
Gaye İnsan, Ufuk Peygamber Nebiyyi Muhterem (sav) bir hadislerinde şöyle buyurur: “Bir sürüye salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve makam hırsının dinine verdiği zarardan daha büyük değildir.” (Tirmizi, Zühd, 43).
Hırs, insanı kör eder; hak ve hukuk gözetmeksizin sadece kendi kazanımlarına odaklanmasına yol açar. İnsanın hırsı ve tamahı asla doymaz. Mevlana’nın dediği gibi: “Dünya malı deniz suyuna benzer, içtikçe susuzluğun artar.” Bu doyumsuzluk, kişiyi sürekli daha fazlasını istemeye ve bu uğurda daha büyük yanlışlar yapmaya sürükler.
İşte bu hadis; kontrol edilmeyen, ahlaki sınırları aşan mal, mülk ve makam hırsının, dışarıdan gelebilecek en büyük fiziki tehlikelerden bile daha yıkıcı ve tehlikeli olduğunu hatırlatan evrensel bir uyarıdır.
Son günlerde Ak Partinin önde gelen bir figürü olan Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, fon vurgunundan büyük pay koparan kişi olarak sosyal medyada gündeme oturdu. İddiaya göre Fatma Betül Sayan Kaya 63 milyon yatırıp 1 milyar 344 milyon lira çekmiş. Bu işi sıradan insanlar yaptığında bu kadar tepki çekmiyor. Ama dindarlığı öne çıkaran ve dindarlara yapılan zulmün önünü kesen bir partinin başörtülü Genel Başkan Yardımcısı yaparsa infial uyandırıyor. Sosyal medyaya girdiğiniz zaman Fatma Betül Sayan Kaya’nın tesettürlü fotoğrafıyla birlikte, yaptığı fon vurgununun çarşaf çarşaf paylaşıldığını görüyorsunuz. Çünkü tabir yerinde ise “İbadetli ahlaksızların İslam’a verdikleri zarar, ibadetsiz ahlaksızlardan daha çok olmaktadır.” Fakat Mustafa Sandal’ın eşinin fon vurgunu 11 milyar olduğu iddia edildiği halde o bu kadar gündem olmuyor.
Olayın ilginç yanı; fon olayı patlak verince asrın hırsızı Ekrem’e sahip çıkanlar, kendilerini hâkim ve savcı yerine koyup suçsuz olduğunu savunan bilumum kemalist, deist, ateist İslam düşmanları, Fatma Betül Sayan Kaya’yı sosyal medyada linç ediyorlar. Aslında bu olaydan ibret almaları lazım. Çünkü hiçbir Ak Partili Fatma Betül Sayan’a sahip çıkmıyor, “Bu iftiradır, sayın bakanımız suçsuzdur” ayaklarına yatmıyor. “Yargılansın, hesabını versin, suçlu ise cezasını çeksin” diyor. Siz samanı çok kaçırıp üstüne de yeni rakıyı içince kendinizden geçiyorsunuz. Başta çapsız Özgür’ünüz sürünün başına geçti, il il dolaşıp mitingler yaparak, “İstanbul nimet nimet” diyerek İBB’yi soyan asrın en büyük hırsızı Ekrem’in suçsuz olduğunu, hakkında kumpas kurulduğunu, olayın iftira ve siyasi olduğunu söyledi. Siz embesiller de inandınız ve peşine düştünüz. Onca itiraf, şahit, belge ve görüntüye rağmen hâlâ hırsız ve arsız Ekrem’i pîrü pâk ilan ediyorsunuz. Bir gün olsun “Hakkında bu kadar iddia var, şahit ve itirafçı var, yargılansın. Eğer çaldıysa cezasını çeksin” dediniz mi? Siz hâlâ “Bizim hırsızımız iyidir”in peşindesiniz. O da yetmedi dört metresini belediyeden besleyen ve otelde peştamalıyla yakalanan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve belediye çalışanının 16 yaşındaki kızına cinsel tacizde bulunan Giresun Görele belediye başkanı Hasbi Dede’ye bile sahip çıktınız. “Yalnız değilsin başkan” naraları attınız. Halbuki hırsız hırsızdır, namussuz da namussuzdur. Bunlara sahip çıkılmaz. Yargıya teslim edilir, cezası ne ise çeker. İşte sizin gözünüzü siyasi taassup kör ettiği için bunları görmek istemediniz. Şimdi de çıkmış Fatma Betül üzerinden ahlak dersi veriyorsunuz. Hadi ordan. “Dinime dahleden bari Müselman olsa.” Bu konuda en son konuşacak belki de hiç konuşmayacak olan sizlersiniz. Haddinizi bilin. Hendekten atlarken kuyruğu açılıp avreti görününce keçi, “Kıçın göründü” diye koyuna kahkahalarla gülmüş. Halbuki kendi kıçı sürekli açık. Sizin kıçınız keçi misali hep açık. Bir defacık koyununki açılınca onu fırsata çeviren keçi gibisiniz. Siz önce kıçınızı kapatıp da gelin.
Güvenilen bir kaynaktan aldığım bir habere göre, bir gün büyük bir iş adamı olan gençlik arkadaşı Tayyip Bey’e ziyarete gider, bazı şikâyetlerde bulununca iki saatlik bir görüşme sonunda Tayyip Bey’in şöyle dediğini söyler: “Tayin ettiğim güvenilir adamlar 6 ay içinde bozuluyorlar. Ne yapayım MASA, KASA ve NİSA’yı gören sapıtıyor.”
İşte meselenin bam teli burası. Bu dünyada parayla, makamla, kadınla, eşimizle ve çocuklarımızla imtihan olunmaktayız. Eskiler; “Masa–Kasa–Nisa, insanın denendiği alanlardır” derler. Birçok kişi bunlarla ayartılmıştır. Masa, makam; kasa, para; nisa da kadın demektir. İşlenen suç ve cinayetlere bakın, gerisinde ya kadın vardır veya alacak-verecek davası vardır ya da görevi kötüye kullanma…
İnsanın doğuştan getirdiği birtakım zaafları vardır. Kadına ve mala aşırı düşkünlük bunların başında gelir. “İnsan zayıf yaratılmıştır.” (4/Nisa:28) ayetinin tefsirinde İbn-i Kesir; “Erkeklerin zayıf olduğu konuların başında kadınların geldiğini ve Sahabeyi Kiram’ın bu ayetin tefsirinde buna ağırlık verdiklerini” açıklar. (İbn-i Kesir, Tefsiru’l Kur’ani’l Azim, 1/479). “Gerçekten o/insan, mala karşı aşırı derecede düşkündür.” (100/Adiyât:8) ayeti de insanoğlunun mala karşı zaafını ortaya koymaktadır.
Allah, yarattığı kulunda bu özelliklerin bulunduğunu önceden bildirerek tedbir almasını, paraya, makama yenik düşmemesini öğütlemiştir. Yenik düşenlerin de dünya ve ahiret manzaralarını K. Kerim’in değişik yerlerinde tablolaştırmıştır.
Günümüz insanı, gittikçe maddeyi daha da kutsamakta, bütün yatırımlarını buna yapmaktadır. Kartlarının hemen hemen tamamını dünya malı için açmaktadır.
Kantarın topuzunu kaçırmaması için insanımız, para, kadın ve makama karşı “duruşunu” iyi tespit etmesi gerekmektedir.
Para, “Sadece zenginler arasında dönüp dolaşan bir nimet, bir devlet ve kuvvet olmamalıdır.” (59/Haşr:7). Para, halk arasında tedavül edilmelidir. İhtiyaçların ehem olanı, mühim olanına, önemlisi önemsizine tercih edilerek güzelce harcanmalıdır. İhtiyaçların önceliklerine göre sarf edilmesi gerekir.
