordu.

Devlet, milletin inancından bağımsızlaştırılmadı;
milletin inancı, devletin dışına itildi.

Laiklik: Tarafsızlık mı, Tasfiye mi?

Laiklik, teoride “din ve vicdan özgürlüğü” olarak tanımlandı.
Ancak pratiğe bakıldığında ortaya çıkan tablo farklı oldu:

  • Din, kamusal alandan sistemli biçimde uzaklaştırıldı
  • Manevi değerler, “geri kalmışlık” söylemiyle itibarsızlaştırıldı
  • Toplum, kendi köklerinden koparılarak yeni bir kimliğe zorlandı

Bu süreç, doğal bir dönüşüm değil;
tepeden inme bir zihniyet mühendisliğiydi.

Batı Modeli, Yerli Gerçeklik

Türkiye’nin tarihsel dokusu, Batı’dan farklıydı.
Bu topraklarda din, sadece bireysel bir inanç değil;
toplumsal düzenin, ahlakın ve kimliğin temeliydi.

Ancak ithal edilen laiklik modeli:

  • Toplumu anlamadan şekillendirildi
  • Kendi değerlerimizi değil, başkalarının sistemini merkeze aldı
  • Sonuçta ortaya kimlik karmaşası yaşayan bir toplum çıktı

Özgürlük Söylemi, Baskı Gerçeği

En dikkat çekici çelişki ise şuydu:
“Özgürlük” adına yapılan düzenlemeler, zamanla yasak ve baskıya dönüştü.

  • İnanç kamusal alandan dışlandı
  • Dini görünürlük sınırlanmaya çalışıldı
  • Devlet, tarafsız olmak yerine seküler bir ideolojinin taşıyıcısı haline geldi

Bugüne Yansıyan Sonuç: Kimlik Arayışı

Bugün hâlâ süren tartışmalar, o gün atılan adımın etkisinin devam ettiğini gösteriyor.

Toplumun önemli bir kesimi şu soruyu soruyor:
“Biz kimiz?”

Çünkü bir milletin kimliği, sadece sınırlarla değil;
değerleriyle, inancıyla ve hafızasıyla şekillenir.

SONUÇ: Tartışma Bitmedi, Sadece Şekil Değiştirdi

1928’de yapılan değişiklik, bir dönemi kapatmadı.
Aksine, Türkiye’nin en derin tartışmalarından birini başlattı.

Bugün mesele sadece laiklik değil;
devlet ile milletin ruhunun yeniden nasıl buluşacağıdır.

Aslında bu yaşananları rabbimiz ne kadar da güzel özetlemiş:

“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” (Bakara 85)

“Yoksa onlar cahiliye hükmünü mü arıyorlar?
Kesin olarak inanan bir toplum için, hüküm bakımından Allah’tan daha güzel kim vardır?” (Maide 50)

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.