Makale

MASAL

İbrahim, teslim olmuş bir kul. Hacer, telsim olmuş bir muttaki kadın ve en önemlisi bir anne. İsmail, yaşından beklenmeyecek olgunlukta teslim olmuş bir çocuk. Tarihin arka odalarında, tozlu raflarda, kitaplarda unutulmuş; şimdilerde sanki esatirül evvelin babında anlatılan bir masalın olağanüstü kahramanları olarak algılanan şahsiyetler.

Öyle ya, bir baba hem de seksen altı yaşında evlat hasreti sona ermiş bir baba, o çok sevdiği çocuğunu; verdiği sözü yerine getirmek için kurban etmek için onu hazırlayacaktı. Yine evladını çok seven anne buna razı olacak;  o çocuk, o evlat da bu karara ses çıkarmayacaktı ve üstelik babasına: ‘ Ey babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.’ diyecek ve emre teslim olacaktı. Böyle bir olay ancak masallarda olurdu, değil mi?

‘Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde’ diye başlayıp devam eden masallar, benim çocukluk anılarımın içinde hiç yer almıyor. Köy kökenli bir ailenin yedinci ve son çocuğu olarak dünyaya gelmiş biriyim ben. Kendimi fark ettiğim yaşlara geldiğimde ise masalların değil gerçeklerin dünyasında olduğumu düşünüyordum. Yanıldığımı sonraları öğrenecektim. Masal türünü öğrendiğimde de önceleri epeyce hayıflanmıştım doğrusu. Devlerin, ejderhaların, çok kötü ve çok iyilerin, Kaf dağının, Simurg’un olduğu masallar yoktu benim hatıralarımda. Çok sonradan da fark ettim ki aslında ben de pek çok masal dinlemişim. Âdem ile Havva’yı, Nuh Tufanı’nı, Yusuf ile Züleyha’yı, İbrahim ile Hacer’i, Bedir’i, Uhud’u, Hayber’in Fethi’ni, Hicret’i, Veda Haccı’nı ve daha birçok olayı, kişiyi bir masal havası içinde dinlemişim. Kimse kızmasın bana. Hanginiz o masal havasına maruz kalmadınız ki. Üstelik hepimiz bunları dinlerken çocukluktan çoktan çıkmıştık. Duygusallık, etkileyici ses tonları ve bolca gözyaşı sosuyla servis edilen bu olaylar herkes gibi beni de etkiliyordu.

Ancak büyümüştüm/k/. Masallara değil hakikatlere daha çok ihtiyacımız vardı. Yukarıda adını andığım olayların sosyal ve kültürel etkilerini, toplumsal dinamiklere katkısını görmek gerekiyordu. Hayallerden hayatlara geçmek gerekiyordu, bugün gençlerin dilinde dolaşan şekliyle. Her bir vakıanın sosyolojik, psikolojik, ekonomik hatta varsa askeri yönü en ince ayrıntısına kadar incelenmesi ve bunlarla bağlantılı bir kazanımlar listesi oluşturulmalı ki ders alınan ve tekerrür etmeyen bir tarih bilinci, bir inanç bilinci ve birliği oluşturulabilsin. Değerlerimizi masal formundan çıkarmazsak eğer birileri çıkar gözümüzün içine sokarcasına ‘Şeytan Ayetleri, ‘Cebellavi Sokağının Çocukları türünden saçmalıkları yazar, üstüne de Nobel Edebiyat ödülünü de alır. Biz de onları bir şey olmamışçasına izleriz ya da dinleriz. Çıkan kısık ve cılız sesleri de takan olmaz zaten.

Peki, masal olmasın mı hayatımızda?  Olmalı tabii ki. Mutlaka olmalı. Çocuklarımızın özellikle belirteyim çocuklarımızın masala çok ihtiyacı var. Onların daha geniş bir hayal dünyasına sahip olmaları açısından çok önemlidir masallar. Bu alanda çalışan ve çok emek verdiklerine inandığım Cahit Zarifoğlu’nu ve Mevlana İdris Zengin’i rahmetle anıyor; Mustafa Ruhi Şirin, Mustafa Ökkeş Evren ve İsmail Karakurt’a saygılarımı iletiyor, ömürlerinin sağlıklı; yazılarının da daimi ve uzun soluklu olmasını diliyorum. Tarihimizin önemli olayların farklı kalemler tarafından farklı formlarda yazılması, hatta güçlü senaryolar ve sağlam oyuncu kadrosu ile usta yönetmenlerce film ya da dizi haline getirilmeleri hafızalarda daha çok yer etmelerini sağlayacaktır. Geçmişte yapılmış çalışmalar var elbette ama onların işlediği konular da yeniden ele alınıp modern teknolojiden de yararlanılarak daha başarılı ürünler ortaya çıkarılabilir.

Olayları ve hayatı muhatabımızın yaşına, ruh haline hatta eğitimine göre anlatmalıyız. Çocuklara ağır dini mevzular, yetişkinlere de masallar anlatmaktan vazgeçelim. ‘İnsanlara akıllarınca hitap etmek gayretinde olalım.  Yazıyı Mevlana İdris Zengin’in Masal şiirinden bir bölümle bitirelim.                                                                                                                                                                                 

Masal dünyanın bittiği yerde başlar
Biliyorum eski zamanlarda değiliz artık
Ve masallar böyle anlatılmaz
Biliyorum ben hiç masal yazmazdım
Dünya sisteminin hepimize anlattığı masal
Kötü olmasa bu kadar                                                                                                                        

…                                                                                                                                                   

Her şey için tek şey diliyorum
Allah’ın gülleri yakamızı bırakmasın                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                

EYYUP YÜKSEL

 

 

 

Recent Posts

  • Gündem

SU HAYATTIR, PEKİ KİMİN? Musluktan Damacanaya Uzanan Su Düzenini Sorguluyoruz

SU HAYATTIR, PEKİ KİMİN? Musluktan damacanaya uzanan su düzenini sorguluyoruz Su, insan hayatının vazgeçilmezidir. Ekmeksiz…

2 dakika ago
  • Genel

BİR ŞAİRİN SESİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KÜRSÜSÜNDE

BİR ŞAİRİN SESİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KÜRSÜSÜNDE Bir ülkenin şair, yazar ve düşünürleri o ülkenin yüz…

15 dakika ago
  • Genel

BÜYÜKELÇİ DEMİRCAN TÜRK YATIRIMCILARIN YANINDA

BÜYÜKELÇİ DEMİRCAN TÜRK YATIRIMCILARIN YANINDA: TUNUS’TA HAVACILIK YATIRIMINA İMZA Türkiye’nin Tunus Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan,…

24 dakika ago
  • Gündem

Pezeşkiyan BM’de ABD’ye yüklendi: “İran teslim olmayacak”

Pezeşkiyan BM’de ABD’ye yüklendi: “İran teslim olmayacak” NEW YORK – İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş…

31 dakika ago
  • Genel

CUMA NAMAZI İLE İLGİLİ HATALAR VE DİYANETE ÇAĞRIM

Cuma Namazını Bile Öğretemedik CUMA NAMAZI İLE İLGİLİ HATALAR VE DİYANETE ÇAĞRIM Şehir merkezlerinden dağ…

46 dakika ago
  • Makale

AHAD’I VE VAHÎD’İ DÜŞÜN

AHAD’I VE VAHÎD’İ DÜŞÜN Sûrede üzerine yemin edilen üçüncü gerçeklik çokluk ve tekliktir: “Çok olanı…

57 dakika ago