
İngiltere’nin başkenti Londra’da faaliyet gösteren Metropolitan Polis Teşkilatı (Met), Aralık 2025’te aldığı tarihi bir kararla, polis memurları ve personelinin Masonluk üyeliğini beyan etme zorunluluğu getirdi. Bu karar, teşkilat içindeki “gizli sadakat ilişkilerinin” kamu güvenini zedelediği gerekçesiyle alındı ve Masonluk gibi hiyerarşik örgütlerin üyelerinin birbirini koruma yükümlülüğünün, adalet mekanizmasını etkileyebileceği endişesini ön plana çıkardı.
Met’in açıklamasına göre, yeni politika kapsamında geçmişte veya halen üyesi olunan “hiyerarşik, gizli üyeliğe sahip ve üyelerinden birbirini destekleme/protektörlük gerektiren” örgütler beyan edilmek zorunda. Freemasonry (Masonluk), bu kategoriye doğrudan dahil edildi. Karar, teşkilat içindeki personel anketinde %66’sının Masonluk üyeliğinin polis tarafsızlığını ve kamu güvenini olumsuz etkilediğini belirtmesi üzerine alındı. Ayrıca, 2021’de yayımlanan Daniel Morgan Bağımsız Panel Raporu, 1987’de çözülemeyen bir cinayet soruşturmasında Masonluk bağlantılarının şüphe yarattığını vurgulayarak, bu tür üyeliklerin beyanını tavsiye etmişti.
Bu kararın en dikkat çekici yanı, Masonluk’un tarihsel olarak gizlilik ve karşılıklı koruma ilkesi üzerine kurulu olması. Mason localarında üyeler, birbirlerine “kardeşlik” yemini eder ve zor durumlarda destek sözü verir. Bu yapı, polis teşkilatı gibi kamu otoritesinde görev yapan kişilerde çıkar çatışması yaratabilir. Nitekim Met, yıllardır Masonluk bağlantılı olası yolsuzluk istihbaratlarına sahip olduğunu, ancak bunların henüz cezai seviyede kanıtlanmadığını belirtiyor. Yine de, şeffaflık eksikliğinin kamu güvenini erozyona uğrattığı aşikar.
Masonluk’un gizliliği, sadece İngiltere ile sınırlı bir tartışma değil. Dünya genelinde Mason locaları, özellikle İsrail’de güçlü bir varlığa sahip. İsrail’de Freemasonry, 1953’te kurulan Grand Lodge of the State of Israel altında organize olmuş durumda ve Yahudi, Müslüman ve Hristiyan üyeleri barındırıyor. Ancak tarihsel olarak Masonluk, bazı çevrelerde “Yahudi kökenli” veya “Siyonist” bir yapı olarak algılanıyor. Bu algı, 19. yüzyıldan beri yayılan “Judeo-Masonic” komplo teorilerinden besleniyor; örneğin, sahte bir belge olan “Siyon Elders Protokolleri”nde Masonluk’un Yahudiler tarafından dünya hakimiyeti için kullanıldığı iddia ediliyor.
Gerçekte, Masonluk’un sembolleri (örneğin Süleyman Tapınağı referansları) Yahudi kökenli unsurlar taşısa da, örgüt evrensel bir kardeşlik iddiasında. Ancak İsrail’deki Mason localarının varlığı ve bazı üst düzey İsrailli figürlerin (örneğin eski Başbakan Yitzhak Rabin’in Mason olduğu iddiaları) bu bağlantıları güçlendiriyor. İngiltere’deki karar, tam da bu gizli ağların polis gibi kritik kurumlarda nüfuz oluşturmasını önlemeyi hedefliyor. Gizli Masonluk, potansiyel olarak dış güçlerle (örneğin İsrail lobileriyle) bağlantılı sadakat zincirleri yaratabilir ve bu, İngiltere’nin ulusal güvenliğini riske atar.
Met Komiseri Sir Mark Rowley’nin öncülüğündeki bu hamle, teşkilatın güvenilirliğini yeniden inşa etme çabasının parçası. Personelin %66’sı bu politikayı desteklerken, kamuoyunun da benzer endişeleri taşıdığı ortada. Masonlar karara itiraz ederek “dini ayrımcılık” iddiasıyla mahkemeye gitti, ancak bu savunma, örgütün gizliliğini koruma çabasından öteye gitmiyor.
Londra Polis Teşkilatı’nın Masonluk beyan zorunluluğu, doğru ve yerinde bir karar. Gizli örgütlerin kamu görevlilerinde yarattığı çift sadakat riski, özellikle Masonluk’un uluslararası bağlantıları (İsrail dahil) dikkate alındığında, kabul edilemez. Bu adım, İngiltere’nin adalet sistemini dış etkilerden arındırma yolunda önemli bir milestone. Kamu güveni, gizli locaların kardeşlik yeminlerinden üstündür. Teşkilatın bu cesur duruşu, diğer ülkelere de örnek olmalı.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube