Gündem

Mekke Anlaşması: İlk Gün Sorduğumuz Soruların Bugünkü Cevabı

Mekke Anlaşması: İlk Gün Sorduğumuz Soruların Bugünkü Cevabı

Mekke‘de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’nın üzerinden henüz çok fazla zaman geçmedi.

Anlaşma imzalandığında birçok çevre bunu büyük bir heyecanla karşıladı.

Biz ise farklı bir yerden baktık.

“İslam dünyasının ortak savunma iradesi açısından önemli bir adım olabilir” dedik ama aynı zamanda şu soruyu da sorduk:

Bu anlaşma gerçekten İslam dünyasının bağımsız ve ortak bir savunma iradesinin başlangıcı mı, yoksa bölgenin yeni güvenlik dengeleri içerisinde şekillenen başka bir yapı mı?

Bugün, anlaşmanın üzerinden geçen kısa zamanın ardından aynı soruyu yeniden sormanın tam zamanı.

Çünkü mesele artık yalnızca anlaşmanın imzalanmış olması değil.

Mesele, anlaşmanın nereye doğru evrileceğidir.

İlk günden beri asıl soru buydu

Mekke Anlaşması‘nın temel mantığı açık.

Taraflardan birine yönelik silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış sayılması ve ortak caydırıcılık oluşturulması hedefleniyor. Anlaşma, Birleşmiş Milletler Şartı’nın meşru müdafaaya ilişkin 51. maddesine de atıf yapıyor.

Bu, kâğıt üzerinde son derece önemli.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi üç önemli Müslüman ülkenin güvenlik alanında birbirine yaklaşması küçümsenecek bir gelişme değildir.

Fakat tam da burada bizim ilk gün sorduğumuz soru ortaya çıkıyor:

Bu ortak savunma iradesi hangi tehdit algısı üzerinden şekillenecek?

Çünkü Ortadoğu’da tehditlerin adresi belirsiz değildir.

İsrail’in Gazze’deki saldırıları, bölgedeki askeri gerilimler, İran-İsrail çatışması, Körfez güvenliği, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığı aynı denklem içerisinde bulunuyor.

Dolayısıyla “Bu anlaşma kime karşı?” sorusu, anlaşmaya düşmanlık etmek değildir.

Tam tersine, bir savunma ittifakının gerçek anlamını sorgulamaktır.

Erdoğan’ın açıklaması önemli

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün yaptığı değerlendirmede Mekke Anlaşması‘nın hiçbir ülkeyi hedef almadığını, temel amacın caydırıcılık, bölgesel huzur ve istikrar olduğunu söyledi.

Ayrıca anlaşmanın diğer kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu ifade etti.

Bu açıklama önemlidir.

Çünkü Türkiye’nin ortaya koyduğu çerçevenin “bir ülkeye karşı kurulmuş askeri blok” değil, daha geniş bir bölgesel güvenlik işbirliği olduğu mesajı veriliyor.

Fakat burada da başka bir soru karşımıza çıkıyor:

Eğer gerçekten bütün İslam ülkelerinin güvenliği hedefleniyorsa, bu yapı zamanla ne kadar kapsayıcı olabilecek?

Bugün Mısır’ın anlaşmaya katılıp katılmayacağı tartışılıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır‘ın ileride anlaşmaya katılabileceğini belirtti.

İşte bu gelişme, anlaşmanın geleceği açısından son derece önemli.

Çünkü Mısır’ın dahil olmasıyla birlikte yapı sadece üç ülke arasındaki bir savunma anlaşması olmaktan çıkıp daha geniş bir Arap-İslam güvenlik mekanizmasına dönüşebilir.

Ama bunun önünde ciddi siyasi hesaplar da var.

Asıl sınav: İran

Mekke Anlaşması‘nı değerlendirirken İran’ı görmezden gelmek mümkün değil.

Çünkü Türkiye’nin İran’la ilişkileri var.

Pakistan’ın İran’la sınırı ve tarihsel ilişkileri var.

Suudi Arabistan’ın İran’la ise uzun yıllardır devam eden ciddi jeopolitik rekabeti bulunuyor.

Dolayısıyla üç ülkenin aynı savunma çatısı altında bulunması, doğal olarak şu soruyu doğuruyor:

Bu yapı İran’ı dışlayan bir güvenlik mimarisine dönüşürse ne olacak?

İşte benim Mekke Anlaşması‘na başından beri tam anlamıyla sıcak bakamamamın sebeplerinden biri de burada yatıyor.

İslam dünyasının birliği diyorsak, bir Müslüman ülkeyi başka Müslüman ülkeye karşı dengeleme amacı taşıyan bir yapıdan söz etmemeliyiz.

İslam dünyasının savunma ittifakı, İslam dünyasının kendi içindeki rekabetleri büyüten değil, azaltan bir mekanizma olmalıdır.

Peki İsrail?

Daha da önemli bir soru var.

Filistin nerede?

Bugün Gazze’de yaşananlar ortadayken, İslam dünyasının ortak savunma mekanizmasından söz edip Filistin’i bu denklemin dışında bırakmak mümkün müdür?

Erdoğan‘ın Mahmud Abbas‘la yaptığı son görüşmede de Filistin devletinin bağımsızlığı, Gazze’nin Filistin devletinin ayrılmaz parçası olması ve iki devletli çözüm vurgusu öne çıktı.

O halde Mekke Anlaşması‘nın gerçek başarısı sadece “bir ülkeye saldırı olursa diğerleri de karşılık verir” maddesiyle ölçülmemelidir.