Para ile imtihan olup da o imtihanı kazanan insan sayısı da çok fazla değildir. Hiç kimse de sınanmadığı günahın masumu sayılmaz. Sadece bu fon mağdurları değil, imkânı olmadığı için bu tür sınanmalara maruz kalmayanlar da o haramı işleme potansiyelindedir. Ellerinde olsa aynı yolu takip etmeye hazırdır. Çünkü doyumsuzluk her birimizde yeterince vardır. İnsanların doyumsuz ve nankör olduğu ayet ve hadislerle sabitken çok da büyük laflar etmemek lazım. Şu fon olayında kazandıkça daha çok kazanmak isteyenler, bir vadi dolusu altın versen bir vadi dolusu daha isteyecek olanlar, birine bin katmak için hiçbir ahlak yasası tanımayanlar, “yaptıklarımız yasalara uygundur” diyebilirler. Fakat kulun yasasına uygun olan her şey Allah’ın yasasına uygun olmayabilir. Dolayısıyla yasal olan her şey helal demek değildir.
Rasûlullah (sav) şöyle buyurur: “Dört özellik sende varsa, dünyalık olarak elinden kaçanlara üzülme. Bunlar: Emanete hıyanet etmemek, doğru sözlü olmak, güzel ahlâk sahibi olmak ve sadece helâl olan şeyleri yemek.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned).
Tamahkarlığımızı, mala karşı hırsımızı, doyumsuzluğumuzu kontrol altına alabilmemiz için “bu dünyada yaptıklarımızın hesabını vereceğimiz, nereden kazanıp nereye harcadığımızın hesabının sorulacağı bir ahiret gününün varlığına iman”, bilinçli bir şekilde inanç ve amel dünyamızda yerini alması gerekir. Bu inanç bizde, vicdan karakolu oluşturmazsa fırsat bulduğumuzda tutkularımızın etkisiyle aynı günahları işlememiz kaçınılmaz olur. Gerisi laf-ı güzaf.
“1.400 Yıl Önce İslam Kadına Bu Hakkı Vermişti” Sosyal medyada paylaşılan bir video, İslam’ın kadınlara…
Çölde Doğan Nağme: “Çağrı” Filminin Müziğinin Gerçek Hikâyesi Maurice Jarre gerçekten iki ay boyunca çölde…
ALLAH’I ALDATACAĞINI SANANLARIN DİNDARLIĞI Vicdanın rafa kaldırıldığı, adaletin pazarlık masalarında satıldığı bir çağda, inancı sadece…
MİT ve Emniyet'ten Dev Operasyon: Plazalardaki Küresel Dolandırıcılık Şebekesi Çökertildi İstanbul’un Levent ve Maslak hattındaki…
HIRSIZLIKTAN SOYGUNDAN ARINIYORUZ AZ KALDI CHP'de "Arınma" Süreci Devam Ediyor: Kılıçdaroğlu'ndan Net Mesaj CHP Genel…
Erdoğan'dan Net Fon Çıkışı: O Paralar Gelecek Türkiye'nin gündemini sarsan fon vurgunu iddialarına ilişkin siyasette…
View Comments
Bendeniz yazıyı tebssüm ederek okudum ! Sanrım pek çok kişi de tebessümlerine engel olamamıştır diye düşünüyorum. Farkında sieniz hala yönetimi gökten zembille inmiş sayıp-sahiplenme söz konusu !..
Yazdığınız bu metin Hakkı gizlemek için 'mi (Güvenilen bir kaynaktan aldığım bir habere göre, bir gün büyük bir iş adamı olan gençlik arkadaşı Tayyip Bey’e ziyarete gider, bazı şikâyetlerde bulununca iki saatlik bir görüşme sonunda Tayyip Bey’in şöyle dediğini söyler: “Tayin ettiğim güvenilir adamlar 6 ay içinde bozuluyorlar. Ne yapayım MASA, KASA ve NİSA’yı gören sapıtıyor.”
Liyakat ı olmayan hangi makama gelirse gelsin vebaldir mevcut sisteme suç bul, bu yapılan adaletsizlik hırsızlık vurgun ve daha nice zulmü açıklamıyor ama komik değil HAKKI GİZLEMEK