Gündem

LATİF ERDOĞAN’DAN OĞLUNA VEDA…

Geçici olan bu dünyada, yüce rabbimiz tarafından imtihana tabi tutuluyoruz. Yüce Rabbim bizleri, “korku, açlık, mallardan ve canlardan eksiltmeyle” (Bakara 155)imtihana tâbi tutuyor ve sununda da “Sabredenleri müjdele” diye de  ekliyor.

Sayın Latif Erdoğan’ın da otuz altı yaşında ki evladının vefatıyla bu imtihana tabi tutulduğunu öğrendiğimizde “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” duamızla niyazda bulunduk.

Başta Ali Rıza Demircan hocamız olmak üzere Mirat Haber ailesi olarak Sayın Latif Erdoğan Beye başsağlığı dileklerimizi iletiyor, rabbimizden, kendisi ve ailesi için ‘sabrı cemil’ niyaz ediyoruz.

OĞLUMA VEDA..

Geçen hafta yazamadım. Yüreğim, ciğerim hâlâ yanıyor. Oğlum, Metin’im vefat etti. Onu ebediyete uğurladık.   

Doğduğu günden vefat edeceği güne, saate, dakikaya kadar ömrü hep çileli geçti. Otuz altı senelik hayatında hasta olmadığı, ıstırap duymadığı günü olmadı. Ama o, halinden bir an bile şikâyette bulunmadı. Hep şükür, hep sabır ile yaşadı. 

Son üç senesini bir hastane odasında eşimle beraber birlikte yaşadık. Yanımızdan ayrılışı sadece yoğun bakıma kaldırıldığı günlerde oldu. Orada da yalnız bırakmadık, sık sık ziyaret ile yalnızlığını paylaşmaya çalıştık.  

Ondan fazla ağır ameliyat geçirdi. Her seferinde onu, bir daha görememe endişesiyle uğurladık. Fakat her defasında doktorlarını da hayrette bırakan bir mucizeyle hayata dönüşünün bayramını yaşadık.  

Ne ki, son uğurlayışımız öyle olmadı, olamadı. Böbrek yetmezliği sebebiyle diyaliz alıyordu. Bir an evvel diyalizden kurtulmasını istiyorduk. O da çok istiyordu. Fakat özellikle solunum yollarındaki rahatsızlıkları sebebiyle böbrek nakli gibi ağır bir operasyonu kaldıramaz diye nakil işlemi geciktiriliyordu.  

Sonunda o da halloldu. Nefes borusu robotik bir cerrahi işlem ile sağlamlaştırıldı. Bu başarılı müdahale böbrek nakli yapılabilmesinin önünü de açtı. 

Böbrek vermeye önce ben taliptim. Fakat şeker hastası olduğumu gerekçe göstererek doktorlar talebimi geri çevirdiler. Eşim, uygun görüldü. Yapılan bütün tahliller uyumluluk işareti verdiğinden adeta hepimiz cennetle müjdelenmiş gibi sevinç içindeydik.  Nakil yapılacak günü özlemle bekler olduk. 

Nakili gerçekleştirecek doktorlar gün ve tarih verince sevinçten uçtuk. Artık oğlumuz normal yaşantısına dönebilecek, diyalizin ağır şartlarından kurtulacaktı. 

Oğlumu ve eşimi nakil işlemi için ameliyathaneye uğurlarken, buruktum, hüzünlüydüm ama mutluydum. O anda üç-beş gün sonrasının rengarenk hayalleriyle müteselliydim. 

Eşim verici olduğundan onun ameliyatı nispeten daha kolaydı. Oğlumun ameliyatının daha zor olacağını biliyorduk; fakat o ne zorları aştı, şimdi de aşar duygu ve düşüncesi hem bizde hem doktorlarda hem de bütün sevenlerinde hakimdi. 

Önce eşimi odasına getirdiler. Biraz sonra ameliyatı yapan doktor odamıza geldi, ameliyatın çok zor ama başarılı geçtiğini, Metin’imizin tedbir amaçlı yoğun bakıma kaldırıldığını, endişe edilecek bir durum olmadığını söyledi. 

Ümitle, duayla ertesi günü bekledik. Sabah, servis odasına çıkarılacağı haberini alınca bütün acılarımızı unuttuk. Nihayet servis odasına çıkarıldı. Annesi, ameliyat kaynaklı bütün riskleri hiçe sayarak iki büklüm odasına geldi. Birbirlerine acılarını hissettirmemek için gösterdikleri gayretler, söyledikleri sözler havsala cidarlarını zorlayacak cinstendi. Anne-oğul bunun son görüşme olduğundan habersiz, birbiriyle sarmaş dolaş oldular, birbirlerini öptüler ve eşim tekrar kendi odasına döndü.    

Bir-iki saat kadar geçmişti ki oğlum, baba nefesim daralıyor, dedi. Hemen doktoruna haber verildi. Doktoru diyaliz önerdi. Alelacele diyaliz ünitesine götürdük. Fakat bir türlü kateterini çalıştırıp diyalize başlanılamadı. Nefeste ciddi zorlanma olunca tekrar yoğun bakıma kaldırılmasına karar verildi ve götürüldü.  

Üzgündük, ama yine umutluyduk. 16 Nisan Pazar günü saat on sıralarında yoğun bakımdan bir telefon aldık. Hıçkırıklarını tutamayan bir hemşire Metin’in kalbinin durduğunu söylüyordu. 

Ölen o muydu, biz miydik? Hala, annesi, babası ve kardeşleri olarak ailesi ve çok geniş bir sevenler çevresi ölü gibiyiz… O, down sendromlu bir melekti. Melekler ülkesinden geldi, kısa bir süre bizleri şereflendirdi ve ülkesine geri döndü. Acımız çok büyük… 

Cenaze namazına ve defnine iştirak eden, uzaktan yakından arayarak acımıza ortak olan bütün akraba, komşu ve dostlarımıza; son üç senesinde doktorluğun çok ötesinde bir sevgi ve ilgiyle ıstırabımızı paylaşan Prof. Dr. Aydın Ünal, Doç. Dr. Kadir İdin beyefendilere ve diğer emeği geçen bütün doktor ve hemşirelere bu vesile ile sonsuz teşekkür ediyorum.  

LATİF ERDOĞAN

Recent Posts

  • Gündem

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…

31 dakika ago
  • Makale

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…

1 saat ago
  • Gündem

ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2)

ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2) 3. TOPLUM…

2 saat ago
  • Gündem

Gençler Arasında Sessiz Tehlike: Apateizm

Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…

3 saat ago
  • Gündem

KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?

KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ? Soru 5: Kurban için bütçemizi zorlamalı mıyız? Nasıl kurban kesmeliyiz? İslâm…

3 saat ago
  • Gündem

Aile Çökerse Nüfus Dibe Vurur, Ülke Uçuruma Sürüklenir

Aile çökerse nüfus dibe vurur, ülke uçuruma sürüklenir… İngiltere’nin parlak entelektüellerinden John Berger, 1978 yılında…

4 saat ago