islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

LEVENT KIRCA’YI RAHMETLE ANALIM

LEVENT KIRCA’YI RAHMETLE ANALIM
A+
A-

LEVENT KIRCA’NIN ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ SON SÖYLEŞİSİ..

“Babam, İsviçre’de akademide bir profesördü. Heykeltıraş ve ressam. Hiçbir zaman bir baba-oğul ilişkimiz olmadı. 35 sene sonra kapımıza geldiğinde, annem Cüneyt Gökçer geldi zannetmiş.
Geldi, beni uyandırdı ve ‘Cüneyt Hocan geldi’ dedi. Gördüğün gibi annem de yabancılaşmış. Annem olayın farkına sonra vardı. Bizi tanıştırdı, ‘Oğlum, bu senin baban’ dedi. Tokalaştık. Babam da ‘Sarılmayacak mısın?’ dedi. Dedim ki, ‘Valla hiç içimden gelmiyor. Çünkü siz benim için herhangi bir adamsınız şu anda.!”

Sanatçı genlerim babamdan. Makyaj yapmalarım, heykelle merakım filan hep ondan gelmiş.

BİR AYAKTA DURABİLSEM…

Kırca sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bir ayakta durabilsem, çıkıp oyun da oynarım ama ayakta duramıyorum. Şu koltuğa gidip orada oturuyorum, sonra yatıyorum. Genelde de yatıyorum. Ama bunlar normal. Birileri ölecek, birileri yaşayacak. Ölmek zorundasın ki, başkaları doğsun. Hayatın diyalektiği bu. Ben yapacağımı yapmışım. Yaşadığım sürece de mücadele ederim. Yaşarsam, bir-iki oyun daha koyarım. Ama tiyatromu güzel yaptım, onu görmeni istiyorum. Hemen alt katta. Oraya bir okul da yaptık. Güzel oldu. 250 kişilik bir salonumuz var. Gençlerle bildiklerimi paylaşmak istiyorum. Öğrencilerimiz istiyorum olsun. Ama filmi dağıtmıyor kimse. Elimizde kaldı. Bastırdık, bastırdık dağıtılmıyor.

Bülent Demir’e devrediyoruz, çok sağlam çocuklardır bunlar. Bana inandılar, ben de onlara inandım. Tiyatronun devam etmesini istiyorum.

‘Jübile yapar mısın?’ diye soruyorlar. Yapmam, istemem, hoşlanmam. Zenginlerin gösteriş karşılığı para toplamak istemem ama tiyatromuza bağış yapmak isteyen olursa da başımız üstüne. Benim için hiç önemli değil. Jübilelerde insanlar biraz maddi yardımdan bulunur, biraz para verirler. Bizim tiyatromuzun yaşaması için paralarına ihtiyaç var. Onlar da verirlerse tiyatro yaşar. Yoksa kapanır gider.”

Kırca, insanların sanatçılara hastalıkları sırasında gösterdikleri ilgiden aradığı da, bir güzel ağladım. İnsanlar size iyilik yapınca ağlıyorsunuz.

“Zeki Alasya o kadar telaşa düştü ki, öldü gittiğinde öldü. Şunu biliyorum: Şimdi yaşadığım şeyleri yaşamayan, gözlemleyemedi. Bunları ancak ölüm döşeğinde olanlar bilir. Bu da Allah’ın bir lütfu. Ertelenmiş gibiyim.” diyen Kırca sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Bir hastalığım vardı, çocuklarımdan gizledim. Yıllar sonra öğrendiler. Hastalığımın adını duyunca ‘öldüm’ dediler. Ama ben 6 yıldır kanserim. Sordular bana, ‘Neden ben?’ dedim. Evet, neden ben? Çünkü bana verilen yaşam süresini fazlasıyla doldurmuşum. 18 yaşındaki bir delikanlıya sorsanız, ‘neden ben’ diye, mantıklı bir şey. Ama bana sorarsanız, ben dolmuşum. O açıdan, çok da üzülmedim. Fakat 45 gün hastanede yattım, her gün birileri gidiyor, yanından ayırmıyor, bu çok yoruyor. Onlar çekinmeden, ben çekinmeden ağladık, sarıldık. Gitmeyeceğim, kaçıp saklanacağım!”

“Böyle işte ölüm… Bir sürü şeyin üstünden geçiyorsun. Karşında kanser, böbrek yetmezliği, şeker, kalp çakacağını diyor! Bir sürü laf söylüyor. Ama bunlar, benden çok çocuklarıma zarar veriyor. Onlar çok üzülecekler, acı çekecekler.”

“Gittiğim yerde, Allah bilir ki ben iyi bir konuşma da edeceğim. Bunları ölüm döşeğinde değil, bana kanser olarak gelmiş olan ışıklarda uyuyuverdiğim sesle söylüyorum sana…”

Işıklarda uyu sevgili Levent Kırca… ❤️

İSLAMİ HABER “MİRAT”    -YOUTUBE- 

“Benim Her şeyi Bilen Yüce Rabbim “Türkçeyi Bilmez mi?

Yorumlar
  1. murat özkan dedi ki:

    Alevli ateşin ehli oldukları netleştikten sonra, akraba dahi olsalar, Nebi’nin ve müminlerin müşrikler için (Allah’tan) bağışlanma talep etmeleri söz konusu olamaz. (9/Tevbe, 113)
    Bir insanın sınırsız olan Allah’ın rahmetinden yararlanabilmesi ve diğer insanların ona rahmet okuyabilmesi için o kişinin de Müslüman olması ve o hâl üzere ölmesi gerekir. Müslüman kimdir? : “Allah’ı İlah, yani kanun koyucu kabul edip yer yüzündeki bütün anayasaları reddederek sadece kurânı anayasa kabul eden ve sadece HZ. Muhammed’i (s.a.v) ulu önder kabul edendir.” Ayrıca başta yaşamış olduğu ülkede ve dünyada şeriatın hakim olmasını istemesi ve bu uğurda çaba göstermesi gerekir.
    Soru: Levent Kırca şeriatçi mi yoksa laik miydi? Atatürk’ün izinden mi HZ. Muhammed’in(s.a.v) izinden mi gidiyordu? T.C anayasası mı yoksa kurân mı? diyordu. Cevap: Levent Kırca, laik demokratik sistemi benimsemiş solcu ve kemalist biriydi. Bunlarda bir insanı kâfir yapar ve kâfirler de Allah’ın rahmetinden uzaktırlar. Levent Kırca’nın tövbe ettiğine dair bir delil de yok. Böyle değil diyorsanız; delilinizi getirin, eğer sadıklardan iseniz…