Asıl soru şudur:

Bu mekanizma Filistin halkının güvenliğine, Gazze’nin yeniden imarına, Kudüs’ün özgürlüğüne ve İsrail’in saldırganlığına karşı gerçek bir caydırıcılık üretebilecek mi?

Eğer üretemeyecekse, o zaman elimizde güçlü bir askeri işbirliği görüntüsü olabilir ama İslam dünyasının ortak savunma iradesinden söz etmek zorlaşır.

NATO’nun 5. maddesi gibi mi?

Anlaşmanın bir başka dikkat çekici tarafı da kolektif savunma mantığıdır.

Bir üyeye yapılan saldırının diğerlerini de ilgilendirmesi, doğal olarak NATO’nun 5. maddesini hatırlatıyor.

Fakat burada çok önemli bir fark var.

NATO‘nun arkasında onlarca yıllık kurumsal yapı, ortak komuta mekanizmaları, askeri planlama, istihbarat paylaşımı ve ortak operasyon kabiliyeti bulunuyor.

Mekke Anlaşması ise henüz yolun başında.

Dolayısıyla bugün yapılması gereken şey, anlaşmayı daha ilk günden NATO’ya eşitlemek değil;

Bu anlaşmanın kendi kurumsal kapasitesini oluşturup oluşturamayacağını görmek.

Ve bizim ilk günkü sorumuz hâlâ masada

Biz Mekke Anlaşması‘na “hayır” demiyoruz.

Tam tersine…

Keşke gerçekten İslam dünyasının ortak savunma kalkanı olsa.

Keşke Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın attığı bu adım, zamanla Mısır’ın, Endonezya’nın, Malezya’nın, Katar’ın, Ürdün’ün ve diğer Müslüman ülkelerin de dahil olduğu gerçek bir güvenlik ve dayanışma mekanizmasına dönüşse.

Keşke İslam ülkeleri artık başkalarının güvenlik şemsiyelerine muhtaç olmadan kendi güvenliklerini kendileri sağlayabilse.

Keşke Gazze‘de çocuklar öldürülürken sadece açıklama yapmakla yetinmeyen, caydırıcı bir İslam dünyası ortaya çıkabilse.

Fakat bunun gerçekleşebilmesi için bir şart var:

Bu yapı herhangi bir büyük gücün Ortadoğu’daki hesaplarının aparatı olmamalı.

Ne Washington’ın…

Ne Pekin’in…

Ne Moskova’nın…

Ne Tahran’ın…

Ne Tel Aviv’in…

Mekke’nin adı, ancak İslam dünyasının kendi iradesini temsil ettiği zaman anlam kazanır.

Çünkü Mekke sadece bir şehir değildir.

Müslümanların kıblesidir.

Ve Mekke’de atılan bir savunma adımının nihai hedefi, bir başka Müslüman ülkeyi dengelemek değil;

Müslümanların birbirlerini koruyabildiği bir düzen kurmak olmalıdır.

Son söz

Belki de bugün ilk günkü sorumuzu değiştirmemiz gerekiyor.

Artık:

“Mekke Anlaşması kime karşı?”

diye sormak yetmez.

Asıl soru şudur:

“Mekke Anlaşması kimin iradesiyle, hangi amaçla ve nereye kadar büyüyecek?”

Eğer cevap;

“İslam dünyasının kendi güvenliğini kendi ellerine alması”

olursa…

Bu anlaşma gerçekten tarihî bir dönüm noktası olabilir.

Ama cevap başka merkezlerde aranacaksa, o zaman ilk günkü şüphelerimizi yeniden konuşmak zorunda kalacağız.

Bizim temkinimiz anlaşmaya değil; anlaşmanın hangi istikamete götürüleceğine.

Çünkü mesele bir savunma anlaşması imzalamaktan daha büyük.

Mesele, İslam dünyasının kendi kaderini kendi ellerine alıp alamayacağıdır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Recent Posts

  • Genel

ABD ile İsrail Arasında Gazze Planı Krizi Derinleşiyor

ABD ile İsrail Arasında "Gazze Planı" Krizi Derinleşiyor ABD ve İsrail yönetimleri arasında Gazze Şeridi’nin…

4 dakika ago
  • Genel

İran’da Kritik Askeri Atamalar

İran’da Kritik Askeri Atamalar: Hamaney’den Ordu ve Devrim Muhafızları’nda Yeni Dönem İran Dini Lideri Mücteba…

44 dakika ago
  • Genel

SURİYE ORDUSUNDAKİ HAYBER SLOGANINA TEPKİ

İSRAİL MERKEZLİ ALMA’DAN SURİYE ORDUSUNDAKİ “HAYBER” SLOGANINA TEPKİ İsrail merkezli Alma Araştırma ve Eğitim Merkezi,…

1 saat ago
  • Makale

RABBİNİN ADIYLA OKU: HAYATI VAHYİN ÖLÇÜSÜYLE ANLAMAK

RABBİNİN ADIYLA OKU: HAYATI VAHYİN ÖLÇÜSÜYLE ANLAMAK “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (Alak, 96/1) Kur’an’ın insanlıkla yeniden…

1 saat ago
  • Makale

MEHDİ HADİSLERİ

MEHDİ HADİSLERİ Gerek siyasi rekabet ve mücadelelerde gerekse kelami/itikadi görüş ayrılıklarında hadislerin istismar edildiği malum.…

2 saat ago
  • Gündem

İktidarın Aile Politikasıyla İstihdam Hedefi Çelişiyor mu?

KADIN İSTİHDAMI ARTACAK AMA GENÇLER NASIL EVLENECEK? İktidarın aile politikasıyla istihdam hedefi çelişiyor mu? Cumhurbaşkanı…

2 saat ago